Bulgaristan’daki 26 Mart 2017 Parlamento Seçimleri ve Bulgaristan Türkleri Açısından Önemi

Ülke gündeminin referandum ve dış politika gelişmeleri ile yoğun olduğu bu günlerde, komşumuz Bulgaristan ile olan ilişkilerimiz de gergin bir hal almaya başlamıştır. 26 Mart tarihinde genel seçimlere gidecek Bulgaristan’da, Bulgar siyasetçiler Türkiye’yi seçimlere müdahale etmekle suçlamışlardır. Bazı siyasi partiler de Kapıkule Sınır Kapısı’na gelerek ve trafiğin işlemesini geciktirerek, konuyu popülist amaçları için kullanmaya çalışmışlardır. Ancak Bulgaristan Büyükelçisi Neynski’nin Sofya’ya istişareler için geri çağırılması, konunun Türk-Bulgar ilişkileri açısından ne kadar önemli bir hal aldığının açık bir göstergesi olmuştur.

Olayın salt bir dış politika gelişmesi olarak ele alınmasından ziyade, Bulgaristan siyaseti açısından da incelenmesi elzemdir. Ülkesindeki Türkleri sürekli göçe zorlayan, onları zorla isim değiştirme de dahil olmak üzere farklı yollardan asimile etmeye çalışan Bulgaristan, Türklerin tek başına siyasi bir güç oluşturmalarının önüne geçmeye çalışmıştır. 1990’lı yıllarda kurulmuş olan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), önceleri Türk partisi olarak görülmesi sebebiyle Anayasa Mahkemesi’ne şikâyet edilmiş hatta kapatılması talep edilmiştir. Bulgar Anayasası etnik temeller üzerine siyasi parti kurulmasını yasaklamaktadır. Fakat zamanla HÖH kabul görmüş ve aldığı oy oranıyla iktidar ortağı olarak koalisyon hükümetlerinde yer almıştır. HÖH’ün parlamento ve yerel seçimlerde göstermiş olduğu başarılar Bulgar siyasetini de etkilemiştir. Bununla birlikte, Türklerin azınlık hakları konusunda istenen ilerleme bir türlü sağlanamamıştır. Türklerin dini ve kültürel geleneklerini sürdürmeleri, anadil olarak da Türkçe’nin kullanımı konusunda sürekli sorunlarla karşılaşılmıştır. HÖH’te liderliğin Ahmet Doğan’dan Lütfü Mestan’a geçmesi, partide değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. 2015 yılında seçim kampanyası sırasında Türkçe konuşan Lütfü Mestan, 500 Leva (250 Avro) para cezasına çarptırılmıştır. Avrupa’da ana dilde seçim propagandası serbest olmasına karşın Bulgar makamların neden böyle bir karar aldıkları aşikârdır. Avrupa kurumlarının da konuyla ilgili uyarılması bir sonuç vermemiş; yetkililer “birlik kurumlarının üye ülkelerdeki seçimlere müdahale edemeyeceği” gibi muğlak bir yanıt vermişlerdir.

Bulgaristan’daki Türklerin siyasi hayatı açısından belirleyici olan konu, Kasım 2015 tarihinde Rus uçağının Türk hava sahasında düşürülmesi olayı olmuştur. Bu olay sonrası açık bir şekilde Türkiye’yi desteklediklerini belirten Parti Genel Başkanı Lütfü Mestan, HÖH’ün Kurucu Başkanı olan ve Fahri Başkanlık ünvanını elinde bulunduran Ahmet Doğan’ın girişimiyle görevden uzaklaştırılmıştır. Bu olay neticesinde Mestan yeni bir parti kurma arayışına girmiş ve bu süreç sonucunda da Türkçe anlamı “Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü İçin Demokratlar” olan DOST Partisi kurulmuştur. Türklerin azınlık olarak daha kapsamlı haklar talep etmesini savunan DOST Partisi, bunu Avrupa Birliği ve NATO gibi kuruluşların da desteklerini arkasına alarak gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bulgaristan’daki liberalleşmenin Türklerin haklarını da geliştireceği görüşü yaygındır.

HÖH’ün eleştirildiği bir diğer konu da, azınlık haklarının sosyalizmden liberal demokrasiye geçiş sürecinde ihmal edilmesi olmuştur. Bulgaristan’daki kısıtlayıcı uygulamalar neticesinde ülkedeki azınlık hakları Avrupa standartlarının gerisinde kalmıştır. Ülkenin Avrupa Birliği (AB) üyelik müzakereleri sırasında da Türk azınlığın hakları ve durumu “siyasi açıdan hassas bir konu olduğu” gerekçesiyle tartışılmamıştır. Türk azınlık konusunda kapsamlı reformların yapılmasını teşvik edecek bir fırsat olarak görülen AB üyelik müzakereleri de siyasi irade yokluğu sebebiyle kullanılamamıştır.

İşte böyle bir ortamda Bulgaristan Türkleri iki Türk partisinin yarışacağı bir seçime gitmektedir. İki partinin yarışta var olması Türklerin oylarının bölünmesine yol açacağı gibi meclisteki konumlarının da zayıflayabileceğine işaret etmektedir. Genel seçimlerde %4 olan seçim barajının aşılmasının yanında diğer önemli bir konu da, mecliste kilit konumda olabilecek parti haline gelebilmektir. Bulgaristan parlamentosundaki sandalye dağılımı, Bulgaristan’daki Türkleri üçüncü büyük siyasi güç yapmıştır. Son yapılan 2014 seçimlerinde, 240 üyeli parlamentoda Türklerin geleneksel partisi olarak bilinen Hak ve Özgürlükler Hareketi, 38 sandalye kazanmıştır. Son yıllarda sürekli bir siyasi istikrarsızlık içerisinde bulunan Bulgaristan’da iki-üç yılda bir parlamento seçimlerine gidilmiş olmasına rağmen güçlü bir hükümet kurulamadığı için yeniden erken seçime gitmeye karar verilmiştir. Avrupa Birliği üyeliğinin vatandaşlarına vaat etmiş olduğu refahın bir türlü gerçekleşemediği komşumuzda yolsuzluk ve hayat pahalılığı vatandaşların memnuniyetsizliğini arttıran en önemli konulardır.

Bununla birlikte azınlıkların haklarının AB üyeliğine rağmen tam olarak korunamaması ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Bulgaristan’daki en büyük azınlık durumunda olan Türkler, azınlık haklarında beklenen liberalleşme sürecinin bir türlü yaşanmaması sebebiyle büyük sıkıntılar çekmektedirler.

Türklerin ülke gündemini en fazla meşgul ettikleri konuların başında seçimler sırasında kullanmış oldukları oylar gelmektedir. Bilindiği üzere, demografik yapıya yönelik hassasiyet bağlamında periyodik olarak Türklerin sınırdışı edildiği Bulgaristan’da 1989 yılındaki asimilasyon olayları sonrasında yarım milyona yakın Türk Türkiye’ye sığınmıştır. Bu Türklerin bir kısmı demokrasinin geri gelmesini takip eden süreçte Bulgar vatandaşlığını da alarak çifte vatandaş olmuşlardır. 1990 yılından sonra gelenlerin de hem Türk vatandaşı hem Bulgar vatandaşı olmaları Bulgaristan tarafından istenmemiştir. Bununla birlikte seçimlerde yurtdışında yaşayan Bulgar vatandaşlarına oy hakkı verilmesi, Bulgaristan’ın Türklere yönelik bakış açısını değiştirmiştir. Yurtdışındaki oyların Türk partisine gitmesi Bulgaristan’da huzursuzluğa neden olmuş ve yurtdışında sandık açılması engellenmeye çalışılmıştır. Sürekli olarak farklı yöntemler benimsenerek Türkiye’deki Bulgar vatandaşlarının oy kullanmaları engellenmeye çalışılmıştır. Bu uygulamalardan bazıları, açılacak sandık sayısının sınırlanması ve oy verme sürecinin yavaşlatılması olmuştur. 26 Mart 2017 seçimlerinin en büyük özelliği de yine buradaki sandık sayısının sınırlanması konusudur. Ekim 2016 tarihinde Bulgar Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle birlikte AB üyesi olmayan ülkelerde açılacak sandık sayısı 35 ile sınırlandırılmıştır. Tamamen Türklerin oy verme hakkının baltalanması amacıyla yapılan bu düzenleme ile Türklerin Bulgaristan’daki parlamento seçimlerinde oy kullanmaları engellenmeye çalışılmaktadır.

Kaynak: https://dariknews.bg/novini/bylgariia/patriotichni-partii-blokiraha-granicata-s-turciia-snimki-2011646 (Erişim: 21 Mart 2017)
Aşırı milliyetçi Bulgarların 21 Mart 2017 tarihinde Kapıkule Sınır Kapısı yakınlarında Tükriye’den Bulgaristan’a araç trafiğini durdurmak amacıyla yolu kapatmaları.

2014 yılındaki parlamento seçimlerinde yurtdışında açılan 430 sandıktan 136’sı Türkiye’de açılmıştır. Bu açıdan Türkiye, Bulgaristan seçimlerinde en fazla sandık açılan ülke olmuştur. Bu nedenle de Bulgaristan’daki aşırı sağcılar sadece Türklere hizmet ettiği gerekçesiyle yurtdışındaki oy kullanma hakkının kaldırılmasını talep etmişlerdir. Bunu yapamayınca da oy kullanmayı imkânsız hale getirecek uygulamaları benimseme yoluna gitmişlerdir. 26 Mart seçimlerinde Türkiye’de açılacak sandık sayısının 35 ile sınırlandırılması amacın ne olduğu konusunda bilgi vermektedir. Başta Bursa ve İstanbul gibi Bulgaristan Türkleri’nin yoğun bir şekilde yaşamakta olduğu illerde açılacak sandıkların yetersiz kalacağı aşikârdır. Bu nedenle Türklerin bir kısmı oy verme hakkını Bulgaristan’da kullanmayı tercih etmektedir. Fakat, bugünlerde Bulgar Parlamentosu’ndaki aşırı sağcı siyasi partilerin temsilcileri bir grup destekçiyle beraber Kapıkule’de yolu keserek araç geçişine engel olmaya çalışmaktadırlar. DOST ve HÖH’ün birlikte yarışacağı bu seçimlerde, Türkler HÖH’ün önerdiği statükoyu ve DOST’un adil ve demokratik azınlık hakları vaatlerini oylayacaklardır.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Doç. Dr. Nuri KORKMAZ
Doç. Dr. Nuri KORKMAZ
ANKASAM Avrupa Birliği ve Balkanlar Danışmanı

BİZİ TAKİP EDİN

2,728BeğeniBeğen
45TakipçiTakip Et
1,643TakipçiTakip Et
137AboneAbone Ol

ÖNE ÇIKANLAR

Macaristan’ın Doğu Açılımı: Türkiye ve Türk Dünyası ile Gelişen İlişkiler

Son yıllarda Macaristan, dış politikasında önemli açılımlarda bulunmuştur. Avrupa Birliği’yle (AB) sorunları derinleşen Budapeşte, birlikten...

Washington’un PYD’yi Meşrulaştırma Girişimi

6 Kasım 2018 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer, terör...

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz