Golan Tepeleri’nin önemini vurgulayarak programa başlayan Orallı, bölgenin Ürdün, Lübnan ve Suriye’nin geçiş güzergahı üzerinde bulunması ve yüksekte kalan bir mevzi olması itibariyle Arap-İsrail Savaşları’nda ve özellikle Yom Kippur Savaşı’nda stratejik konumu ile tarihe geçtiğini belirtti. Orallı, Birleşmiş Milletler daimî üyelerinden Rusya’nın ve Çin’in bu kararın bir anlam ifade etmediğini vurguladıklarını da belirterek aslolanın Suriye devletinin uniter yapısını koruyacak asli antlaşmaları ortaya koymaktan geçtiğini de sözlerine ekledi.

Yerel seçimlere yönelik olarak ise Orallı, kaybedenin olmadığını parti liderlerinin Türkiye’nin dış politikasını, ekonomi politikasını yönetme noktasında ortak bir duruş sergileyeceklerinin sinyalini verildiklerini kaydetti. Hem Suriye’nin hem de Irak’ın kuzeyinde Adana Mutabakatı ve Ankara Anlaşması’nın Türkiye’ye tanımış olduğu yetkilerin uluslararası hukuk çerçevesinde sonuna kadar kullanılacağı bir döneme girildiğini de vurguladı. Dr. Orallı, etnik farklılıkları gözetmeksizin emperyalist güçler tarafından zulme uğramış tüm bölge halkının kucaklandığı bir dönem temenni ettiğini de sözlerine ekledi. ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ dendiğinde aslında 16-17. yüzyıllara da gönderme yapıldığını, günümüzün yapay sınırlarını çizenlerin batılı güçler olduğunu ve Türkiye’nin artık kendi sınırlarını belirleyebilecek bir konuma eriştiyse de bunun irredentist politikalar kapsamında kötüye kullanılmayacağının da altını çizdi. Münbiç Operasyonu’nun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Orallı, halihazırda Türkiye etkisi altında bulunan coğrafyanın, operasyonu Türkiye’nin lehine çevirdiğini de ekledi.

ÖNE ÇIKANLAR

BİZİ TAKİP EDİN

2,896BeğenenlerBeğen
192TakipçiTakip Et
2,088TakipçiTakip Et
248AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz