Güney Kore Savunma Bakanı Shin Won-sik’in Ukrayna’ya “tam destek” verilmesine ilişkin açıklamalarının ardından Rusya’yla zaten gergin olan ilişkiler daha da kötüleşmiştir. Moskova, Seul’le ikili ilişkilerin “tamamen kopacağı” uyarısında bulunmuştur.[1] Güney Kore’nin dengeli dış politikasını terk ederek tamamen Batı eksenine dahil olması, bölgesel kutuplaşmayı daha da derinleştirmektedir. Böylelikle Çin, Kuzey Kore ve Rusya arasında dolaylı bir yakınlaşma veya eksen ortaya çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle Güney Kore, daha çok Kuzey Kore kaynaklı tehditler nedeniyle Batılı güçlerden daha fazla siyasi-askeri destek arayışına yönelmiştir. Bu bağlamda Güney Kore’nin Batı’yla yakınlaşması, onun Çin ve Rusya’yla ilişkilerine zarar vermektedir.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Asya-Pasifik’teki ayak izleri giderek artmakta ve bu durum başta Çin olmak üzere Kuzey Kore ve Rusya gibi aktörleri rahatsız etmektedir. Örneğin, 2023 yılının başlarında Güney Kore ve Japonya’yı ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, buradaki temaslarında Ukrayna’daki savaşın yanı sıra Çin ve Kuzey Kore’yle ilgili güvenlik meselelerini de görüşmüştür.[2] NATO, Asya-Pasifik’e verilecek destek karşılığında buradaki müttefiklerinden aynı şekilde Avrupa’nın güvenliğiyle ilgili destek beklemektedir. Başka bir ifadeyle Batı Dünyası, Ukrayna’daki savaşta Rusya’ya karşı ortak bir duruş sergilenmesini talep etmektedir.
Hatırlatmak gerekirse Güney Kore, Aralık 2022 tarihinde diğer Batılı müttefiklerin yolundan giderek Hint Pasifik Strateji Belgesi’ni yayımlamış[3] ve bölgesel güvenlik meselelerinde tüm dünyanın işbirliği kurabileceği “Küresel Pivot Ülke” olduğunu belirtmiştir. Bundan kısa süre önce ise Japonya, yayınladığı Ulusal Savunma ve Güvenlik Stratejisi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) olan koordinasyonunu artıracağını açıklamıştır. Nihayetinde her iki ülke de Kuzey Kore ve Çin’den algıladıkları güvenlik riskleri nedeniyle bir araya gelmeye başlamıştır.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Pekin’in Moskova’ya karşı tavır almaması, yine bu süreçte Kuzey Kore’nin füze denemelerini sıklaştırması, Japonya ve Güney Kore gibi Batılı müttefikleri endişeye sevk etmiştir. Batı Dünyası, Ukrayna’daki örneğin Asya-Pasifik’te bu kez Çin tarafından tekrarlanacağı korkusunu Güney Kore ve Japonya’ya empoze etmeye çalışmaktadır. Batı’nın yaratmış olduğu bu algı nedeniyle Asya Pasifik’teki aktörler, hem kendi aralarındaki savunma işbirliklerini güçlendirme yoluna gitmiş hem Batı’nın sunduğu güvenlik garantilerinden yararlanmayı gündemlerine almıştır.
Avrupa ve onun Asya-Pasifik’teki müttefikleri arasında bir fikir birliği ortaya çıkmaya başlamıştır. Buna göre Avrupa’daki kriz, yakın gelecekte Asya-Pasifik’te bu kez Tayvan üzerinden tekrarlanabilir. Bunun da etkisiyle, 2022 yılında Madrid’de ve 2023 yılında Vilnius’ta gerçekleşen NATO Zirvelerine Güney Kore, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda liderleri de gözlemci olarak katılmıştır. Böylelikle Avrupa ve Asya-Pasifik’in güvenlik gündemleri arasında bir uyum yakalanmaya başlanmıştır.
Güney Kore ve Japonya gibi Asya-Pasifik ülkeleri, Ukrayna’daki savaşta Avrupa’ya daha fazla destek olmaları karşılığında Çin ve Kuzey Kore’ye karşı mücadelelerinde NATO’dan daha fazla destek bulmayı amaçlamaktadırlar. Bu noktada daha tehlikeli olan husus; Asya-Pasifik’te ortaya çıkan kutuplaşma ortamıdır. Ukrayna’daki savaş nedeniyle Avrupa ve Rusya arasında tam bir kutuplaşma yaşanmaktadır. Benzer savaş korkuları Asya-Pasifik’e yayıldığı için bu kez Çin ve Kuzey Kore, Batı tarafından karşı kutba itilmektedir.
Bölgede Batı’nın müttefikleri olarak kabul edilebilen Güney Kore, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi aktörlerin toplam savunma kapasiteleriyle Kuzey Kore ve Rusya’ya karşı koyabilmeleri mümkün görünmemektedir. Bu, Asya-Pasifik için önemli bir güvenlik boşluğu anlamına gelmektedir. Bu devletlerin, Batılı büyük güçlerin yardımı olmadan bölgesel güvenliğini korumakta başarısız olacaklarına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu gerçeklikten hareketle Güney Kore ve Japonya gibi aktörler, bölgesel güvenliğe yardımcı olması için NATO’dan belirli garantiler almayı düşünmektedirler. Bu bağlamda Güney Kore, özellikle Kuzey Kore’den gelen nükleer tehditler karşısında ABD ve NATO’nun önemli ve yegane caydırıcılık kaynağı olacağını düşünmeye başlayabilir.
Asya-Pasifik’in özgür ve açık kalması, Güney Kore’nin ulusal güvenliğiyle yakından ilişkilendirilmektedir. Bu kapsamda Seul yönetimi, bölgede krizi derinleştirecek ve büyük bir koalisyon savaşını tetikleyecek hamleler yapmaktan kaçınmaktadır. Özellikle Kuzey Kore’nin nükleer silahlarına direnmenin bir yolunun olmadığı bilinmektedir. Güney Kore’nin atmış olduğu her savunma-güvenlik hamlesi, Kuzey Kore’nin daha fazla silahlanmasına yol açmaktadır. Realist paradigmada bu güvenlik ikilemi olarak ifade edilmektedir. Eğer Güney Kore, Batı’nın yönlendirmesi sonucunda askeri kapasitesini geliştirme yoluna giderse ve diyalogdan giderek uzaklaşırsa Kuzey Kore ve Rusya’nın hedefi olmaya başlayacaktır. Bu, basit manada ABD’nin ittifaklar üzerinden Asya-Pasifik’teki krizi daha fazla derinleştirme hamlesidir. Güney Kore’nin en büyük ticaret ortağı olan Çin ile ana askeri müttefiki olan ABD arasında denge kurması gerekmektedir. Seul’ün bu hassas denge arayışı Asya-Pasifik’in geleceğini belirleyebilir.
[1] “Russia, South Korea Hold Tense Security Talks in Seoul”, AA, https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/russia-south-korea-hold-tense-security-talks-in-seoul/3127323, (Erişim Tarihi: 06.02.2024).
[2] “Nato Cements Ties With South Korea, Japan As Security Challenges Mount”, SCMP, https://www.scmp.com/week-asia/politics/article/3207863/nato-cements-ties-south-korea-japan-security-challenges-mount, (Erişim Tarihi: 06.02.2024).
[3] “Strategy for a Free, Peaceful and Prosperous Indo-Pacific Region”, The Government of Republic of Korea, https://www.mofa.go.kr/viewer/skin/doc.html?fn=20221228060752073.pdf&rs=/viewer/result/202212, (Erişim Tarihi: 06.02.2024).