Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Golan Tepelerini İsrail toprağı olarak tanımasının, Kudüs Meselesi sürecinde mevzunun bu noktaya geleceğinin sinyallerini verdiğini belirtti. Erol, “ABD’nin özellikle İsrail’le ilgili atmış olduğu adımlar, bundan sonraki süreçte Suriye’de ve bölgede krizlerin üst üste gelebileceği bir sürece işaret ediyordu. ABD açısından bakıldığında, Büyük İsrail Projesi’ne (BİP) hizmet eden adımları atmaktan tereddüt etmediği ve bunu da gerektiğinde bölge barışını göz ardı etmek suretiyle gerçekleştiği görülüyor. Gelişmelerden, Trump-Netenyahu ikilisinin burayı kendileri açısından ciddi bir tehdit ortamı olarak görmediği anlaşılıyor. Mevcut ortamda da İsrail, kendisine sunulan vaat edilmiş topraklar bağlamında hedefini adım adım gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunların üst üste gelmesinin bir diğer nedeni de Suriye iç savaşına belli bir aşamaya gelinmesi ve ABD’nin Suriye’den çıkacağını söylemesidir. Bu söylemler İsrail tarafında ciddi bir endişeye yol açtı. Bu adımlarla birlikte, ABD’nin Suriye merkezli Ortadoğu’dan hemen çekilmesinin mümkün olamayacağı görülüyor. Golan Tepeleriyle birlikte ABD, Suriye ve Ortadoğu’daki varlığı bir anlamda perçinlendi” dedi

ABD tarafından yapılan açıklamalara ilişkin olarak Erol, “tansiyonların yükseldiği dönemlerde bu tür ifadeler gündeme getiriliyor, tansiyon düşürülmeye çalışılıyor. Ama ABD’nin mevcut politikasında radikal anlamda herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Radikal değişiklik ancak, Türk-Amerikan ilişkilerinde, ilişkinin adının konulması, tanımının yapılması ve dolayısıyla bu anlamda yeni bir çerçevenin çizilmesiyle mümkün olabilir. Bugün gerek Kudüs gerek Golan Tepeleri gerekse Suriye-İran merkezli bölgedeki gelişmelere bakıldığında, ABD’nin ve İsrail’in karşılarına Türkiye’yi almak istemeleri mümkün gözükmüyor. Burada yapacakları en büyük hata Türkiye’yi karşılarına almak olacaktır” dedi.

Erol “bir taraftan Golan Tepeleri, Kudüs, Büyük İsrail oluşumunun adımlarını atarken diğer taraftan da Türkiye ve benzeri devletlere birtakım farklı politikalar uygulamak, burada yeni bir Ortadoğu düzeninin oluşturulmak istenmesidir. Yapılan açıklamalar Türkiye’yi tatmin etmekten çok uzak. Açıklamadan, Golan ile birlikte ciddi bir kriz beklenildiği anlaşılıyor. Bu krizde Türkiye’nin agresif bir pozisyon takınmaması ve ABD ve İsrail’e karşı daha sert bir tutum sergilememesi için Türkiye’ye yönelik birtakım yumuşak mesajlar var gibi görülüyor” olarak belirtti.

Türkiye’nin yoğun gündemi sebebiyle dış politikada herhangi bir değişikliğin olmayacağını belirten Erol, “31 Mart öncesi ve 31 Mart gecesi ve sonrası itibariyle radikal bir değişiklik söz konusu değil. Şu an için tempo düşmüş vaziyette diyebiliriz. Bu, seçime giden her ülke açısından böyledir. Ama seçim sonrası itibariyle Türkiye, özellikle Suriye konusundaki daha önce dile getirdiği hususlarda kararlılığını ortaya koymaya devam edecektir. Irak konusunda önemli gelişmeler yaşanabilir, ki Türkiye’nin Suriye krizinde sergilediği duruş ya da bundan sonra Suriye krizinde ortaya koyacağı ağırlığı göstermesi açısından önemlidir. Hem Bağdat hem de Erbil’le geliştireceği bu ilişkilerin aynı zamanda bir Suriye boyutu da var. Bu boyutta Fırat’ın Doğusu ve Münbiç konusunda birtakım daha somut gelişmeler ve kırılmalar söz konusu olabilir. Amerikalıların gündeme getirdiği mevzu da Türkiye’nin seçimler sonrası belli adımlar atacağını görmüş olmasından kaynaklanıyor. Yani Türkiye’nin gündemi belli, bu 31 Mart öncesi ve sonrası itibariyle de gündemdeki yerini koruyacağına benziyor” dedi.

ÖNE ÇIKANLAR

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz