ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) ABD yapan hususun yakın çevresinde kurmuş olduğu üstünlük olduğunu kaydederek bu bağlamda söz konusu ülkenin 1890’lı yılların sonlarına doğru bir küresel güce dönüştüğünü hatırlattı. ABD’nin yakın çevre bağlamında kurduğu üstünlüğün Küba Krizi ile kaybettiğini dile getiren Erol, Latin Amerika’ya ilk dokunan devletin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) olduğunu ve kriz sona erdiğinde de ABD ile Sovyetler arasında saldırmazlık noktasında bir anlaşma gerçekleştiğini belirtti. Bu bağlamda Erol, Venezuela’yı Soğuk Savaş sonrasının Küba’sı olarak nitelendirdi ve ABD’nin diğer ülkeler tarafından ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya olduğunu söyledi. Bu hadiseye kadar Washington’un kendisine rakip gördüğü güçlerin yakın çevresinde krizler çıkararak bir inisiyatif sağlamaya çalıştığını ifade eden Erol, buna ek olarak Çin’in yükselişinin de ABD tarafından engellenmeye çalışıldığını vurguladı ve kendi yakın çevresinde ABD’yi görmek istemeyen devletlerin başka yakın çevrelerle bir anlamda ABD ile hesaplaşma içine girdiğini söyledi.

Erol, düne kadar ABD terörü ve başarısız devletleri gerekçe göstererek istediği ülkeye rahatlıkla müdahale edebildiğini ancak artık bu noktada etkili olamadığını kaydederek Rusya, Çin, Türkiye, İran hatta Suriye ve Meksika’nın ABD politikalarına karşı pozisyon aldıklarını belirtti.

Diğer yandan Venezuela meselesinin sadece petrol üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Erol, Venezuela’nın ortaya koyduğu duruşu ve bu duruşun ABD yakın çevresini tehdit etmesi konusunu işaret etti.

Erol, Türkiye’nin 1998’den itibaren dış politikasında Afrika ve Latin Amerika ile iki önemli açılım gerçekleştirdiğine dikkat çekti ve “Şu an yeni bir dünya kuruluyor ve Türkiye de orada yerini alıyor.” dedi. Çok kutuplu dünya arayışı içinde olanların bir işbirliği söz konusu olduğunu belirten Erol, bu bağlamda da Venezuela’nın fazlasıyla hem psikolojik açıdan hem de gelinen güç mücadelesinde yüklendiği anlam boyutuyla önemli bir kırılma noktası olduğunu dile getirdi. Erol, Latin Amerika’nın Türkiye yaklaşımının çok kutuplu dünyada birlikte hareket edebilmek olduğunu kaydederek Türk-İslam coğrafyasına açılma noktasında Türkiye’nin sahip olduğu gücün de etkili olduğunu kaydetti. İki ülkenin birçok noktada birbirini tamamladığını işaret eden Erol, Türkiye’nin her şeyden önce anti emperyalist olduğunu söyledi.

Erol, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tek başına ABD ve yaptırımlarıyla mücadele edebilmesi mümkün olmadığını ancak Maduro’nun uluslararası sitemdeki gidişatı çok iyi okuduğunu ve konjonktürün sağladığı fırsatları değerlendirmeye çalıştığına dikkat çekerek askeri müdahale olması bağlamında ABD’nin kendi Vietnam’ı ile yüzleşeceğini belirtti. Rusya’nın, Çin’in ve İran’ın Venezuela’ya verdiği desteğin bu anlamda altını çizen Erol, ABD ile mücadele etmenin yolunun ABD’nin yakın çevresinden geçtiğini söyledi.

Son olarak Erol, 14 Şubat’ta gerçekleşecek Soçi Zirvesi’ne değinerek ABD’yi Suriye’de bu noktaya getiren durum Astana ruhu olduğunu işaret etti. Bölge devletlerinin ABD’ye karşı kararlı duruşunun ABD’yi sahada ve masada zayıflattığını ifade eden Erol, “ABD’nin çekilme açıklamaları ve güvenli bölge teklifi de Astana Süreci’ni sulandırmaya yönelik çabalarıdır. Söz konusu üçlü,Soçi’de ABD’ye yönelik olarak Suriye noktasında mevcut tavırlarını devam ettireceklerine dair mesajı verecektir.” dedi.

ÖNE ÇIKANLAR

BİZİ TAKİP EDİN

2,843BeğenenlerBeğen
159TakipçiTakip Et
1,924TakipçiTakip Et
216AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz