“Astana Süreci”nde Bir Dönüm Noktası Olarak “Moskova Bildirgesi” Ve Suriye’de Kalıcı Bir Anlaşma İçin Öneriler

Suriye’de iç savaşın patlak vermesinden itibaren Rusya ve İran arasında gelişen “Esad rejiminin ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün koruması” hususundaki stratejik ortaklık devam etmektedir. Rusya, Esad rejimine “tamamen uluslararası hukuka uygun” bir şekilde silah ve mühimmat yardımı yaptığını söylemektedir. Benzer şekilde İran, Esad rejimine sahadaki askerleri aracılığıyla “IŞİD ve diğer terörist gruplarla savaş” adı altında çok önemli lojistik ve askeri destek sağlamaktadır. Ayrıca Rusya uluslararası alanda da Esad rejimine destek olmakta, İran’ı da bu sürecin içine çekerek iki ülkenin Suriye üzerindeki sıkı işbirliğinin devamlılığını sağlamaktadır.

Rusya, 30 Eylül 2015 tarihi itibarıyla Esad rejiminin talebine karşılık vererek Şam’da hava operasyonları düzenlemeye başlamıştır. Rus yetkililer tarafından bu saldırıların asıl hedefinin IŞİD ve El-Nusra olduğu belirtilmiş ancak Esad rejimine karşı olan muhalif hedeflerin de vurulduğu açık bir şekilde görülmüştür. Rusya’nın bu müdahalesine karşılık İran yetkilileri tarafından da olumlu görüşler gelmiştir. Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Rusya’nın IŞİD’e karşı olan bu saldırısının son derece önemli olduğunu, İran’ın halkıyla beraber bu mücadelede Rusya’nın yanında yer alacağını söylemiştir. İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’den de bu operasyonları ve Suriye’deki Rusya-İran işbirliğini öven benzer açıklamalar gelmiştir.
Suriye’de devam eden vekâlet savaşları sonucunda Esad rejimi ve Suriye’nin geleceği hakkındaki belirsizlikler arttıkça, iki ülke arasındaki işbirliği de daha ileri bir aşamaya taşınmıştır. İran, Rusya’nın Suriye’deki müdahaleleri esnasında hava sahasını ve Hemedan’daki hava üssünü Rus uçaklarının kullanımına açmıştır. Bu adım İran iç siyasetinde büyük tartışmaları berberinde getirmiş, İran Meclis Başkanı Ali Laricani bu konuya dair: “Hiçbir askeri üs Rusya’ya tahsis edilmemiştir. İran İslam Cumhuriyeti Rusya ile bölgesel konularda özellikle de Suriye konusunda işbirliği yapmaktadır ve onlara herhangi bir askeri üs tahsis etmemiştir. Eğer medyada böyle bir haber yer alıyorsa, bu haberler asılsızdır. Bugün Rusya’nın Yemen konusuyla daha çok ilgilendiği için mutluyuz. Bizler Rusya ile Suriye konusunda işbirliği yapıyoruz ve İran’da hiçbir ülkeye askeri üs tahsis edilmemiştir.” açıklamasını yapmıştır. Bu konu ile ilgili İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani: “Putin’in Tahran’a yaptığı son ziyaret de bu çerçevede gerçekleşti. Bizim Rusya ile Suriye’de ortak bir karargâhımız bulunmaktadır ve İran orada Rusya’ya yardım etmekte ve Suriye Ordusu ve direniş kuvvetlerine danışmanlık yapmaktadır. Irak, Suriye, İran ve Rusya eksenleri olmak üzere, terörizmle askeri olarak mücadele planı doğrultusunda ortak bir çalışma içerisindeyiz. İran’ın hava sahasının kullanılması ve uçakların İran’dan uçması gibi olaylar da bu anlaşma doğrultusunda gerçekleşmektedir.” şeklinde konuşmuştur.
Bununla birlikte Irak-Suriye-İran ve Rusya arasında “enformasyon amaçlı” stratejik birliktelikler de oluşturulmuştur. İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani bununla ilgili olarak, “Irak-Suriye-İran ve Rusya, terörizm ile mücadele için işbirliği içerisindedir.” ifadesini kullanmıştır. Irak’ın bu işbirliği içerisinde yer alması ise hem İran’ın hem de dolaylı yollardan Rusya’nın Suriye’ye olan müdahalelerinde kolaylaştırıcı bir köprü görevi görmüştür.
Suriye’de süreç içerisinde oluşan bu sıkı işbirliğinin Rusya ve İran için en önemli sonucu ise, 2012 yılının temmuz ayından itibaren birçok bölgesi Suriyeli muhaliflerin elinde olan Halep’in doğu bölgelerinin Esad rejimi tarafından tekrar alınması olmuştur.

Moskova Bildirisi’ne Giden Süreç ve Bu Süreçte Türkiye’nin Rolü

Suriye iç savaşının şiddetlenmesiyle beraber daha önce birçok defa insani yardım için koridor oluşturulmasını talep eden Türkiye, ağustos ayı itibariyle de Rusya ve İran ile görüşmeler yaparak, Halep’te yaşanan yoğun çatışmalarda zarar gören sivil halkın tahliye edilmesi için yeniden büyük bir diplomasi atağı başlatmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu süreçte birçok kez ülke liderleri ile görüşmüş, ekim ayında da sivil halkın ve silahlı muhaliflerin silahlarını bırakarak Halep’ten tahliyesi ile bu bölgelere insani yardım ulaştırılması için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile detaylı bir görüşme yapmıştır.

Türkiye’nin, İran ve Rusya ile başlattığı bu diplomasi hamlesine diğer ülkelerin de karşılık vermesiyle, Suriye krizinde daha detaylı işbirliklerinin yapılmasının gereği konuşulmaya başlanmıştır. Bu süreçte Rusya ile Halep’ten yapılacak tahliyeler konusunda anlaşmaya varılması sonucunda aralık ayı içerisinde tahliyelere başlanmıştır. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu süreci İranlı mevkiidaşı ile birçok defa görüşmüştür. Ancak tahliye süreci son derece sıkıntılı bir şekilde devam etmiştir. Tahliyeler esnasında bölgede bulunan Şii Milisler ile silahlı muhalifler arasında yer yer şiddetli çatışmalar yaşanmış, tahliyelere ve ateşkese birçok defa riayet edilmemiştir. Bu sancılı dönemin ardından Türkiye, Rusya ve İran’ın kendi aralarındaki görüşme trafiğine devam etmesi sonucunda Moskova Bildirisi olarak tarihe geçen görüşmelere kapı aralanmıştır.

Bu konuda Türkiye’nin politika değişikliğine gitmesine neden olan bazı olaylara genel olarak değinecek olursak;

  • ABD’nin PKK’nın bölgedeki uzantısı olan PYD/YPG kantonları ile ilgili tutumu ve Türkiye’nin buna karşı güvenlik refleksi ile verdiği tepkisi (Fırat Kalkanı Operasyonu),
  • İran ve Rusya gibi sürecin en başından bu yana oyun değiştirebilecek güce sahip olan ülkelerle daha sıkı işbirliklerinin bölgedeki sorunların çözümünde büyük bir realite olarak karşımıza çıkması,
  • Türkiye’nin en başından beri Esad’ın yönetimi bırakmasına odaklanıp, ABD ve Batılı müttefiklerine güvenerek hareket etmesi ve attığı adımlarda birçok defa yalnız bırakılması,
  • Türkiye’de son dönemde yaşanan olaylar sonrasında Türkiye’nin hem iç hem de dış siyasette ABD’ye karşı duyduğu güvenlik problemi ve bunun sonucunda Rusya’ya yakınlaşma eğilimi vb. nedenleri sayabiliriz.

Son olarak Türkiye’nin ani görünen bu dış politika değişikliği doğrultusunda Rusya ve İran ile birlikte hareket etmeye başlamasının başta İran olmak üzere birçok ülkede şaşkınlık yarattığı görülmektedir.

Moskova Bildirgesi

20 Aralık 2016 Salı günü Moskova, yaklaşık altı yıldır belirsizliğin devam ettiği Suriye için dönüm noktası olabilecek bir toplantıya ev sahipliği yapmıştır. Rusya, Türkiye ve İran Dışişleri Bakanları “Suriye’de devam eden iç savaşın durumu, Suriye’nin toprak bütünlüğü, Suriye’deki radikal terör örgütleri ile mücadele” vb. konularda müşterek bir adım atmak için Moskova’da bir araya gelmiştirler. Görüşmeler sonucunda sekiz maddeden oluşan ve üç ülkenin de mutabık kalarak ortaya koyduğu “Moskova Bildirgesi” olarak kayıtlara geçen bir anlaşma metni yayınlanmıştır.
Bu toplantının en önemli hususlarından biri, Suriye’de krizin başladığı günden bu yana krize doğrudan müdahil olmalarına rağmen bir türlü bir araya gelemeyen bu üç ülkeyi aynı masa etrafında toplaması olmuştur. Suriye’deki olaylara yaklaşımları, çıkarları ve hem içeride hem de uluslararası alanda müttefikleri farklı olan bu üç ülke, 2015 yılında Uluslararası Suriye Destek Grubu bünyesinde Viyana’da yapılan toplantılara da katılmış ancak sonuç itibarıyla üzerinde anlaşmaya varılan metin sahada uygulamaya geçirilememiştir. Bu konuda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bize göre en iyi format alınan kararların uygulanabildiği formattır.” sözlerini dile getirmiş ve bugüne kadar değişik formatlarda alınan kararlar olduğunu fakat sonuçlarının uygulanamaması yüzünden arazide durumun daha da kötüleştiğini hatırlatmıştır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise, Amerika ile daha önceden mutabık kalınan kararların uygulanamamasının, Moskova’nın ev sahipliği yaptığı bu toplantının önünü açtığını vurgulamıştır. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de konuyla ilgili olarak, bu üç ülke arasında yapılan işbirliğinin Suriye’de çözüme daha hızlı katkı sunacağını ve Suriye halkının çektiği acılara son vereceğini umut ettiğini sözleri dile getirmiştir. Bu üç ülkenin Dışişleri Bakanları’nın yanı sıra Devlet Başkanları da bu toplantının Suriye’nin geleceği açısından son derece önemli bir adım olduğuna yönelik açıklamalarda bulunmuştur.

Moskova Bildirisi’nin Maddeleri

1) İran, Rusya ve Türkiye, içerisinde pek çok etnik grubu barındıran, çok mezhepli, demokratik ve seküler bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü tamamen destekliyor.
2) İran, Rusya ve Türkiye, Suriye krizinin askeri bir çözümünün olmadığa inanıyor. BM’nin, bu krizin çözümünde BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı ile uyumlu olarak önemli bir rolü olduğunu kabul ediyor. Bakanlar, Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun kararlarını da dikkate alıyor. Uluslararası toplumun tüm üyelerini bu belgelerde yer alan anlaşmaların uygulanması önündeki engellerin ortadan kaldırılması için dürüst bir biçimde işbirliği yapmaya çağırıyor.
3) İran, Rusya ve Türkiye, Halep’in doğusundaki sivillerin gönüllü bir biçimde tahliye edilmesine ve silahlı muhaliflerin organize bir biçimde çıkarılmasına izin veren ortak çabaları memnuniyetle karşılıyor. Bakanlar Fua, Kefreya, Zabadani ve Madaya’dan sivillerin kısmen tahliye edilmesini de memnuniyetle karşılıyor. Onlar (İran, Rusya ve Türkiye) bu sürecin kesintisiz ve güvenli bir biçimde tamamlanmasının garanti etmeyi kabul ederler. Bakanlar, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Dünya Sağlık Örgütü’ne tahliyelerin gerçekleşmesine yardım ettikleri için minnettar.
4) Bakanlar, ülke topraklarında ateşkes rejiminin genişletilmesi, insani yardımların engelsiz bir biçimde ulaştırılması ve sivillerin serbest dolaşımının önemi konusunda mutabıktır.
5) İran, Rusya ve Türkiye, Suriye hükümeti ve muhaliflerin üzerinde görüşme yaptıkları anlaşmanın hazırlanmasına yardımcı olmaya ve bu anlaşmanın garantörü olmaya hazır olduklarını belirtir. ‘Sahadaki’ durum üzerinde etkisi olan diğer tüm ülkeleri de aynı şekilde davranmaya davet eder.
6) Onlar (İran, Rusya ve Türkiye) bu anlaşmanın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı ile uyumlu olarak Suriye’deki siyasal sürecin yeniden başlaması için gereken itici gücün oluşmasına yardımcı olacağına emindirler.
7) Bakanlar, Kazakistan Devlet Başkanı’nın (Nursultan Nazarbayev) ilgili görüşmelerin (Suriyeli taraflar arasındaki barış görüşmeleri) Astana’da yapılması yönündeki nazik davetini not ederler.
8) İran, Rusya ve Türkiye, IŞİD ve Nusra ile ortak mücadele ve silahlı muhalif grupları onlardan ayırmak konusundaki kararlılıklarını doğrular.
Moskova Bildirgesi’nde Öne Çıkan Maddelerin Değerlendirilmesi
Türkiye-Rusya ve İran’ın bir araya gelerek, üzerinde mutabık kaldıkları metne baktığımızda ilk olarak, “Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması”, “ateşkes sağlanması durumunda 3 ülkenin garantör olacağı” ve “IŞİD, El-Nusra gibi terör örgütleri ile silahlı muhalif grupların ayrımı” konuları dikkat çekmektedir.
Suriye’nin toprak bütünlüğü, İran ve Rusya tarafından hali hazırda kabul gören bir konuyken, anlaşma ile bu husus Türkiye için de bir öncelik haline gelmiştir. Türkiye bu zamana kadar Esad rejimi ile ilgili politikasını daha çok “rejim değişikliği” üzerini kurmuştur. Üç ülke tarafından mutabık kalınan metne bakıldığında; “Rejim değişikliği politikası artık Türkiye için öncelik olmaktan çıkmıştır.” yorumu yapılabilir. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Moskova’daki görüşmelerin ardından yaptığı basın toplantısında bu konu için, “Türkiye, İran ve Rusya Suriye’de rejim değişikliğine değil, terörle mücadeleye odaklanma konusunda mutabıktır.” açıklamasında bulunmuştur. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Suriye’nin ve tüm komşularının ulusal birliğini ve sınır bütünlüğünü desteklediklerini ve bir bölünmeye kesinlikle karşı olduklarını söylemiştir. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de bu konuyla ilgili olarak, “…Siyasi çözüm bulunabileceğine inanıyorum. Toprak bütünlüğü ve egemenliğin sağlanması için çaba sarf edeceğiz. Olabildiğince hızlı bir şekilde Suriye halkının acılarının sona ereceğini umuyoruz.” açıklaması yapmıştır.
Moskova’da gerçekleştirilen toplantının diğer bir önemli hususu ise, Suriye’de rejim ile muhalifler arasında herhangi bir anlaşma veya ateşkes sağlandığında, bu anlaşmanın üç ülke tarafından garantörlük altına alınmaya hazır olunduğunun bildirilmesi olmuştur. Bu maddede dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı da “rejim ile muhalifler arasında anlaşma” konusuna İran ve Rusya’nın da sıcak bakıyor olmasıdır. Suriye’de yaşanan olaylara ve olayların gidişatına etki edebilecek güce sahip bu üç ülkenin bu konuda mutabık kalması, hem Suriye’deki sorunların çözümü hem de bölgedeki diğer sorunların en azından bir araya gelerek konuşulabilecek olması açısından önem arz etmektedir. Bu üç ülke imzaladıkları mutabakatın gereklerini sahada da yerine getirdiği takdirde, bundan sonra bu konuda devreye sokulacak mekanizmalara olan inanç da artacaktır. Zira, Halep’in doğusunun tahliyesi konusunda bu ülkelerin gösterdiği çaba ve bu konuda sonuç alınmış olması kurulan işbirliğine olan inancı da artırmaktadır.
Moskova Bildirisi genel olarak değerlendirildiğinde Rusya, Türkiye ve İran tarafları şimdi her ne kadar ortak görüşe sahip gibi gözükseler de ilerleyen zamanlarda en çok tartışma çıkaracak başlık “IŞİD, El-Nusra gibi terör örgütleri ile silahlı muhalif grupların ayrımı” olacak gibi görünmektedir. Çünkü bu üç ülkenin sadece IŞİD ve El-Nusra örgütleri ile ilgili ortak fikirleri bildiriye yansımıştır. Diğer grupların tanımlanmasıyla ilgili özellikle Türkiye ve İran arasında görüş farklılıkları bulunmaktadır. Türkiye’nin bu hususta PYD terör örgütü ile ilgili hassasiyeti ön plana çıkmaktadır. Toplantının ardından Rusya veya İran tarafından PYD terör örgütüyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmasa da Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin başlattığı Fırat Kalkanı Operasyonu’nun devam edeceğini ve bunun özellikle IŞİD ile PYD terör örgütlerine karşı yapıldığını belirtmiştir. İran’ın bu husustaki hassas noktası ise Esad rejiminin yanında savaşan Hizbullah ve Şii Milisler olarak ön plana çıkmaktadır. İran bu konuyu “Şii Milisler ve Hizbullah güçleri Esad’ın daveti üzerine bölgeye geldi” şeklinde değerlendirmiştir.
Bu görüş farklılıkları Moskova’da anlaşmanın ardından yapılan ortak basın toplantısında da Dışişleri Bakanları tarafından dile getirilmiştir. Mevlüt Çavuşoğlu, “Bugün ateşkesten bahsettik. Bunu söylerken tüm ülkede geçerli olan bir ateşkesten söz ediyoruz. Bu ateşkes Nusra Cephesi ve IŞİD’i kapsamayacak. Ancak, Hizbullah gibi rejime bağlı silahlı gruplar da var. Bu gruplara destek kesilmeli. Zira bu şekilde tüm ülkede bir ateşkes sağlanabilir. Sadece bir grubun ya da bir tarafın ateşi kesmesinden bahsetmemek lazım” şeklinde konuşmuştur. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise Birleşmiş Milletler (BM) tarafından El-Nusra’nın terör örgütü olarak ilan edildiğini ancak diğer gruplar ile ilgili farklı görüşlerin olabileceğini dile getirmiştir. Bu konuda Lübnan Hizbullah Hareketi Lideri Hasan Nasrallah ise, Hizbullah’ın varlığının Suriye’de devam edeceğini ve bunun sayısal olarak artacağını söylemiştir. Ayrıca Halep’te Esad rejiminin kazandığı zaferin Beşar Esad’ın devrilmesine yönelik umutları sona erdirdiğine dikkat çekerek, kazanılan zaferin Suriye için politik çözümün önünü açacağını belirtmiştir.
Tarafların bu konudaki açıklamaları değerlendirilecek olursa, Suriye’de tüm tarafların dikkat etmesi gereken husus, kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için bu tür hassas konularda kalıcı mezhep savaşlarına yol açabilecek adımlardan ve buna neden olabilecek gruplara destek vermekten kaçınmak olmalıdır. Suriye dışından gelen herhangi bir grubun ise, Suriye’nin geleceği adına bu barışı tehlikeye atacak hamleler yapabileceği kuvvetli bir olasılık olarak değerlendirilmektedir. Bu sebepten dolayı taraflar, Suriye’de bu tür çatışmaları körükleyebilecek her türlü politika ve destekten vazgeçmesi büyük bir ehemmiyet arz etmektedir.
Sonuç Yerine
Moskova’da Rusya, Türkiye ve İran’ın bir araya gelerek aldığı kararlar, Suriye’deki krizin geleceği adına önemli bir dönüm noktası olabilir. Daha önce Suriye’deki krizde farklı taraflarda yer alan bu üç ülkenin ilk defa ortak kararlar etrafında bir araya gelmesi ve özellikle görüşmelerden önce Halep’teki tahliyeler konusundaki sonuç veren işbirliğine gitmeleri, bu beklentiye karşı olan inancı daha da artırmaktadır. Ancak burada anlaşmaya taraf olanlar kadar diğer ülkelerin ve uluslararası mekanizmaların da üzerine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Çünkü Suriye konusunda taraf olan ülkeler daha önce birçok defa bir araya gelmiş ve bu konuda birçok karar alıp, çeşitli yol haritaları belirlemişlerdir. Ancak şu ana kadar başarılı bir şekilde hayata geçirilebilen herhangi bir çözüm yolu bulunamamıştır.
İran bölgede etkisini artırmak ve güvenliğini sınırlarının ötesindeki tehlikelere karşı koruyabilmek için Irak ve Suriye’yi stratejik bir nüfuz alanına dönüştürmeye çalışmakta; Türkiye ise sınır ve iç güvenlik kaygıları ile PYD ve IŞİD gibi terör örgütlerine karşı güvenli bir sınır hattı oluşturmayı istemektedir. ABD ve Rusya ise Ortadoğu’nun genelindeki değişim ve dönüşüm sürecini istedikleri gibi yönlendirmek ve yeni oluşabilecek durumlara karşı bölgede var olduklarını her fırsatta göstermek için adımlar atmaktadır. Tüm bu denklemleri değerlendirecek olursak; Suriye’deki krizde “birçok ülkenin taraf olarak yer alması, her birinin ayrı bir çıkar etrafından toplanması ve uluslararası mekanizmaların işletilememesi” gibi birçok sebepten dolayı şimdiye kadar herhangi bir sonuç alınamadığı söylenebilir.
Eğer halihazırda önümüzde bulunan bu hususlar etrafında politikalar yapılmaya çalışılırsa, bu adımın da bir süre sonra kadük kalacağı ve çözüme yönelik herhangi bir ilerleme kaydedilemeyeceği düşünülebilir. Suriye’de mezhep çatışmalarına yol açacak adımlardan kaçınılmalı ve Suriye’nin geleceği adına alınacak olan kararlar Esad rejimi ile Suriyeli muhaliflere bırakılmalıdır. Yoksa, vekâlet savaşlarının yaşandığı Suriye’de beklenen normalleşme bir başka bahara kalacaktır…


1 Iranıan Students News Agency(ISNA), “İran Devleti ve Halkı Terörizmle Mücadelede Rusya’nın yanında yer almaktadır”, http://www.isna.ir/news/95093018793/%D8%B8%D8%B1%DB%8C%D9%81-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA-%D9%88- %D9%85%D8%B1%D8%AF%D9%85-%D8%A7%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D8%A8%D8%B1%D8%A7%DB%8C-%D9%85%D8%A8%D8%A7%D8%B1%D8%B2%D9%87-%D8%A8%D8%A7-%D8%AA%D8%B1%D9%88%D8%B1%DB%8C%D8%B3%D8%AA-%D9%87%D8%A7- %D8%AF%D8%B1-%DA%A9%D9%86%D8%A7%D8%B1-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA, Erişim Tarihi: 23.12.2016.

2 Tasnim Haber Ajansı, “İran Hiçbir Askeri Üssünü Rusya’ya Tahsis Etmemiştir”,https://www.tasnimnews.com/tr/news/2016/08/17/1160705/iran-hi%C3%A7bir- askeri-%C3%BCss%C3%BCn%C3%BC-rusya- ya-tahsis- etmemi%C5%9Ftir, Erişim Tarihi: 21.12.2016.

3 Tasnim Haber Ajansı, “BM Güvenlik Konseyi Kararı, Terörizmi Destekleyen İstihbarat Mensuplarını Halep’e Sokmak İçindir”,https://www.tasnimnews.com/tr/news/2016/12/20/1273284/bm-g%C3%BCvenlik- konseyi-karar%C4%B1-ter%C3%B6rizmi- destekleyen-istihbarat- mensuplar%C4%B1n%C4%B1-halep- e-sokmak-i%C3%A7indir, Erişim Tarihi: 21.12.2016.

4 Iranıan Students News Agency(ISNA), “Irak-Suriye- İran ve Rusya, terörizm ile mücadele için işbirliği içerisindedir.“, http://www.isna.ir/news/95093018611/%DA%A9%D8%A7%D8%B1-%D9%85%D8%B4%D8%AA%D8%B1%DA%A9%DB%8C-%D8%A8%D8%A7-%D9%85%D8%AD%D9%88%D8%B1%DB%8C%D8%AA-%D8%B9%D8%B1%D8%A7%D9%82-%D8%B3%D9%88%D8%B1%DB%8C%D9%87-%D8%A7%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86- %D9%88-%D8%B1%D9%88%D8%B3%DB%8C%D9%87-%D8%A8%D8%B1%D8%A7%DB%8C-%D9%85%D8%A8%D8%A7%D8%B1%D8%B2%D9%87-%D8%A8%D8%A7, Erişim Tarihi: 21.12.2016.

5 Anadolu Ajansı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin Telefonda Görüştü”,http://aa.com.tr/tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan- ve-putin- telefonda-gorustu/667725, Erişim Tarihi:22.12.2016.

6 BBC Türkçe, “Doğu Halep’te Tahliyeler Başladı, Ateşkes Yürürlüte”, http://www.bbc.com/turkce/38327571,Erişim Tarihi:22.12.2016.

7 Euronews, “Halep’te Tahliyeler Ertelendi”, http://tr.euronews.com/2016/12/14/halep-te- tahliyeler-ertelendi,Erişim Tarihi: 23.12.2016. 8 Karabat Ayşe, “Moskova Toplantısından Ne Çıktı?”, http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera- ozel/moskova- toplantisindan-ne- cikti, Erişim tarihi: 22.12.2016.

8 Karabat Ayşe, “Moskova Toplantısından Ne Çıktı?”, http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera- ozel/moskova-toplantisindan-ne- cikti, Erişim tarihi: 22.12.2016.

9 Fars News Agency,”Zarif: Tüm Terörist Gruplarla Mücadele Edilmelidir/ Suriye Halkının Acılarına Son Vermek İstiyoruz”, http://www.farsnews.com/newstext.php?nn=13950930001442, Erişim Tarihi:22.12.2016.

10 TIME TURK Haber, “Türkiye-iran- Rusya’nın 8 Maddelik Suriye Bildirisi”, http://www.timeturk.com/turkiye-iran-rusya- nin-8- maddelik-suriye- bildirisi/haber-417565, Erişim Tarihi: 22.12.2016.

11 Kırım Haber Ajansı, “Türkiye,Rusya ve İran’dan Suriye İçin Ortak Bildiri”, http://qha.com.ua/tr/siyaset/turkiye-rusya-ve- iran-dan- suriye-icin- ortak-bildiri/151276/, Erişim Tarihi:23.12.2016.

12 Aljazeera Türk, “Suriye’deki İthal Şii Savaşçılar”, http://www.aljazeera.com.tr/haber/suriyedeki-ithal- sii-savascilar, Erişim Tarihi:23.12.2016.

13 Aljazeera Turk, “Türkiye, Rusya ve İran’dan Suriye Mutabakatı”, http://www.aljazeera.com.tr/haber/turkiye-rusya-ve- irandan-suriye- mutabakati, Erişim Tarihi: 23.12.2016.

14 AlJazeera Turk, “Suriye’de Hizbullah Nüfusu Artacak”, http://www.aljazeera.com.tr/haber/suriyede-hizbullah-nufuzu-artacak, Erişim Tarihi: 23.12.2016.

15 Tasnim Haber Ajansı, “Nasrallah: Halep Zaferi Esad’ı Devirme Umutlarını Sona Erdirdi”, https://www.tasnimnews.com/tr/news/2016/12/24/1276109/nasrallah-halep- zaferi-esad- %C4%B1-devirme-umutlar%C4%B1n%C4%B1-sona- erdirdi, Erişim Tarihi: 23.12.2016.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Abdullah SAYIN
Abdullah SAYIN
1990 MALATYA doğumlu olan Abdullah SAYIN, 2013 yılında Kafkas Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden iyi bir derece ile mezun oldu. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı - Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalında Yüksek Lisans programına kabul edildi. Şu an bu bölümde “Şah Dönemi İran Ortadoğu Politikası” başlığı ile Yüksek Lisans tezi hazırlamaktadır. 2015 yılında İran-Qazvin Uluslararası İmam Humeyni Üniversitesi’nde başladığı Farsça dil eğitimini iyi bir derece ile tamamladıktan sonra 2016 yılında Tahran Üniversitesi – Siyaset Bilimi alanında ikinci bir yüksek lisans eğitimine başlamıştır. Daha önce çeşitli internet sitelerinde muhtelif alanlarda yazıları yayınlanan ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ile araştırma merkezlerinde asistanlık görevi alan Abdullah Sayın, iyi derecede Farsça ve orta düzeyde İngilizce bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,030BeğenenlerBeğen
232TakipçiTakip Et
2,712TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz