Prof. Dr. Erol, konuşmasına Batman’da hain terör saldırısı sonucu şehit olan 7 Mehmetçiği anarak başladı ve Türk milletine başsağlığı diledi.

Terörle mücadele bağlamında İdlib’i hem askeri hem de diplomatik anlamda Türkiye’nin büyük başarısı olarak değerlendiren Erol, Ankara’nın İdlib konusunda sadece Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer aktörlere değil, Rusya ve İran’a rağmen de mevcut konumunu ve kazanımlarını koruduğunu belirterek bundan sonra bir adım ötesinin yani Fırat’ın doğusunun hedeflendiğini kaydetti. Erol, Fırat’ın Doğusu’nun Türkiye için bir pazarlık unsuru olmadığını vurguladı ve bölgede silahsızlandırılan radikal unsurların varlığı üzerinden krizin derinleştirilmeye çalışıldığını dile getirdi. Diğer yandan İdlib meselesiyle birlikte tartışılan “olası göç” başlığını hakkında da açıklamalarda bulunan Erol, Rusya’nın Soçi’de uzlaşıya gitmesinde Türkiye’nin insani ve mültecilerin durumu hakkında ortaya koyduğu tablonun etkili olduğunu söyledi. Erol; Türkiye, Rusya ve İran’ın mevcut pozisyonunu koruması halinde sürecin büyük ölçüde devam edeceğini vurguladı.

Türkiye, Almanya, Fransa ve Rusya’dan gelen heyetlerle toplanan 4’lü Zirve’yle ilgili olarak kilit ülkenin Türkiye ve Rusya olduğunu belirten Erol, ABD’nin manevra kabiliyetini daraltacak bir bloğun Washington açısından hiç de arzu edilmeyen bir tablo olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Erol, Türkiye-Almanya ilişkilerinde süreç içinde tarafların karşı karşıya kaldığı olumsuz algıların hızlı bir işbirliğini kaçınılmaz kıldığına dikkat çekerek bu bağlamda Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin geleceğinde işbirliğinin olabileceğini ancak birlik üyeliğini olası görmediğini sözlerine ekledi. Ayrıca Erol, birliğin istikrarsız olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin zaten kendisinin bir bölgesel ve küresel güç adayı olduğunu ifade etti.

ÖNE ÇIKANLAR

BİZİ TAKİP EDİN

2,800BeğenenlerBeğen
110TakipçilerTakip Et
1,737TakipçilerTakip Et
210AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz