Brexit ve Türkiye’nin Artan Jeopolitik Önemi

İngilizce “Britain” (Britanya) ve “exit” (çıkış) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşan “Brexit” kavramı, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararını ifade etmektedir. 1973 yılından beri AB üyesi olan İngiltere, David Cameron’un başbakanlığı döneminde, AB’den ayrılma fikrini İngiliz halkına sormuş ve 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandum neticesinde Brexit, %52’lik bir oyla kabul edilmiştir. Her ne kadar referandumun ardından yaşanan tartışmalar Cameron’un istifasını getirmiş ve Muhafazakâr Parti’nin “Yeni Demir Leydi” lakabıyla yükselen figürü Theresa May başbakan olmuşsa da May’in göreve gelmesi, İngiltere’nin Brexit konusundaki tutumunu değiştirmemiş ve İngiliz yetkililer, AB yetkilileriyle Brexit sürecinin nasıl işleyeceğinin netleştirilmesine yönelik çeşitli müzakereler yapmıştır.

Yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıkan 585 sayfalık anlaşma taslağı ise 14 Kasım 2018 tarihinde ülkenin Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmiş ve taslağın onaylanması, 2016 yılındaki referandumdan sonra yaşanan tartışmalara benzeyen kaotik bir ortam yaratmıştır. Bu bağlamda çok sayıda bakan ve bakan yardımcısının istifa ederek May’i zor durumda bıraktığı ve hatta May’in kendi partisindeki otoritesinin bile tartışmaya açıldığı görülmüştür. Nitekim Muhafazakâr Parti’nin milletvekillerinden olan Jacob Rees-Mogg tarafından May hakkında “güvensizlik oylaması” yapılmasına yönelik bir öneri de parlamentoya sunulmuştur. May, kendisinin siyasi geleceğine dair yapılan tüm tartışmalara rağmen Brexit’i destekleyen tutumundan vazgeçmemiş ve nihayetinde Brexit’e ilişkin anlaşma, 25 Kasım 2018 tarihinde İngiltere ile AB liderleri arasında Brüksel’de gerçekleştirilen zirvede onaylanmıştır. Ancak anlaşmanın geldiği aşama, Brexit kararının resmileştiği anlamını taşımamaktadır. Zira bahsi geçen anlaşmanın önce İngiltere Parlamentosu; sonra da AB üyesi olan diğer 27 ülkenin parlamentoları tarafından onaylanması gerekmektedir. Nihai aşamada Brexit’in resmileşmesi için İngiltere Parlamentosu’na ek olarak AB üyesi ülkelerin yüzde 55’inin ve AB nüfusunun yüzde 65’inin “evet” demesi gerekmektedir. Dolayısıyla, atılan bunca adıma rağmen Brexit’in resmileşmesi sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Zaten İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt da mevcut haliyle anlaşmanın parlamentodan geçmesinin imkânsız olduğunu net bir biçimde ifade etmiştir.[1]

İngiltere’de yaşanan iç politik ayrışma bir kenara bırakılarak meseleye AB-İngiltere ilişkileri açısından bakıldığında ise Avrupalı devletlerin Brexit kararını, belirsizlik ortamını gidereceği düşüncesiyle destekleyecekleri; söz konusu anlaşmanın ilgili ülkelerin parlamentolarına takılmayacağı öngörülebilir. İngiltere ise, daha önceki analizimde de belirttiğim üzere, tarih boyunca Avrupa kıtasının siyasal bütünleşmesinin engellenmesi fikriyle hareket etmiştir. Bu yaklaşım, Londra’nın geleneksel Avrupa politikası olarak tanımlanabilir. Bu nedenle de tüm zorluklara rağmen May, parlamentoyu ikna etmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Kısaca özetlemek gerekirse AB, ya son yıllarda hızla yükselişe geçen sağ popülist partilerin etkisiyle dağılma sürecini yaşayacak ya da İngiltere’nin yer almadığı güçlü bir örgüte dönüşecektir. İngiltere’nin birliğe dahil olduğu günden beri birliğin ortak para politikasını ve serbest dolaşım standartlarını uygulamadığı; yani Avrupa entegrasyonunu zorlaştırıcı bir tutum sergilediği hatırlanırsa, Londra’nın örgütü içeriden istikrarsızlaştırma olanağını kaybetmesinin AB bütünleşmesi için bir fırsat yaratacağı söylenebilir. Ancak görüldüğü üzere iki seçenekli olan bu durum, birliğin başarısız bir bütünleşme girişimi olduğu yönündeki imajı da güçlendirebilir. Bu nedenle de birliğin geleceğine dair öngörülerde bulunmanın zorlaştığı ve yükselen sağ popülizmin bunu daha da zorlaştıracağı öne sürülebilir. Benzer bir durum, Brexit kararının Türkiye’ye olan yansımaları açısından da geçerlidir. Zira bazı uzmanlar tarafından Türkiye’nin Brexit’ten ekonomik olarak olumsuz etkileneceği ve AB üyeliği ihtimalinin tamamen ortadan kalkacağı iddia edilmekte; buna karşı çıkan bazı uzmanlar ise söz konusu öngörülere itiraz etmektedir. Bu nedenle de Brexit’in Türkiye açısından yaratacağı sonuçların değerlendirilmesi gerekmektedir.

İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla birlikte Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen en önemli AB üyesi, Türkiye-AB ilişkilerindeki denklemin dışına çıkmış olacaktır. Üstelik Brexit’in Avrupa’daki sağ popülizmin yükselişini hızlandırması, Türkiye’nin AB üyeliğini daha da zorlaştırabilir. Bu anlamda Brexit sonrasında Türkiye’nin AB üyeliği ihtimalinin azalacağını belirten uzmanların haklı oldukları belirtilebilir. Bahsi geçen kararın Türkiye’yi etkileyeceği bir diğer konu da Brexit’in ekonomik yansımalarıdır. Bu noktada akıllara gelen ilk mesele ise Türkiye ile AB arasında uzlaşıya varılan sığınmacı anlaşmasıdır. Zira sıklıkla İngiltere’nin desteğinin azalması hasebiyle AB’nin Türkiye’ye yardımları keseceği iddia edilmektedir. Ancak İngiltere ile AB’nin üzerinde uzlaştıkları 585 sayfalık anlaşmaya göre Londra, Brexit’in yürürlüğe gireceği 30 Mart 2019 tarihine kadar birliğe verdiği taahhütleri yerine getirmekle mükelleftir. Dolayısıyla Brexit’in sığınmacı anlaşması konusunda Türkiye’yi olumsuz etkileyeceği söylenemez. Lakin Brexit konusunda Türkiye’nin olumsuz etkileneceği konular da vardır. Bunların en önemlisi ise Ankara Antlaşması’nın akıbetidir. Zira Ankara Antlaşması, AB ile İngiltere arasında imzalanan anlaşma metninde yer almamıştır. Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan uluslararası hukuk uzmanları ise İngiltere’nin AB’den ayrılmasının anlaşmayı etkisiz hale getireceğini belirtmekte ve bu da Brexit’in Türkiye’yi olumsuz etkileyeceği bir mesele olarak gündemdeki yerini korumaktadır. Ankara Antlaşması özelinde mevcut durum, olumsuz görünse de Londra’nın Ankara’yla olan ekonomik ilişkilerinin Brexit’ten etkilenmesini istemeyeceği ve bundan dolayı Türkiye’yle Ankara Antlaşması’nda yer alan düzenlemeleri içeren yeni bir anlaşma yapmak isteyeceği tahmin edilebilir. Çünkü İngiltere, Türkiye’yle önemli ticari ilişkilere sahiptir.

Türkiye’yle İngiltere arasındaki ticari ilişkileri açmak gerekirse, İngiltere’nin 2015 yılı sonunda Türkiye’deki yabancı sermayeli firmalara ait verilere göre, 2.894 adet firmayla Almanya, İran ve Suriye’nin ardından 4. ülke konumunda olduğu görülmektedir. Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkeler bağlamında da İngiltere, 2017 yılında 9.6 milyar dolar ihracatla 2. sırada yer almıştır. Dolayısıyla ekonomik anlamda Türkiye ile İngiltere arasında bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. Bu ilişki, İngiltere’yi Türkiye’yle yeni bir anlaşma yapmaya zorlayacaktır. Bu nedenle de Brexit’in Türkiye’ye yönelik olumsuz etkilerinin kolaylıkla aşılacağı öngörülebilir.

Yukarıda belirtilen ekonomik ilişkiler, İngiltere açısından Türkiye’nin jeopolitik önemini de artırmaktadır. Zira Londra, Brexit’in ardından AB içerisinde yer almayan Türkiye gibi ülkelerle daha yakın ilişkiler kurmak isteyecektir. Bu sürecin Türkiye’nin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Partiya Yekîtiya Demokrat/Demokratik Birlik Partisi (PYD) gibi terör örgütleriyle olan mücadelesinde elini güçlendireceği de düşünülebilir. Nitekim bunun işaretleri de mevcuttur. Çünkü Londra, 2016 yılından beri AB’den ayrılacağı düşüncesiyle politik konumlanışını şekillendirmektedir. Örneğin 23 Haziran 2016 tarihinde Brexit referandumunu yapan İngiltere, 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ’cü teröristlerin gerçekleştirdiği askeri kalkışma karşısında Ankara’yı desteklemiş ve İngiltere’nin eski büyükelçisi Richard Moore “Darbenin arkasında Gülen yapılanmasının olduğunu biliyoruz.” demiştir. Benzer bir açıklama da mevcut büyükelçi Dominick Chilcott’tan gelmiştir. Darbe girişimini yorumlayan Chilcott “Darbe girişiminin FETÖ tarafından yapıldığı konusunda bir şüphemiz yok.” sözleriyle Türkiye’nin yanında durmuştur.[2] Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekatı’nda da Ankara, Washington’la karşı karşıya gelmiş; ancak Washington’un geleneksel partneri olan Londra, Ankara’yı karşısına almamaya özen göstermiştir. Bundan mütevellit İngiltere’nin önümüzdeki süreçte her ne kadar AB’den koparak daha Atlantikçi bir siyaset üreteceği düşünülse de Ortadoğu merkezli gelişmelerde Türkiye’yle iyi ilişkiler tesis edeceği ve TSK’nın operasyonlarını destekleyeceği ifade edilebilir. Hatta Londra, Ankara’nın güvenini kazanmak için İngiltere’de bulunan FETÖ yöneticilerini de iade edebilir.

Neticede İngiltere, AB’den koparak küresel düzeyde Atlantikçi politikalara yönelecektir. Şüphesiz Avrupa’nın entegrasyon girişimlerine karşı ABD’yle yakınlaşmak, İngiltere’nin geleneksel devlet yaklaşımının bir parçasıdır. Ancak İngiltere’nin geleneksel Ortadoğu politikalarında Türkiye de önemli bir yere sahiptir. Bundan ötürü İngiltere, dış politika yaklaşımlarında geleneksel reflekslerine yönelerek Türkiye’yle olan ilişkilerini de geliştirmeye odaklanacaktır.

Diğer taraftan İngiltere’nin AB’den ayrılmasının Türkiye’nin AB üyeliğini zorlaştıracağını belirtmişsek de sürecin ekonomik olarak Türkiye’ye önemli katkıları olacaktır. Çünkü İngiltere’nin AB’den ayrılmasının ardından pek çok AB ülkesi, İngiltere’de bulunan firmalarını doğuya kaydıracaktır. Bu da Türkiye’yi önemli bir cazibe merkezine dönüştürebilir. Üstelik Ankara, İstanbul Zirvesi’nde de görüldüğü üzere, jeopolitik boyutta da Washington ve Tahran’ın Ortadoğu’daki istikrarsızlık yaratıcı girişimlerine karşı, Berlin ve Paris’le yakınlaşmayı esas alan bir denge politikası geliştirmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin Almanya ve Fransa’yla olan bu yakınlaşmasında ise yeni bir mülteci akınının yaşanmasının engellenmesi arzusu belirleyici olmaktadır. Dolayısıyla yalnızca İngiltere’nin değil; Fransa ve Almanya gibi ülkelerin de jeopolitik düzeyde Türkiye’ye olan bağımlılıkları her geçen gün daha da artmaktadır. Tüm bu durum ise Türkiye’nin bölgesel ve küresel düzeyde merkezileşen rolünü açıkça ortaya koymaktadır.


[1] “Daily Telegraph: İngiltere Dışişleri Bakanı Hunt, Başbakan May’e Brexit Anlaşması İçin ‘Türkiye Tuzağı’ Dedi”, BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46300709, (Erişim Tarihi: 26.11.2018).

[2] Hacı Mehmet Boyraz, “Brexit ve Türkiye-Birleşik Krallık İlişkilerinde Yeni Ufuklar”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/brexit-ve-turkiye-birlesik-krallik-iliskilerinde-yeni-ufuklar/1303149, (Erişim Tarihi: 25.11.2018).

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Doğacan BAŞARAN
Doğacan BAŞARAN
ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

2,794BeğenenlerBeğen
106TakipçilerTakip Et
1,722TakipçilerTakip Et
211AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz