Balkan Siyasetinin Kronik Sorunu Makedonya: “Pandora’nın Kutusu”nun Kapanmadığı Yer

Yunanistan’la olan isim sorununu halleden Makedonya’nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılım protokolünü imzaladığı duyurulmuştur. Şüphesiz bu adım Sırbistan için çok da sevindirici bir gelişme olmamıştır. Buna karşın Bulgaristan gelişmelerden bir hayli memnundur. Her ne kadar isim problemi halledilmiş gibi görünse de Makedonya varlığıyla bölge ülkeleri açısından sorun olarak algılanmaya devam edecektir. Bunun nedeni sadece bu varlık sorunu değil, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan gibi ülkelerin buradaki tarihi emellerinin hala canlılığını korumasıdır.

Makedonya’nın isim sorununun tartışıldığı şu günlerde aklıma 2011 yılında bu bölgede yapmış olduğum kara yolculuğu deneyimim geldi. Soğuk bir Kasım sabahı Yunanistan’ın Selanik şehrinden Makedonya’nın Manastır (Bitola) şehrine günübirlik bir ziyaret gerçekleştirmiştim. O günlerde isim problemi halen devam ettiği için de Yunan-Makedon sınırında gerginlik kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Yunanistan’da 1987 yılındaki Adem-i Merkeziyetçi düzenlemeler neticesinde “Kapodistrias Planı”na göre Selanik, Makedonya bölgesinin idari merkezi olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla bu ziyaret Makedonya bölgesinden Makedonya Cumhuriyeti’ne bir gezi niteliği taşımaktaydı. 2006 yılında Avrupa Birliği (AB) adaylığı kesinleşen ve 2009 yılında da AB ile vizesiz seyahat konusunda serbestlik tanınan Makedonya Cumhuriyeti ile Yunanistan arasında sınır ötesi işbirliği konusunda bir adım atılmadığı açık bir şekilde belli olmaktaydı. Selanik’le Manastır arasında doğrudan bir ulaşım olmamakla birlikte Florina’dan tutulan taksilerle Manastır’a geçilmesi gerekiyordu. Ben de Selanik’ten gelen otobüsten inip hemen Florina otobüs terminalinin çevresindeki taksicilerle pazarlığa girişip sınırın karşı tarafına gitmek için vasıta bulmaya çalıştım. Nihayet taksicilerden bir tanesi 40 avroluk bir ücret karşılığında beni oraya götürebileceğini söyledi. Arabaya bindik ve 15-20 dakikalık bir yolculuk sonrası sınırın karşı tarafındaki Manastır’a yani Bitola’ya ulaştık.

Sınır hattında Yunan tarafını doğrudan geçtikten sonra Makedon sınır görevlileri birkaç soru sordular. Onları cevapladıktan sonra Makedon tarafına geçerken taksi şoförü nasıl Makedonca konuştuğumu sordu. Ben de konuştuğum dilin Makedonca değil de Bulgarca olduğunu söyledim. Onun nasıl Makedonca bildiğini ve Makedon olup olmadığını sordum… o da ürkek bir şekilde babaannesinin evde konuştuğunu dile getirdi… fakat kendisinin bu dili nasıl konuştuğu konusuna bir açıklık getirmedi. Manastır’a ulaşana kadar sosyal ve tarihi konulardan konuşurken zaman geçti. Tabi o sırada aklımda Metaksas Diktatörlüğü döneminde buralarda Makedon kökenli insanlara zorla Yunanca öğretildiği ve Makedon dilini konuşanların petrol içirilerek cezalandırıldığı olaylar vardı. Bu da o baskıların yoğun yaşandığı ailelerden gelen bir kişiydi. O dönemlerde sınır bölgelerindeki Slav kökenli azınlıklardan kurtulmak isteyen Yunanistan ya bunları zorla Yunanlaştırmış ya da baskı yoluyla çoğunu göçe zorlayıp sınırın Makedon tarafına göndermiştir. Fakat yaptığım araştırmalar neticesinde söyleyebilirim ki Florina’dan Manastır’a göçe zorlanan ailelerin özellikle toprak zengini kişiler olmaları tesadüf değildir. Benzer bir politika 1890’lı yıllarda Girit’teki toprak zengini varlıklı Türklere de uygulanmış ve bu aileler Türkiye’ye göç ettirilmişlerdir.

1900’lerin başında Makedonya sorunu Balkan yarımadasının en büyük sorunu olmuştur. Hatta Birinci Balkan Savaşı’nın en önemli sebebi Makedonya’nın paylaşılamamasıdır. Bulgaristan ve Yunanistan Ortodoks kiliseleri aracılığıyla bölgede nüfuz oluşturmaya çalışırken Sırbistan da bölgede etkisini arttırmaya çalışmıştır. Fakat Makedonya, Yugoslav Krallığı’nın bir parçası olmuştur. Bulgaristan’da da “VMRO” isimli Harici Makedonya Devrim Organizasyonu kurulmuştur. Bu örgütün amacı Makedonya topraklarını Bulgaristan’a bağlamaktır. Birinci Dünya Savaşı sonrası Yugoslav Krallığı’na dahil olan Makedon dilinde gerçekleştirilen değişikliklerle birlikte söz konusu dilin Sırpça’ya benzemesi için bazı eklemeler yapılmıştır. Bu da Makedonları kültürel anlamda Bulgarlardan uzaklaştırma girişimi olarak yorumlanmıştır. Buna rağmen, günümüzde Bulgarlar hala Makedon dilinin Bulgarca’nın farklı bir ağzı olduğunu ve Makedonların Bulgar olduklarını iddia etmektedirler. Hatta AB üyeliği sonrası Bulgaristan’a gelip Bulgar olduklarını iddia eden Makedon vatandaşlarına Bulgar vatandaşlığı verilmektedir. Bu da Bulgaristan’ın buralarda halen gözünün olduğu yorumlarının yapılmasına neden olmaktadır.

Konunun Yunanistan kısmı ise isim, coğrafi organizasyon ve kimlik konularıyla ilgilidir. 1987 yılında Yunanistan’da kabul edilen “Kapodistrias Planı” ile ülke Adem-i Merkeziyetçi bir yapıya kavuşmuş ve Selanik’in merkez olduğu bir Makedonya bölgesi kurulmuştur. Yunanistan’da, burada yaşayan vatandaşlara sadece Yunanlar denmez ayrıca Makedonyalılar da denir. Burada yaşayanlar kendilerinin Büyük İskender’in bıraktığı Makedonya’nın gerçek varisi olduklarına inanmaktadırlar. Dolayısıyla kendilerinden başkasının Makedonya ismini kullanmasını istememektedirler. Makedonya ve Yunanistan başbakanları arasında anlaşmaya varılan isim problemi şimdilik Makedonya’nın NATO ve AB ile ilgili beklentilerini karşılayabilecek niteliktedir. Fakat, anlaşma sonrası Yunanistan’da ülkenin adının Kuzey Makedonya olarak değiştirilmesiyle ilgili yeni tartışmalar ortaya çıkmıştır. Öncelikle Yunan milliyetçiler oradaki halka Makedon denmemesi gerektiğini ve dilin de Makedonca adıyla geçmemesini talep etmektedirler. Sorunu daha da karmaşık hale getiren ise Kuzey Makedonya isminin otomatik olarak Güney Makedonya’nın varlığını da akla getirmesidir. Çipras Hükümeti’ni vatana ihanetle suçlayan muhalefet partileri, anlaşmanın ileride de uygulanabilmesi konusunda bazı şüphelere neden olmaktadırlar. Gündelik hayatta da toplumlar arasındaki ilişkilerin hala gergin olduğu bölgede siyasilerin söylemleri önemlidir. Öyle ki siyasi iktidarın değişmesi Makedonya sorununun yeniden hortlamasına yol açabilir.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Doç. Dr. Nuri KORKMAZ
Doç. Dr. Nuri KORKMAZ
ANKASAM Avrupa Birliği ve Balkanlar Danışmanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,029BeğenenlerBeğen
233TakipçiTakip Et
2,681TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz