ANKASAM Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL, 14 Şubat 2019 tarihinde gerçekleştirilen Soçi Zirvesi’ne yönelik: “Taraflar Soçi’nin öneminin farkında, Astana sürecinin devam ettirilmesi gerektiğini de çok net bir şekilde biliyorlar. Bu nedenle bu üç devletin karşı karşıya olduğu ortak tehdit algısı, aradaki birtakım pürüzlere rağmen, bu devletleri Suriye merkezli olarak bir araya getirmiş durumdadır.” tespitinde bulundu ve “Astana sürecine rağmen bölgedeki krizler ne Irak’la ne Suriye’yle sınırlı kalacağa benziyor, dolayısıyla Soçi ve daha genel anlamda Astana, taraflar arasında işbirliğinin devam edeceğine yönelik net ve güçlü bir mesaj verdi” şeklinde ifadeler kullanarak durumu detaylandırdı.

Başkan Erol, zirve öncesinde İran ve Esad ikilisinin İdlib meselesini öncelik olarak Türkiye’ye dayattıklarını ve bu öncelik gerçekleşmeden Fırat’ın doğusu ile Münbiç noktasında çok da pozitif bir mesaj vermediklerini ifade ederek Putin’in, “Türkiye’nin Fırat’ın doğusu konusundaki hassasiyetlerinin farkındayız” açıklamasıyla Türkiye yanlısı bir tutum sergilediğinin altını çizdi. Soçi’nin ABD ile terör örgütleri PYD/YPG ve PKK açısından hayal kırıklığına sebebiyet verdiğini, bu terör örgütlerinin asıl beklentisinin ABD’nin de desteğiyle yeni Suriye sürecinde farklı bir statüde yer almak olduğunu ve buna engel olunduğunu öne sürdü.

İran’ın söz konusu zirveye hem Türkiye hem Rusya’yla birtakım krizler içerisinde gittiğini söyleyen Erol, burada her iki devletin de güçlü duruşu İran’ı temkinli adım atmaya zorladı dedi. Ayrıca Erol, İran’a yönelik baskı ve bu anlamda İran’a karşı uluslararası bir ittifak oluşturulma süreci, haliyle İran’ı politikalarında daha dikkatli olmaya sevk etti, bundan sonraki süreçte İran’ın, Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate alması gerekecektir ifadelerinde bulundu. Türkiye gibi güçlü bir aktöre İran’ın ihtiyacı olduğunu belirtti. Erol, konuyu “Zirvede üç devletin de Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız ve egemenliğini tehdit edebilecek her türlü oluşumun karşısındayız” açıklamalarında bulunduğunu vurgulayarak noktaladı.

ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol’un programda değindiği ikinci husus ise İdlib’e yönelik operasyon noktasındaki ısrarın büyük ölçüde zayıflayışıdır. “Bir operasyon olacaksa da önce Münbiç, ardından Fırat’ın doğusuna olacağa benziyor, çünkü buralardaki oluşum ortadan kaldırılmadığında bu tehdidi zamana yayılmış bir şekilde kabul etmiş oluyorsunuz” şeklinde ifadeler kullanan Erol, Amerika’nın gündeme getirdiği güvenli bölge yaklaşımının arkasında da bu durumun olduğunu vurguladı.

Başkan Erol, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın S-400’lerin ilk teslimatının Ekim 2019’da gerçekleşeceğine dair açıklamalarıyla ilgili olarak “Bu durum öncelikle Türkiye-Rusya arasındaki güven sorunlarının büyük ölçüde hallolduğunun göstergesidir ve dahası ise ilişkilerin daha stratejik seviyede ilerletilme iradesini ortaya koymaktadır.” yorumunu yaptı.

Başkan Erol, programın devamında Yeni Zelanda’da yaşanan terör saldırısına ilişkin açıklamalarda bulunarak İslamofobi kavramının batılı anlamda yorumlanışının şiddete meşruiyet zemini kazandırmak arayışıyla ilintili olduğunu ve dolayısıyla bu kavramı doğru bulmadığını kaydederek, Trump gibi birçok Dünya liderinin olayı terör saldırısı olarak nitelendirmemesinin ise ortaya çıkabilecek bir karşı tepki korkusundan kaçınmasına bağladı. İslamofobi’nin terör olarak adlandırılmasıyla, İslamofobik her türlü oluşum, eylem ve örgütün terör kapsamına girerek ve ABD ve Batılı ülkelerin mücadele etmesi gerekliliğini doğuracağını vurguladı. Erol, karşılaşılan tablonun Batı’nın ötekileştirici tutumunun bir sonucu olduğunu da ekleyerek İslamofobi üzerinden İslam dünyasına yeni bir saldırı başlatılmak istendiğinin altını çizdi.

ANKASAM Başkanı Erol, son olarak İslam İşbirliği Teşkilatı’nın toplanması hususuna değinerek toplantıdan çıkacak sonuçlar kapsamında bir beklentisinin olmadığını, katliamların önünün kesilemediğini söyledi. Tekşilatın, Müslümanların lehinde daha somut ve pratiğe yönelik kararlar almasının gerektiğini de sözlerine ekledi. Avrupa’nın tepkisinin altında yatan sebebin ise Almanya’nın başını çektiği liderlik mücadelesinden kaynaklandığını ve bu noktada İslam dünyasının kazanılmaya çalışıldığını, bunun karşısında ise Avrupa Birliği’nin (AB) dağıtılma tehdidi ile karşı karşıya gelinmesinin de Siyonist-Haçlı İttifakı’nın bir projesi olduğunu belirtti. Erol, bu noktada Türkiye ile birlikte Pakistan başta olmak üzere bazı Körfez ülkelerinin de katılımı ile beraber ilerleyen günlerde daha aktif bir rol izlenebileceğinin de altını çizdi.

ÖNE ÇIKANLAR

BİZİ TAKİP EDİN

2,944BeğenenlerBeğen
209TakipçiTakip Et
2,254TakipçiTakip Et
262AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz