Azerbaycan’ın Karabağ Zaferi’nin Ermenistan’da Yarattığı Kayıpların Analizi

Dağlık Karabağ Sorunu, 1987-1988 yılından bu yana, Güney Kafkasya’daki en mühim anlaşmazlık meselesi olarak dikkat çekmektedir. Bu kapsamda taraflar arasında yaşanan ilk savaş olan Birinci Karabağ Savaşı, 1994 yılında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te imzalanan ateşkesle geçici olarak durdurulmuştur. Ancak savaşın sonuçları nedeniyle Azerbaycan topraklarının %20’si Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. Dolayısıyla ateşkes, işgal sebebiyle oluşan statükoyu korumuş; fakat sorunu çözmeye yetmemiştir. Buna rağmen aradan geçen yaklaşık 30 yıl boyunca Dağlık Karabağ Sorunu’nun barışçıl yollarla çözülmesi, Bakü yönetiminin nihai hedeflerinden biri olarak ön plana çıkmıştır. Fakat Erivan yönetiminin olumsuz tutumundan ötürü sorunun müzakerelerle çözülmesi mümkün olmamıştır.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşa ve çatışmalara son verilmesine dair arabuluculuk süreci, 1992 yılının Şubat ayında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) bünyesinde başlatılmıştır. Bu çerçevede AGİK Dışişleri Bakanları Konseyi’nin Helsinki’de gerçekleştirilen 24 Mart 1992 tarihli ek toplantısında, Minsk Grubu’nun AGİK’in himayesi altında  çalışmalar yürüterek en kısa süre içerisinde barışçıl bir çözüm üretmesi hedeflenmiştir. Aynı zamanda barışın tesisi amacıyla Dağlık Karabağ adına ayrı bir konferans yapılması da kararlaştırılmıştır. Tüm bunların ışığında 1997 yılında sorunun çözümü için yeni adıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) liderliğinde Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Fransa’dan oluşan Minsk Eşbaşkanları Üçlüsü oluşturulmuştur.[1]

1994 senesindeki ateşkesten 2020 yılına kadar AGİT’in öncülüğünde sorunun çözümü için bazı yol haritalarıı önerilmiştir. Ancak söz konusu öneriler, Ermenistan’ın statükoyu koruma ya da bir diğer ifadeyle, işgali sürdürme çabaları nedeniyle sadece kağıt üzerinde kalmış ve hayata geçirilememiştir. Özellikle de Erivan’ın 1998 ile 2018 yılları arasındaki oyalayıcı tavrı, sorunun barışçıl yollarla çözümünün mümkün olmadığını göstermiştir.[2]

Konuyla ilgili olarak Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1993 yılında kabul ettiği kararnamede de Ermeni birliklerinin Azerbaycan topraklarından ayrılması gerektiği vurgulanmıştır. Nitekim Azerbaycan, 27 Eylül 2020 sabahında başlattığı karşı taarruzda uluslararası hukuk çerçevesinde meşru bir mücadele yürütmüştür. Bu bağlamda BM kararlarının 44 günlük İkinci Karabağ Savaşı esnasında Bakü’nün elini kuvvetlendirdiği söylenebilir.[3]

1994 yılındaki ateşkesten sonra yaşanan en sıcak çatışma, 2-4 Nisan 2016 tarihleri arasında vuku bulmuştur. “Nisan Savaşı” adıyla anılan bu çatışmaların sonucunda Azerbaycan Ordusu Özel Birlikleri, çok kısa bir sürede birkaç stratejik tepe ve köyü Ermenistan işgalinden kurtarmıştır. Lakin Rusya’nın müdahelesiyle yeni bir ateşkes yapılmış söz konusu harekat yarım kalmıştır.

2018 yılının Nisan ayında Ermenistan’da “kadife/renkli devrim” gerçekleşmiş ve böylelikle uzun yıllar boyunca Erivan’ın Karabağ politikasını belirleyen Rusya yanlısı kadrolar iktidardan uzaklaşmıştır. Bu kadroların yerine ise 9 Aralık 2018 tarihinde gerçekleşen erken seçimler vesilesiyle Batı Dünyası’na yakınlığıyla bilinen Nikol Paşinyan liderliğindeki hükümet gelmiştir.[4]

Paşinyan, başbakan olduktan sonra, Ermenistan’ı karşı karşıya kaldığı ağır ekonomik krizden kurtarmak adına çözüm arayışlarına yönelmiştir. Aslında Ermenistan’ın ekonomik olarak yüzleştiği sorunlara ilişkin üretebileceği en makul çözüm, Rusya’ya olan bağımlılığının azalması ve Batı Dünyası’yla bağlantı kurabilmesidir. Bu durum ise en büyük kara sınırlarına sahip olduğu iki komşu devletle; yani Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerin normalleştirilmesini gerektirmektedir. Böylesi bir durumda Ermenistan’ın Batı sınırları açılabilir.

İlişkileri normalleştirmenin yolu ise Karabağ’daki işgali sona erdirmeyi, Azerbaycan’ın yeniden toprak bütünlüğüne kavuşmasını ve topraklarından sürülmüş bir milyondan fazla Azerbaycanlı göçmenin kendi yurtlarına dönmelerini gerektirmiştir. Bir diğer ifadeyle Ermenistan’ın ekonomik olarak rahatlaması, Dağlık Karabağ’daki işgali sonlandırması ihtiyacını ortaya koymuştur.

Tüm bu realiteye rağmen Erivan’ın geleneksel dış politika kodları, işgalin sürdürülmesine sebep olmuştur. Hatta rasyonel bölge okuması yaparak Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan’la olan münasebetlerinin normalleştirilmesi gerektiğinin farkında olan Paşinyan yönetimi bile, rasyonaliteden uzaklaşıp işgalden yana tavır ortaya koyarak  gerçeklikten kopmuştur. Ermenistan Başbakanı’nın işgal edilmiş Karabağ’a giderek “Karabağ Ermenistan’dır” söyleminde bulunması da bu gerçeklikten kopuk olma durumunu gözler önüne sermiştir.

Dahası dönemin Ermenistan Savunma Bakanı David Tonoyan’ın ABD’de katıldığı bir konferansta, “yeni topraklar için yeni savaşlar” tezini ileri sürmesi de Azerbaycan tarafından büyük bir provokasyon olarak nitelendirilmiştir.[5] Aslında Paşinyan’ın iktidara gelmesiyle birlikte çok sayıda provokasyon yapılmıştır. Hatta 2020 yılının Mayıs ayında işgal altındaki Karabağ’da kurulmuş sözde devletin Cumhurbaşkanı seçilmiş ve düzenlenen yemin töreni de Azerbaycan’ın kadim ve tarihi kenti Şuşa’da gerçekleştirilmiştir. Törene Paşinyan’ın katılması ise Bakü için bardağı taşıran son damla olmuştur. Nitekim Azerbaycan, tüm bu gelişmeleri devletinin ve vatandaşlarının onuruyla oynanması şeklinde algılamıştır.[6]

Ermenistan’ın 27 Eylül sabahı benzer kışkırtıcı hareketlerini yinelemesi üzerine, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri karşı taarruz harekatını başlatmıştır.27 Eylül 2020 tarihinde başlayan savaş, 10 Kasım 2020 tarihinde Rusya’nın arabuluculuğuyla sona ermiştir. Azerbaycan’ın “Vatan Muharebesi” adını verdiği 44 günlük İkinci Karabağ Savaşı sonucunda Bakü, eski Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin etrafındaki yedi bölgenin tamamını ve stratejik ve tarihi öneme sahip olan Şuşa kenti de dahil olmak üzere, eski özerk bölge içerisinde yer alan diğer birçok yerleşim alanını işgalden kurtarmıştır.

Mevzubahis savaş sonucunda Ermenistan, sadece toprak kaybı yaşamamış; aynı zamanda tarım, doğal kaynaklar ve turizm potansiyeli açısından da büyük ekonomik fırsatlar sunabilecek bir bölgeyi kaybetmiştir. Oysa Erivan, uzun yıllar boyunca işgal edilmiş Azerbaycan topraklarındaki sözde yönetime her türlü yardımı yaparak bir nevi bölgeyi kendi topraklarına kattığı de facto bir durum yaratmak istemiştir.[7] Ermenistan’ın ve Ermenilerin bu toprakların zenginliklerini yaklaşık 30 yıl boyunca sömürdüğü gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, yaşadıkları kaybın büyük bir travma yarattığı aşikardır. Bu noktada Ermenistan’ın ekonomik kayıpları şu şekilde sıralanabilir:

  • Ölmüş ve yaralanmış askeri personellerin varlığı ve ailelerine yapılacak ödenekler
  • Tarım açısından elverişli toprakların kaybedilmesi
  • Kıymetli maden yataklarının kaybı
  • Bölgenin turizm potansiyelinden elde edilen gelirin kaybı
  • Karabağ’a yasadışı şekilde yerleştirilmiş Ermenilerin işgalin kalktığı bölgelerden Ermenistan’a geri dönüşlerinin oluşturduğu kriz ve diğer kayıplar.

Yukarıda belirtilen beş madenin her biri Ermenistan ve Ermeniler açısından ekonomik olarak çok önemlidir. Bununla birlikte işgalci tutumu nedeniyle Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan tarafından ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı da unutulmamalıdır. Buna ek olarak Covid-19 salgınının yarattığı koşullar da göz önünde bulundurulduğunda, Ermenistan gibi küçük bir ülke için bu ekonomik kayıpların büyük bir buhran yaratacağı öngörülebilir.

Ermenistan açısından yaşanılan en travmatik sonuç insan kaybıdır. Savaşın Ermenistan ve Karabağ’daki gayrımeşru yönetime vurmuş olduğu en önemli darbe ise askeri personel kaybıdır. Zira şu ana kadar açıklanmış resmi verilere göre, Ermenistan Ordusu askeri personelinden 2400 kişi Azerbaycan Ordusu tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca işgal edilmiş topraklardaki çeteler içerisinde bulunup etkisiz hale getirilen kişilerin sayısı da 1712 olarak aktarılmıştır.[8] Ermenistan’ın ölmüş ve yaralı askeri personele ödeyeceği sigorta masrafları ise bir milyar dolardan fazladır.[9] Bu da Türkiye ve Azerbaycan’la sınırıları kapalı olan Ermenistan için oldukça sıkıntılı bir durumdur.

İkinci olarak tarım sektörüne bakılmalıdır. Zira Ermenistan, on yıllar boyunca işgal ettiği Azerbaycan topraklarından, yıllık buğday ihtiyacının yaklaşık %20-25’ini karşılamıştır.[10] Yani işgal edilmiş Karabağ’daki gayrimeşru yönetim, yaklaşık 30 yıl boyunca Ermenistan’a senede ortalama 100 bin ton ihracat yapmış ve söz konusu ülkenin buğday talebinin önemli bir kısmını karşılamıştır. Karabağ topraklarının verimli ve tarıma elverişli olması nedeniyle tahıl üretiminin yanı sıra diğer ürünler de bu topraklarda kolaylıkla yetiştirilebilmektedir. Böylece Ermenilerin ve dolayısıyla Ermenistan’ın bahse konu olan topraklardan elde ettiği kazançların başını tarım kaynaklı ürünler çekmiştir. Aynı zamanda Karabağ, hayvancılık için her türlü doğal olanaklara sahip bir coğrafyadır.[11] Ermenistan’ın sanayi ülkesi olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, yaşayacağı kaybın etkisi daha iyi anlaşılabilir.

İşgalci Ermenistan’ın bölgeden elde ettiği üçüncü büyük gelir kaynağı; Karabağ’daki yeraltı ve yerüstü kaynaklarının çıkarılarak satılması olmuştur. Nitekim Kelbecer ilindeki Söğütlü ve Zengilan’daki Vecneli altın madenlerinin işlenmesi ve işlenen altınların ihracatının sağlanması, Erivan yönetimine ekonomik açıdan çok büyük katkı sağlamıştır.[12] Ayrıca bahsi geçen bölgede değerli inşaat malzemelerinin rezervleri de bulunmaktadır.[13] Tüm bunları haksız yollarla ele geçiren Ermenistan, mevcut durumda söz konusu gelir kaynaklarını yitirmiştir. Dahası bölgedeki madenlerde çalışan binlerce Ermeni işçi de şu anda işsiz kalmıştır.

Dördüncü olarak Karabağ, Küçük Kafkasya Dağları’nın etrafında yerleşik halde bulunmasından dolayı turizm bakımından da değerlidir. Kelbecer ve Laçın illerinde İstisu, Minkent ve Turşsu gibi tedavi odaklı termal su kaynakları bulunmaktadır. Böylece tıp turizmi açısından da bölge büyük imkânlar sunmaktadır. Ancak bölgenin turizm altyapısı, son 20-25 yılda fazla gelişememiştir. Bu durumun sebebi ise işgal edilmiş bir coğrafyanın turistlerde yarattığı güvensizlik hissidir. Her ne kadar Paşinyan’ın ciddi yatırımlar yaparak turizmi canlandırma hayalleri bulunsa da söz konusu hayaller, Azerbaycan Ordusu’nun haklı zaferi vesilesiyle suya düşürülmüştür.

Ermenistan açısından son olarak ifade edilebilecek zarar, illegal yollarla işgal topraklarına yerleştirilmiş Ermenilerin memleketlerine geri dönmesi meselesidir. Çünkü Erivan yönetimi; Şuşa, Kelbecer, Laçın, Gubatlı ve Zengilan’da güçlü bir şekilde  ve Cebrayil, Fuzuli ve Ağdam’da da kısmi bir biçimde iskan politikası uygulamıştır. 44 günlük savaşın sonunda ise bu topraklar, Azerbaycan Ordusu tarafından işgalden kurtarılmıştır. Bölgeden çıkarılan Ermenilerin çoğu da Ermenistan’a göç etmek zorunda kalmıştır.

Konu bağlamında önemli olan bir hususa da vurgu yapılması gerekmektedir. Yaklaşık 30 yıldır Azerbaycan’ın işgal edilmiş topraklarına yasadışı yollarla sadece Ermenistan’daki Ermeniler yerleştirilmemiştir. Aynı zamanda dünyada yaşayan Ermeni diasporası mensupları da bu bölgeye getirilmiştir.[14] Ancak söz konusu savaşın sonunda, bu nüfus mühendisliği işlevsiz hale gelmiştir. Bu yüzden de bölgede yaşayan halk, Ermenistan’a göç etmiş ve/veya etmektedir. Dolayısıyla güncel ekonomik sıkıntılarla uğraşan Erivan’ın bir de  mülteci sorunuyla yüzleşmesi söz konusudur. Hatta Laçın’den çıkarılmış Ermenilerin Erivan’da hükumet binası önünde protestolar gerçekleştirdikleri de görülmektedir. Zira halk, hükümetten beklediği yardımları alamadığı için durumdan şikayetçidir.[15] Dahası işgal edilmiş topraklarda yasadışı şekilde bulunan 30 bin Ermeni de Ermenistan topraklarında hayatlarını sürdürmek istediklerini belirtmektedir.[16]

Görüldüğü üzere, yukarıda incelenen beş başlığın tamamı ekonomik olarak yaklaşık 30 sene boyunca bölgenin zenginliklerden istediği gibi yararlanan Ermenistan için büyük sıkıntılar yaratmaktadır.  Şimdi ise işgalden kurtarılmış topraklarda Ermeniler tarafından inşa edilmiş veya aktif olarak kullanılmış tüm alt ve üst yapı tesisleri Azerbaycan’ın kontrolüne geçmiştir. Bu kapsamda fabrika, otel, maden tesisleri, köprüler, hidroelektrik santraller ve daha sayabileceğimiz nice tesis haklı olarak Erivan’dan geri alınmıştır. Bu bilgiler ışığında, Ermenistan’ın yakın zamanda ciddi ekonomik çalkantılarla uğraşmak zorunda kalacağı ifade edilebilir. Üstelik Covid-19 salgınının da etkisiyle, mevcut ekonomik sıkıntıların daha da ağırlaşacağı söylenebilir. Bu durumun tek çözüm yolu ise Erivan’ın Türkiye ve Azerbaycan’a ilişkin toprak taleplerinden vazgeçmesidir. Çünkü Ermenistan’ın böyle bir adım atması halinde, Türkiye ve Azerbaycan’la sınırları açarak iyi ilişkiler kurması ve böylelikle Batı’yla sağlıklı bir bağlantı tesis edebilmesi mümkün hale gelecektir. Bu da Erivan’ın diasporaya ve Rusya’ya olan bağımlılığını sona erdirebilir.

Ekonomik anlamda Ermenistan’ın içinde bulunduğu sıkıntıları ifade eden isimlerden biri de Vazgen Manukyan’dır. Paşinyan yönetimini devirmek için muhalefet partilerinin kurduğu “Vatanın Kurtuluşu İçin İttifakı”nın ortak adayı olan Manukyan, bir öğrenci etkinliğinde yaptığı konuşmasında, 2021 yılının Ermenistan için ekonomik açıdan çok zor bir yıl olacağını belirtmiştir. Aynı zamanda Manukyan, 100 bin hektar ekim için elverişli toprak, 315 bin hektar ormanlık alan ve 100 megavatt enerji üreten 17 hidroelektrik santral gibi kayıplara da dikkat çekmiştir.

Bu noktada belirtmek gerekir ki; Azerbaycan Ordusu, 44 günlük “Vatan Muharebesi’nde Ermenistan topraklarına bir santimetre bile girmemiştir. Fakat gerek Paşinyan yönetiminden gerekse de Manukyan’dan gelen açıklamalar, Ermeni siyasetçilerin zihinsel kodlarında Karabağ’ı Ermeni toprağı olarak görmeye devam ettiklerini ve dolayısıyla Azerbaycan’a ait yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin kendilerine ait olduğu iddiasını sürdürdüklerini göstermektedir.  Özellikle de Manukyan’ın açıklamaları, Erivan’ın gelecek yıllarda da işgalci bir zihniyet tarafından yönetilebileceğine işaret etmektedir. Çünkü Manukyan, Ermenistan’ın potansiyel lideri konumundadır ve onun yaptığı açıklamalar, Erivan’ın uluslararası hukuku ilerleyen yıllarda da ihlal edebileceğinin habercisidir.


[1] “Avropada Təhlükəsizlik və Əməkdaşliq Təşkilati (Atət)-Azərbaycan Münasibətləri”, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, https://mfa.gov.az/az/content/170/avropada-tehlukesizlik-ve-emekdasliq-teskilati-atet-azerbaycan-munasibetleri, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[2] “Status-kvo dəyişir: “Minlərlə erməni Xankəndi və Laçından…”, Telegraf, https://teleqraf.com/news/qarabagh/264198.html, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[3] “Azərbaycan BMT-nin və Təhlükəsizlik Şurası üzvlərinin üzərindəki ləkəni təmizləyir”, Azəri-Press Agentliyi, https://apa.az/az/siyasi_xeberler/Azrbaycan-BMT-nin-v-Thluksizlik-Surasi-uzvlrinin-uzrindki-lkni-tmizlyir-colorredTHLILcolor-611495, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[4] “Blok Pashinyana nabral naibolshee kolichestvo golosov na vıborakh v parlament”, İnterfax, https://www.interfax.ru/world/642555, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[5] “MİD Azerbaydjana o provokhatsionnoy deyatelnosti Pashinyana-Khronologiya”, Trend.az, https://www.trend.az/azerbaijan/politics/3304598.html, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[6] “Prezident İlham Əliyev xalqa müraciət edib”, Azerdefence, https://azeridefence.com/prezident-ilham-%C9%99liyev-xalqa-muraci%C9%99t-edib-yenil%C9%99nib/, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[7] “Nagorno-Karabakh’s Previously Flourishing Economy Hit by Coronacrisis but Supported by Armenia”, İntellinews, https://www.intellinews.com/nagorno-karabakh-s-previously-flourishing-economy-hit-by-coronacrisis-but-supported-by-armenia-193286/#:~:text=a%20significant%20economy.-,In%202019%2C%20Nagorno-Karabakh%20generated%20%24713mn%2C%20which%20in,the%20local%20economy, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[8] “Karabakh: Khronikha Voynı-2020”, Kavkaz-Uzel, https://www.kavkaz-uzel.eu/articles/354861/, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[9] “Semyam ranenıkh armyanskikh voennıkh pridetsya jdat kompensatsiy chut dolshe – Avetikyan”, Sputnik Armeniya, https://ru.armeniasputnik.am/society/20201109/25241708/Semyam-ranenykh-armyanskikh-voennykh-pridetsya-zhdat-kompensatsiy-chut-dolshe—Avetikyan.html, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[10] “Ot kapitulyatsii do voprosov prodovolstvennoy bezopasnosti i do rosta tsen na khleb”, Panorama, https://www.panorama.am/ru/news/2020/11/24/капитуляции-цен-на-хлеб/2407653#.X8ZRX6zQvhY.gmail, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[11] “İlham Əliyev xalqa müraciət edib”, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Resmi Sitesi, https://president.az/articles/48205, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[12] “Jeleznodorojnkhi okazalis pod ugrozoy massovikh sokrasheniy iz-za situatsii s rudnikhom v Sotke”, Kavkaz-Uzel,  https://www.kavkaz-uzel.eu/articles/357033/, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[13] “Laçında aqrar, sənaye və turizm sahələri inkişaf etdiriləcək”, Azərbaycan Qəzeti, http://www.azerbaijan-news.az/view-206054/lacinda-aqrar-senaye-ve-turizm-saheleri-inkisaf-etdirilecek, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[14] “Suriya və Livandan Qarabağa köçürülən ermənilər silahlı muzdlular kimi də istifadə edilirlər-AzTV-də”, Azerbaycan Televizyonuhttp://www.aztv.az/az/news/8984/suriya-ve-livandan-qarabaga-kocurulen-ermeniler-silahli-muzdlular-kimi-de-istifade-edilirler-aztv-de-markmuzakiremark, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[15] “Laçından çıxan ermənilər Yerevanda aksiya keçiriblər”, Azadlıq Radiosu, https://www.youtube.com/watch?v=PVrqkM03GE8, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

[16] “Qarabağdan gedən ermənilər niyə qayıtmaq istəmirlər?”, Azadlıq Radiosu, https://www.youtube.com/watch?v=eUSmX9Vy9Fc, (Erişim Tarihi: 16.12.2020).

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Rafail ALİYEV
Rafail ALİYEV
Rafail Aliyev, 2017 yılında Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet İdaresi Akademisi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Halihazırda yüksek lisans derecesi için Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde “Güç Dengesi Yaklaşımı Bağlamında Güney Kafkasya Jeopolitiğinde Rusya-İran İlişkileri: Azerbaycan Örneği” başlıklı tez çalışmasını yapmaktadır. Araştırma ve ilgi alanı olan Kafkasya, İran ve Rusya gibi çetişli bölgelere ilişkin bilimsel analiz ve makaleler yazmaktadır. Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) bünyesinde yürütülen çalışmalara aktif bir şekilde katkıda bulunan Aliyev, aynı zamanda Bakü’deki Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi’nin uzun dönem staj programını da başarıyla tamamlamıştır.

BİZİ TAKİP EDİN

3,067BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et
0TakipçiTakip Et
288AboneAbone Ol

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz