Boko Haram Gündemi Belirledi

Boko Haram amacına ulaşarak Nijerya’nın ve uluslararası kamuoyunun gündemini belirledi. Şiddetini arttırmasının yanında terör örgütünün 14 Nisan’da Müslüman ve Hıristiyan 200’den fazla kız öğrenciyi kaçırması ve köle olarak satacağını açıklaması yankı uyandırdı ve tepki çekti. Uluslararası kesimin Abuja yönetimiyle işbirliği mesajlarına ve Nijerya’nın askerî mücadelesine rağmen örgüt öğrenci kaçırmaya ve ses getiren saldırılar düzenlemeye devam etmektedir. Mayıs başında ülkenin kuzeydoğusunda Kamerun sınırında düzenlenen saldırıda 300 dolayında kişi ölmüştür.

2001-2013 yılları arasında Boko Haram’ın saldırıları sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısının 10.000’e yaklaştığı ifade edilmektedir. 2014’ün başından itibaren ise en az 1.500 kişi düzenlenen saldırılar neticesinde öldürülmüştür. 250.000’e yakın kişi de yerlerinden edilmiştir. Boko Haram’ın başkent Abuja dolaylarında saldırı düzenleyebilmesi hükümetin güvenliği sağlamada başarısız mı olduğu sorusunu akla getirmektedir. Hükümet saldırıların kuzeydoğuda küçük bir alanla sınırlı olduğunu söylemekte idi. Boko Haram’ın alanını genişletmesi salt Nijerya’yı değil bölgesini de tehdit etmektedir.

Hıristiyanlar, kiliseler, okul ve karakolların yanında Müslümanlar da örgütün hedefleri arasında bulunmaktadır. Kimi zaman hükümeti yıkmayı da planladığını açıklamaktadır. Daha çok ülkenin kuzeyinde saldırılar düzenleyen terör örgütü, burada Şeriat kurallarına göre yönetilen bir devlet kurmayı hedeflemektedir. Boko Haram saldırılarında Nijerya’nın kuzeyi-kuzeydoğusu öne çıkmaktadır. Bunun farklı nedenleri bulunmaktadır. Nijerya’nın en fakir bölgelerinden biri olup işsizlik oranı yüksektir. Kuzeydeki yönetimde bulunan siyasi isimlerin yolsuzluğa bulaşması da Boko Haram gibi bir yapılanmanın destek bulabilmesinin nedenleri arasında gösterilmektedir. Kuzeydeki ayaklanmalar veya şiddet olayları açısından Boko Haram, bir ilki teşkil etmemektedir. Sömürge döneminde ve sonrasında da şiddet olayları bölgede yaşanmıştır.

2002’de kurulan örgütün üyelerinin çoğunluğu Müslüman’dır. Güvenlik güçlerine karşı saldırı ilk 2003’te gerçekleşirken örgütün yapısında ve ideolojisinde değişikliğe gidilmiştir. Örneğin Boko Haram’ın önceki lideri Muhammed Yusuf’un öldürülmesinden sonra cihatçı hedefleri benimsediği belirtilmektedir. Kısa süre yer altında faaliyet gösterdikten sonra örgüt polis gibi çeşitli hedeflere saldırı düzenlemiştir.

Nijerya yönetimi Boko Haram ile mücadelesinde farklı adımlar atmaktadır. Mayıs 2013’de kuzeydeki bazı bölgelerde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Kuzey kalkınma komisyonunun oluşması ve hizmetlerin arttırılması gibi adımlarla yoksulluk ve işsizlik sorunlarına çözüm bulunmak istenmiştir. Askerî operasyonların, idari ve siyasi adımların yanında Boko Haram ile görüşmeler de yapılmaktadır. Devlet başkanı Goodluck Jonathan’ın böyle bir adımı belirsizliğini korurken geçmiş dönemde görüşmeler yapılmış; üyelerin tutuklanmasına son verilmesi gibi konular ele alınmıştır.

Operasyonların ne kadar başarılı olduğu tartışmalıdır çünkü örgütün saldırıları devam etmektedir. Kız öğrencileri aramak için bölgede askerlerin bulunmasına rağmen nasıl yeni kaçırma olaylarının gerçekleştiği merak konusundur. Askeriyede çeşitli kadro ve yapılanma değişikliğine gidilmesinin olumsuz etkisinin teröre mücadelede hissedildiği kimi kaynaklarca belirtilmektedir. Boko Haram ile mücadele eden kuvvet dağıtılarak yeni bir birime devredilmiştir. Üst düzey askerler de görevden alınmıştır. Güvenlik güçleri içerisinde bazı unsurların Boko Haram’a destek verdiği iddia edilmektedir. Ordunun ekipman ve eğitim gibi önemli alanlarda eksiklikleri bulunmaktadır. Öte yandan büyük ve zorlu bir coğrafi alanda ordunun örgütle mücadele ettiği ve çeşitli zorluklarla görevine başladığı unutulmamalıdır.

Boko Haram ve saldırıları; bölgesel neden, sonuç ve etkiye sahiptir. Mali, Kamerun, Çad ve Nijer’de üyeleri bulunmakta; kimi zaman buralarda da saldırılar düzenlemektedir. 2009’da Nijerya’daki askerî operasyondan sonra örgüt komşu ülkelerdeki faaliyetlerini arttırmıştır. Örgütle mücadelede önemi bulunan sınırların denetiminde bölgesel işbirliğinin yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Nijer’in işbirliğine dair çekinceleri mevcuttur, Boko Haram’ın hedefi olmaktan çekinmektedir. Çad, işbirliği yapmaya yatkındır. Kamerun’dan yeteri kadar destek alınamamaktadır. Abuja, terörle mücadelesinde başarılı olsa bile bölgesel düzeyde işbirliği yapılmazsa Boko Haram sorununun ve yarattığı istikrarsızlığın devam etmesi kuvvetle muhtemeldir.

Üyelerin nerede ve nasıl eğitildikleri sorusu Nijerya’nın terörle mücadelesinde daha fazla yardıma ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Boko Haram’ın İslami Mağrip’teki El-Kaide örgütü ve Eş-Şebab ile bağlantıları bulunduğu kaydedilmektedir. Somali, Afganistan ve Cezayir’de eğitim alınıp sonrasında Nijerya’da saldırılar düzenlenmesi terörün yerel, ulusal ve uluslararası düzlemde birbirleriyle bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Öte yandan kız öğrencilerin kaçırılmasıyla hem Abuja yönetimine hem de uluslararası kamuoyuna tepki gelmesinden sonra ABD, İngiltere, Fransa ve Çin yardımda bulunacaklarını açıklamıştır. Nijerya yönetimi daha aktif olmaya çağrılmaktadır. Boko Haram; BM, ABD ve Afrika Birliği’nce terör örgütü listesine alınmıştır.

Sonuç olarak Boko Haram terör eylemleriyle gerek Nijerya devletine ve kamuoyuna gerekse de uluslararası kesime ne kadar etkili olabileceğini göstermeyi hedeflemektedir. Dünya Ekonomik Forumu’nun Abuja’daki zirvesine yakın bir zamanda örgütün çeşitli saldırıları üstlenmesi, düzenlemesi ve kız öğrencilerle ilgili açıklamalarda bulunması zirvenin önüne geçmiştir. Kaçırılma eylemi, niteliği açısından önemlidir. Kız çocuklarının okumayı tercih etmesi Boko Haram’ın kurmak istediği düzene ters idir. 2015’te devlet başkanlığı seçimleri ise saldırıların devam edebileceğini düşündürtmektedir. Mevcut dönemde hükümetin bilerek kuzeyde sorunla mücadelede yeterli adım atmadığı; çünkü gerginliğin, çatışmanın ve istikrarsızlığın devam etmesi durumunda kuzeyde seçimlerin düzenlenmeyebileceği belirtilmektedir.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Ceren GÜRSELER
Dr. Ceren GÜRSELER
2003 yılında Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden onur decesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "The Islamic Rhetoric of the Palestine Liberation Organization (Filistin Kurtuluş Örgütü'nün İslami Söylemi)" başlıklı teziyle aldı. Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "Afrika Örf ve Adet Hukukunda Self-Determinasyon Hakkı" başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Devletler Hukuku Anabilim Dalı'nda yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Afrika ve Arap Ülkeleri Araştırmacısı, Ankara Üniversitesi Afrika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Dış İlişkiler Uzmanı, Çankaya Belediyesi'nde Dış İlişkiler Uzmanı olarak çalışmıştır. Afrika ülkeleri siyaseti, Afrika siyaseti, Filistin sorunu, self-determinasyon, siyasal İslam, uluslararası hukuk, terörizm ve Afrikalı-Amerikan çalışmaları başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,714TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz