Brexit Sonrası Çin-İngiltere İlişkileri

Brexit, Britanya’nın ilk iki harfi (Br) ve çıkış anlamına gelen “exit” sözcüğü ile birleşiminden oluşturulmuş ve İngiltere’nin AB’den ayrılması anlamını taşıyan bir kelimedir. 2016 yılında yapılan AB referandumunda seçmenin %52’si, İngiltere’nin AB’den ayrılması yönünde oy kullanmıştır. İngiltere, Lizbon Antlaşması’nın birlikten ayrılmayı kabul eden 50. maddesi uyarınca, ihbar mektubunu Brüksel’e göndermiştir.

İngiltere ve Çin arasında ilişkilerin kurulduğu zamana bakılırsa; ABD ile ilişkileri normalleşen Çin’in, 1972 yılında İngiltere ile de diplomatik ilişkiler kurduğu görülmektedir. Çin’in açık kapı politikasının başlamasından 1997 yılında Çin’e geçmesine kadar Hong Kong, ikili ilişkilerin ana konusu olmuştur. Ekonomik ilişkiler siyasi ikili ilişkilere göre daha hızlı ilerlemiş, ancak Çin’in hakimiyetine geri dönmesine rağmen Hong Kong meselesi ve Dalai Lama ile gerçekleştirilen görüşmeler ticari ilişkilerde iniş çıkışlara sebep olmuştur. Çin ve Batı’nın ekonomik anlamda birbirini kabul etmesi, Deng Xiaoping’in 1978 yılında açık kapı politikasını kabul etmesiyle olmuş; Avrupalı girişimciler Çin ile ilgilenmeye başlamıştır.

İngiltere, Çin’i ekonomik ortak olarak kabul etmiştir. İngiltere Ödemeler Dengesi 2016 Pembe kitabına göre Çin, İngiltere’nin altıncı en büyük ihracat pazarı ve üçüncü en büyük ithalat kaynağıdır.[1]

İki ülke arasındaki ekonomik işbirliği potansiyeli, iki ekonominin birbirini karşılıklı bağımlılık çerçevesinde tamamladığı dikkate alındığında, kazan-kazan işbirliği ışığında gelişme göstermektedir. Hükümetler arasında enerji, yüksek hızlı tren gibi farklı alanları kapsayan anlaşmalar ve iş sözleşmeleri imzalanmıştır. 2009 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi İngiltere’nin uluslararası mali krizden etkilenmesi ve bununla birlikte 2008 yılında Dalai Lama ile görüşülmesinden etkilenmiş; İngiltere, AB’nin diğer üç gücünden ikisi olan Almanya ve Fransa’ya göre kötü bir performans göstermiştir. Almanya’nın Çin ile ekonomik ilişkilerini bu mali kriz süresince güçlendirme stratejisi takip etmesi ve Dalai Lama ile mesafeli durması, İngiltere’nin örnek alması gereken bir yaklaşım olmalıdır. 2010 yılında İngiltere tekrardan ilişkileri normalleştirme çabasına girmiş ve Çin’in Almanya ile Fransa’nın önemli bir ekonomik ortağı olmasını engellemeye çalışmıştır. İngiltere’nin AB’den ayrılması, önemli ticari antlaşmalara artan ihtiyacı gün yüzüne çıkarmıştır. İngiltere’nin, AB’nin yerini alacak yeni ekonomik ortaklara ihtiyaç duyması muhtemeldir.  Bununla birlikte Çin’in hassas olduğu meselelerde takınacağı tavır da, İngiltere ile bağların pekiştirilmesi açısından önemlidir. BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olmaları ve uluslararası meselelerde diyalog geliştirme, işbirliği gerçekleştirme niyetleri, İngiltere ve Çin’in stratejik ortak olmaları durumunu kuvvetlendirecek ve bu durum ikili ilişkilere de yansıyacaktır.

1998 yılında kapsamlı ortaklık olarak kabul edilen ilişkiler, 2004 yılında stratejik ortaklık boyutu kazanmıştır. Çin, İpek Yolu girişimiyle beraber AB standartlarına uyum gösterme konusunda hassaslık göstermeye başlamıştır. Çin için İngiltere, AB içerisinde Çin adına lobi faaliyetleri yürüten bir ülkedir. İngiltere’nin AB’den ayrılması, Çin’in AB ile ilişkileri bağlamında bir destekçisini kaybetmesi anlamına gelmektedir. Bununla birlikte Çin, özellikle İngiltere ve Almanya olmak üzere, üye devletlerle tek tek ilişki kurmayı AB ile ilişkilerini geliştirmeye tercih etmiştir.

Brexit, Çin ile İngiltere arasında ekonomik ilişkilerde serbest ticaret için yeni bir dönem başlatacaktır. İngiltere, AB’ye göre daha serbest bir piyasa halini alacaktır. İngiltere’nin AB’den ayrılmasının kısa vadede gerçekleşmesi mümkün değildir. Çin için İngiltere’nin AB’den çekilmesi büyük bir fırsat yaratabilir. Çin’in, AB’nin baskısından ve ağır karar verme sürecinden İngiltere’ye göre daha az etkilenebilir. 27 üyenin her birine her konuyu kabul ettirmek zor olduğu gibi, her üye ülkenin çıkarları ve öncelikleri de farklıdır. 1975 yılından beri AB ile ilişkilere sahip olan Çin, AB üyesi ülkelerle ilişki geliştirmeyi, Avrupa ile bağ kurmaya tercih etmiştir. İngiltere’nin İpek Yolu’ndaki konumu ve önemi yadsınamazdır. Dünyaca konuşulan bir dil olması, İngilizce’nin İpek Yolu boyunca ülkelerin yakınlaşmasını sağlayacaktır. Bir Kuşak Bir Yol girişimine İngiltere’nin katılımı, iki ülke arasındaki işbirliği alanlarını geliştirecektir. Çin, Mayıs ayında gerçekleştirilmesi planlanan İpek Yolu Zirvesi’ne İngiltere Başbakanı Theresa May’i davet etmiştir. 2017 yılının başlarında Çin’den Londra’ya ilk hızlı trenin ulaşımı sağlanmıştır.  Davos’taki ekonomik forumda ortak fırsat ve çıkarlar için küresel ekonomi çağrısında bulunan Xi Jinping, küresel bir İngiltere’den memnunluk duyacaktır.


[1]https://www.ons.gov.uk/economy/nationalaccounts/balanceofpayments/bulletins/unitedkingdombalanceofpaymentsthepinkbook/2016

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,719TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz