Çin, İran ve Donald Trump

ABD ve Çin arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler Çin’in İran ile bağlarını geliştirebilmesinde Çin’in kararlarını etkilemektedir.  1970’ler boyunca ABD ve Çin çıkarları doğrultusunda İran’ı dost ülke olarak görmüş, Sovyet tehdidine karşı beraber güç oluşturmuşlardır. 1979 İran İslam Devrimi sonrasında Çin’in İran ile ilişkilerini geliştirmesi ABD politikaları ile ters düşmesine neden olmuştur. İran ve Çin arasındaki işbirliği ABD’nin askeri avantajlarını bölgede azaltmaya zorlamıştır. 1980- 1988 yılları arasındaki İran-Irak savaşı nedeniyle silah pazarının genişlemesi büyük aktörlerin bölgeye ilgisini çekmiştir. 1986 yılının ortalarında Amerikan istihbaratı İran’ın Çin’den HY-2 (ipekböceği) füzeleri satın aldığını ortaya çıkarmıştır. Çin, bu iddiaları reddetmiştir. Bununla beraber ABD’nin de İran’a silah satışında bulunduğu iddiaları ABD’nin bölgede konumunu zayıflatmıştır. Bu gelişme Irangate skandalı olarak bilinmektedir.

ABD’nin Çin’e baskısı arttıkça, Çin de ABD’nin güvenini yeniden kazanmaya çalışmıştır. Çin’in İran ile işbirliği ABD ile ilişkilerde Tayvan meselesini de gündeme getirmiştir. Çin, İran’a silah satışında bulundukça, ABD de Tayvan’a silah teminini öngören anlaşmalara başvurmuştur. 2 Eylül 1992 tarihinde ABD, Tayvan’a 150 adet F-16 savaş uçağı sattığını duyurmuştur. Çin, İran silah ve nükleer teknoloji kartını ABD’ye karşı oynamıştır. İran ve Çin, 300 megawatt kapasiteli araştırma reaktörünün sağlanması ile ilgili işbirliğini öngören bir anlaşma imzalamıştır. 1992 yılı boyunca ABD, bu anlaşma rafa kaldırırsın diye lobi faaliyetleri yürütmüş; Çin de, 1991 yılında imzalanan 27 megawatt kapasiteli araştırma reaktörünün sağlanmasını amaçlayan anlaşmayı iptal ettiğini açıklamıştır. ABD’nin Çin tarafından İran’a silah satışının gerçekleşmesini istememesi gibi Çin için de Tayvan’a silah transferinin durdurulması ABD ile mücadele verdiği en önemli konulardan biri olmuştur.

Petrol ithal eden ülke olarak Çin, Basra körfezinde uzun vadeli istikrara ihtiyaç duymaktadır. Çin’in petrole ihtiyacı arttıkça, İran’ın askeri kapasitesine güveninin sağlanmasını amaçlamaktadır. Çin’in İran’a silah temini, Körfez bölgesinde ABD’nin çıkarlarını tehdit etmektedir. Uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmesine rağmen, Çin İran’a silah temininde bulunmaya devam etmektedir. 1996 yılında Çin’in 400 ton kimyasal silah yapımında kullanılan sinir gazını İran’a sattığı açığa çıkarılmıştır. 1983 ile 1997 yılları arasında İran’ın tek ve önemli silah sağlayıcısı ülke Çin iken, 1990’larla beraber Rusya’da bu pazarda yer almaya başlamıştır. İran’ın silah sanayisine Çin’in silah satışı sayesinde katkıda bulunan

HY-2 (İpek böceği) ve C-801  füzeleri olmuştur. Çin’in İran’a askeri desteği nükleer ve füze teknolojisi bağlamında ABD’nin baskıları doğrultusunda iptal edilen anlaşmaları da içermektedir. ABD ile Çin arasındaki ilişkileri sadece çatışma yaşanan ilişkiler olarak görmemek, aksine ekonomik işbirliğini her iki tarafında kazan-kazan işbirliği olarak kabul ettiğini vurgulamak gerekmektedir.

2002 yılında da İran’ın uranyum zenginleştirdiğinin ortaya çıkmasının ardından Batılı şirketlerin İran’dan çekilmesiyle Çinli şirketler Batılı şirketlerin yerini hızla almaya başlamıştır. İran’ın nükleer enerji geliştirmesinin yanında nükleer silah üreteceğine dair şüphelere sahip ABD ile İran arasındaki ilişkiler gerginleşmiştir. Çıkan nükleer krizde Çin, ABD ile doğrudan karşı karşıya gelmeme çabalarına karşın BM’de askeri müdahaleyi de kapsayan önlemlerin alınmasını engellemiştir. 2015 yılında İran ile P5 + 1 olarak adlandırılan ve BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi ile Almanya’dan oluşan ülkeler grubu arasında Kapsamlı Nükleer Ortak Eylem Planı Anlaşması imzalanmıştır.

Çin ve İran arasındaki ilişkilerindeki beklentiler farklılık göstermektedir. Çin’in İran ile ilişkilerindeki beklenti, güvenli yollarla enerji talebini karşılaması ve pazar olması bakımından önem kazanmaktadır.  İran, Çin’i ABD’nin potansiyel dengeleyicisi olabilecek konumda görmektedir. Çin’in ABD karşıtı bir ittifakta yer alması ve ABD baskılarına boyun eğmemesi gerektiğini savunmaktadır.  Bununla birlikte Çin, İran’a askeri müdahalelerde bulunulmasına karşı çıkmış ve uygulanacak yaptırımlara da direnmiştir. Çin’e göre ABD’ye karşı Basra Körfezinde İran bir denge oluşturmaktadır, ama bu duruma rağmen 2005 yılında ŞİÖ’ye gözlemci statüsüyle katılan İran’ın tam üye olması konusunda Çin hala isteksiz davranmaktadır.

Donald Trump, ABD Başkanlık seçimi kampanyasında Çin’i kampanyasının merkezi haline gelmiştir. Çin’in adil olmayan şekilde rekabet ettiğini, Amerikalıların işlerini çaldığını, para birimi ile baskı altına aldığını ifade etmiştir. Donald Trump’ın ABD’de yapılan 58. başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından Çin ile ekonomik ilişkilerde izlenecek politika belirsiz hale gelmiştir. İran ile ilgili olarak da Donald Trump, kampanyalarında İran ile gerçekleştirilen nükleer anlaşmayı yapılan en kötü anlaşma olarak nitelendirmiştir. Nükleer anlaşmanın değiştirilmesi gerektiğini savunan Trump, ambargoların artmasından da yana olduğunu vurgulamıştır.  Trump’ın başkanlığının Çin ve İran ile ilişkilerine neler getireceğinin bilinmemesinin ortaya çıkardığı belirsizlik tarafları tedirgin ve hassas bir politika takip etmeye zorlamaktadır.

 

İran’ın Ortadoğu’da güç olma isteğine ve Çin’in Güney Çin Denizindeki egemenlik iddialarına dair Donald Trump’ın  izleyeceği politika İran-ABD ve Çin-ABD ilişkilerinde önem kazanmaktadır. Trump’ın İran ve Çin politikasının Obama yönetimini eleştiren ancak netlik içermeyen şekilde olması, Çin ile ekonomik ilişkilerde olası gerginliğin ilişkilere olumsuz yansıması, NATO’nun geleceğinin tartışmaya açılması, İran nükleer anlaşmasının değiştirilmesi veya iptal edilmesi gibi gündem maddeleri ihtimaliyle ABD’nin dış politikasının önümüzdeki dönemde merak oluşturmasına neden olmaktadır. Ocak ayından itibaren ABD dış politika geleneğinde Donald Trump ile değişikliklerin ortaya çıkması mümkün görünmektedir.


Anthony H. Cordesman, Aaron Li, The Iranian Sea-Air-Missile Threat to Gulf Shipping, csıs, Rowman&Littlefield, 2015.

Chien Min Chao, Chih-Chia Hsu, China isolates Taiwan, China’s Rise, Taiwan’s Dilemma’s and International Peace, Edward Friedman (Ed.), Routledge, 2006,s.41-67.

George Beahm, Trump Talk: Donald Trump in his own words, Adams Media, Avon, Massachusetts, 2016

Jean-Michel Rene Souche, America will be great again, The Trump Revolution, Tarnhelm Editions,2016

John W. Garner, China and Iran: Ancient Partners in a Post-Imperial world, University of Washington Press, 2006.

Shireen Hunter, Iran’s Foreign Policy in the Post-Soviet Era Resisting the New International Order, Praeger ABC-Clio, 2010.

United States Census Bureau, Trade in Goods with China, https://www.census.gov/foreign-trade/balance/c5700.html

Yitzhak Shichor, Much Ado About Nothing: Middle Eastern Perceptions of the China Threat, The China Treat: Perceptions, Myths and Reality, Ian Storey, Herbert Yee (ed.), RoutledgeCurzon, 2002,s.319-338.

Wendy Frieman, China, Arms Control and Non Proliferation, RoutledgeCurzon, 2004.

Yazarın diğer yazıları