ANKASAM Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol 20 Mart 2019 tarihinde açıklanan MGK Kararları ile ilgili olarak “Bu açıklamaya baktığımızda aslında, Astana ya da Soçi Zirvesi’nde tarafların büyük ölçüde mutabakata vardığı hususların bir kez daha teyidi ve burada Suriye hükümetinin bir adım öne çıkan rolünü görüyoruz. Önümüzdeki süreçte Türkiye ve Suriye burada iki ülkenin güvenliği bağlamında belki daha etkin bir işbirliğine girecek gibi görünüyor.” dedi.  Genel anlamda, bölgede bir yakın çevre güvenliği arayışının olduğunu belirten Erol, üç devletin ve bu üç devletle birlikte diğer bölge devletlerinin duruşlarının söz konusu olduğunu söyledi. Erol, ABD’nin bölgeden çekilmesine ilişkin olarak ise, ABD’nin bölge üzerindeki çıkarlarından ve politik hedeflerinden vazgeçmediği sürece bölgede bulunan ABD askeri sayısının bir anlam ifade etmediğinin altını çizdi. Erol, MGK Bildirisi ile Türkiye’nin terör örgütleri üzerinden bölgede oluşturulacak istikrarsızlık koridoruna hiçbir şekilde müsaade etmeme mesajı verdiğini, “terör koridoru” tabirinin ise bir netlik kazanması gerektiğini, tanımın çok net olmadığını söyledi.

Erol, İran’la ortak operasyon konusunda her iki ülkenin kendi sınırları içerisinde yapacağı operasyonlarla Türkiye’den İran’a İran’dan Türkiye’ye geçişlerin önüne geçmeye yönelik girişimlerin olabileceğini ifade etti. Türkiye’nin çok net bir duruşu olduğunu ve bir ağız birliği içinde olduğunu söyleyen Erol İran’da böyle bir durumun olmadığını, İran’da hükümetin tavrının ve belli kesimlerin tavrının birbirinden farklılık gösterdiğinin altını çizdi. Erol bu konuda, Türkiye’nin yaptığı açıklamayı dikkate almanın doğru olacağını, İran’da yekpare bir yapının olmamasının kafa karışıklıklarına yol açabileceğini belirtti.

Erol, Türkiye ve İran’ın Irak’ta neler yapabileceği hususunda şu açıklamayı yaptı: “Şu an Irak’ta ikili yapı oluşmuş vaziyette. Irak hükümetinin başlı başına bir PKK tehdidini bertaraf edebilmesi mümkün değil. Diğer taraftan önümüzde İran’ı içeriden karıştırmaya yönelik baskı politikasının daha da artacağı bir süreç söz konusu. Amerika bunu sokak hareketleri üzerinden yapabileceği gibi Belucistan-Sistan bölgesindeki grupları kullanarak da yapabilir. Son dönemde Türkiye-İran sınırını oluşturan bölgelerde PKK ve PJAK’ı bir araya getirebilecek birtakım çalışmaların olduğunu görüyoruz ve bunun başını da ABD çekiyor.” Erol sözlerine şu şekilde devam etti: “Türkiye ve İran nasıl Kuzey Irak’ta 25 Eylül referandumunda böylesi bir şeye izin vermeyeceği yönünde bir tavır ortaya koyuyorsa PKK ve PJAK noktasında da ortak bir eylemi ortaya koyabiliyorlar.” Erol ayrıca PKK’nın üzerinde ABD’nin kontrolünün zayıfladığına dikkat çekti ve ABD’nin de bu durumun farkında olduğu için bölgede birtakım yeni yapılanmalara ve daha etkin şekilde kontrol edebileceği güçlere ihtiyaç duyduğunun altını çizdi.

ÖNE ÇIKANLAR

BİZİ TAKİP EDİN

2,976BeğenenlerBeğen
218TakipçiTakip Et
2,363TakipçiTakip Et
266AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz