Çin’in Ortadoğu Politikası Bağlamında Irak

2015 yılında Irak Başbakanı Haydar Cevad Kadim El Abadi’nin Çin’e resmi ziyareti sırasında ilişkilerin “stratejik ortaklık” olarak tanımlanmasının gerekliliğinin vurgulanması, her iki ülkenin de ilişkilere atfettiği değer açısından önem teşkil etmektedir. Çin’in Ortadoğu politikasını ve özellikle Irak ile ilişkilerini şekillendiren en önemli faktör, artan enerji talebi olmuştur. 2035 yılında Çin’in petrol ithalatının günde 13 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir. Çin, petrol ihtiyacının büyük bir çoğunluğunu Ortadoğu’dan karşılamaktadır.  Çin’in Irak ile olan ilişkilerinin politikasını da petrol belirlemekte olup; enerji sektörü üzerinde, ekonomik işbirliğini geliştirme çerçevesinde ilişkileri ilerlemektedir.

2015 yılında Çin’in petrol ithal ettiği ülkeler (milyar dolar)[1]

1 Suudi Arabistan 20,8
2 Rusya 17,1
3 Angola 15,9
4 Umman 14
5 Irak 12,7
6 İran 10,7
7 Kuveyt 5,7
8 Brezilya 5,3
9 Birleşik Arap Emirlikleri 5,1
10 Venezuela 5,1
11 Kolombiya 3.1
12 Sudan (Kuzey + Güney) 2,9
13 Kongo 2,3
14 Kazakistan 1,9
15 Avustralya 1

 

Irak’taki istikrarsızlık Çin’in enerji güvenliği için ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturmaktadır. Irak, istikrarsızlık ile mücadele için uluslararası toplumu destek ve yardıma çağırmaktadır. Çin, Irak’ta proaktif bir politika izlemeye gönüllü değildir. Çin’in Irak’ta ve Suriye’de devam eden krizlerle ilgili politikası, müdahale karşıtlığını içeren toprak bütünlüğünü, egemenliği ve bağımsızlığı destekleyen bir şekilde hayat bulmaktadır. Çin, Irak’ta önemli ekonomik çıkarlara sahipken; Suriye’de aynı önemlilik derecesinde ekonomik çıkarlara sahip değildir.  Bu yüzden de Irak’ın içinde bulunduğu istikrarsızlık Çin’in petrol ithalatını beklentisinin çok altına çekmektedir; bu duruma rağmen Çin, Ortadoğu’da herhangi bir soruna taraf olmayı kabul etmemektedir. Çin, petrol talebinin güvenli bir şekilde karşılanması konusunda Suudi Arabistan ve İran gibi petrol tedarikçisi Ortadoğu ülkelerine güvenebileceğini bilmektedir. 2015 yılında da, tabloda görüldüğü gibi, İran’ın rakibi Suudi Arabistan, Çin’in petrol ihtiyacını karşılamada güvendiği ilk ülke ve Ortadoğu ülkesi olması açısından önem taşımaktadır. 2016 yılının ilk aylarında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Ortadoğu turu, hem İran’ı hem de Suudi Arabistan’ı içermiştir.[2] Her iki ülkenin de bu kapsamda yer alması, bu bağlamda değerlendirilmelidir. Aynı zamanda iki bölgesel rakip ile ziyaretin eş zamanlı gerçekleştirilmesi, Çin’in arabulucu rol oynayabileceğine işarettir. Irak’ın petrol üretiminin yaklaşık yarısını ithal etmesine rağmen Çin, enerji güvenliği ile ilgili tehditlere maruz kalmaktan endişe etmektedir. Irak’ın, enerji işbirliğinde Çin açısından Suudi Arabistan’ın ve İran’ın yerini alması mümkün görünmemektedir. Aynı zamanda Kuveyt ve BAE ile enerji ithalatını arttırması da, Irak’ın Çin için konumunu zayıflatmaktadır.

Aslında 1980’li yıllara bakıldığında, enerji ihtiyacının güvenle karşılanması ve İran-Irak Savaşı’nda askeri ve teknik yardımlarda bulunması bağlamında Çin, Irak’ın güvenilir bir müttefiki olduğunu kanıtlamıştır. Savaş sonrası Çin’in silah müşterisi olan Irak’a satışları düşmüş; ardından Körfez Savaşı’yla beraber Çin müşterisini tamamen kaybetmiştir. Irak’ta ortaya çıkan istikrarsızlık petrol yatırımlarını ciddi ölçüde zora sokmuştur.

Artan enerji ihtiyacının güvenliği konusunda duyulan endişelerinin yanında yurtdışında yaşayan Çinli vatandaşların güvenliğinin sağlanması ve son dönemde ayrılıkçı terör gruplarına bazı Çinli vatandaşlarının katılımı sorunu ile karşı karşıya kalması, Çin’in Irak’taki ekonomik çıkarlarını sınırlandırmaktadır. Çin küresel gücünü pekiştirmeye devam ederken, krizlerin yarattığı olumsuzlukların çıkarlarına yansımalarının etkisinde kalmaktadır. Bununla birlikte Çin, son dönemde Ortadoğu’yu enerji kaynakları dışında görmektedir. Bu sayede küresel rolü güçlenmekte, Ortadoğu’daki diğer ülkelere göre, güvenilir ve dost müttefik izlenimi yaratmaktadır.

Irak’taki geçmişteki başarısızlıklarından dolayı ABD’nin Irak’ın içinde bulunduğu istikrarsızlık ile mücadelesi samimi bulunmamaktadır. Bölge, başka aktörlere ihtiyaç duymuş; bu boşluğu Türkiye, İran ve Rusya doldurmuştur. Çin’in, müdahale karşıtı politikalar yürütmesi, Ortadoğu’da alternatif enerji ortaklarının olması Irak ile ilişkilerini sınırlı tutmaktadır. Buna rağmen Çin, 2017 yılının ilk aylarında Irak hükümetine insani yardım yapmak için gönüllü olduğunu belirten bir mektup göndermiştir.[3] Çin, bu mektupla insani yardım gibi daha “mütevazi” bir destek vermeye hazır olduğunu göstermiştir. Irak’ın içinde bulunduğu istikrarsızlık Çin’in sadece enerji işbirliğini değil, dış politikasını da olumsuz etkilemektedir. Uluslararası toplumdan beklentisi daha fazla olan Irak’ın, özellikle Çin’den aradığı desteği bulamadığı ortadadır. Irak’ta daha aktif bir mücadele beklentisinde olan Irak, Çin’i bu anlamda yanında bulamamaktadır. Bununla birlikte Irak’taki istikrarsızlık ve Suudi Arabistan ile İran arasında yaşanan vekalet savaşlarından oluşan gerginlik, İpek Yolu Projesi’nin (OBOR) olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Çin’in Ortadoğu’nun hakimiyetini ABD’ye bırakmak istemediği de aşikârdır.  Irak’ın askeri, siyasi ve ekonomik geleceğini garantileyebilmesi için petrol harcamalarına duyduğu ihtiyaç ortadadır. Irak, Çin ile ilişkilerini de bu bağlamda değerlendirmektedir. Uzun vadeli enerji, savunma ve güvenlik alanlarındaki işbirliği, bölgede yeni bir stratejik dengeye imkân tanıyacaktır. Çin, uzun vadede her alanda geliştirebileceği, özellikle de enerji alanındaki işbirliği ile bölgedeki ve Irak’taki yeni alternatif denge unsuru olabilir. Çin’in enerji talebi arttıkça, Çin için Ortadoğu önemini korumaya devam edecektir.


[1] Crude Oil Imports by Country, Crude Oil Imports into China,  http://www.worldstopexports.com/crude-oil-imports-by-country/

[2] China’s President Xi visits Saudi Arabia to improve ties, http://www.bbc.com/news/world-middle-east-35351391

[3] Chinese premier announces humanitarian aid for Iraq in letter to Iraqi counterpart, http://news.xinhuanet.com/english/2017-01/11/c_135974400.htm

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,719TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz