ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doğacan Başaran ,ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olan John Bolton’un başkanlık ettiği heyetin Ankara ziyaretini yorumlayarak ABD heyetinin Trump’ın Suriye’den çekilme kararının ardından gerçekleştirdiği bu ziyaretin zamanlamasına dikkat çekti ve “Söz konusu heyet, ABD’nin yeni Ortadoğu stratejisi hususunda bölgedeki müttefiklerini bilgilendirmek ve bu stratejiye muhalefet eden aktörleri ikna etmek amacıyla diplomasi turuna başladı. Nitekim Bolton’a ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford ve ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in eşlik ettiği heyet, ilk olarak İsrail’i ziyaret etti. Ardından da Bolton, Dunford ve Jeffrey üçlüsünün Ankara ziyareti gerçekleşti.” diyerek ABD’nin Ortadoğu’daki müttefiklerini kendi politikaları hakkında bilgilendirdiğini belirtti. Bolton’un Ankara ziyaretinde gördüğü muameleye ilişkin yaptığı değerlendirme esnasında Amerikan heyetinin İsrail’de verdiği mesajları hatırlatan Başaran, ABD’nin vekil aktör olarak terör örgütü PYD-YPG’den vazgeçmek istemediğini ve bu nedenle de örgütü tüm Kürtlerin temsilcisiymiş gibi göstererek meşrulaştırmaya çalıştığını ifade etti. Washington’un PYD-YPG’yle olan ilişkisinin Ankara’nın tepkisini çektiğini söyleyen Başaran, “Amerikan heyetinin Türkiye ziyareti, Washington’un Ankara’yı baskı altına almaya yönelik mesajlarıyla başlamışsa da Bolton ve ekibi, Ankara’dan eli boş döndü. Çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bolton’a randevu vermedi. Önceden planlanan görüşmelerde de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un da belirttiği üzere, Türkiye’nin ulusal güvenliğinin müzakere edilemeyeceği ABD’li yetkililere anlatıldı.” dedi.

Öte yandan Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih’in 3 Ocak 2019 tarihinde Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyareti de değerlendiren Başaran, “ABD, 2003 yılında Irak’ı işgal ederek Saddam Hüseyin liderliğindeki Baas Partisi’nin ülkedeki iktidarını sonlandırdı. Ancak Saddam rejiminin devrilmesiyle Irak, bölgesel ve küresel güçlerin nüfuz mücadelesine giriştiği ve terör örgütlerinin güçlenmeye başladığı bir oyun sahasına dönüştü. Bu bağlamda ABD ve İran, bahse konu olan nüfuz mücadelesi ve terör örgütleri üzerinden yürütülen vekalet savaşlarında en dikkat çeken aktörler oldu.” açıklamasında bulundu. Irak’taki nüfuz mücadelesini yorumlayan Başaran, 12 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşen seçimlerle birlikte Irak halkındaki bağımsızlıkçı taleplerin öne çıktığını söyledi. Seçim sonuçlarının Iraklıların “Ne ABD ne de İran” nokrasında konumlandığına işaret ettiğini belirten Başaran, “Irak, kendi egemenliğine dışarıdan baskı kuran ABD ve İran gibi aktörlerin vesayeti karşısında bir çıkış yolu aramakta ve bu kapsamda Türkiye’yi üçüncü bir seçenek olarak görmektedir. Kuşkusuz bu durum, Türkiye için de önemli fırsatları barındırmaktadır. Irak’ın bağımsızlığının güçlendirilmesi hassasiyeti üzerinden şekillenecek bir biçimde Bağdat’la ilişki kurulması; Türk iş insanlarına Irak pazarında etkili olmaları yönünde önemli fırsatlar sunacağı gibi, Türk Ordusu’nun terörle mücadele sürecine de katkı sağlayacaktır.” cümlelerini kullandı.

ÖNE ÇIKANLAR

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,718TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz