Analiz

Radikalizmden Rasyonalizme: Ermenistan’ın Yeni Diplomatik Hamleleri

Fransa ve Hindistan’dan sağlanan savunma sistemleri, Ermenistan’ın yeni bir çatışmaya hazırlık içinde olduğuna işaret etmektedir.
Ermenistan, AB ile kurumsal bağlarını korurken Rusya’yla temkinli yakınlaşarak dış politikasında çok kutuplu denge arayışını oluşturmaya çalışmaktadır.
Ermenistan-Azerbaycan ihtilafında sağlanan uzlaşıya rağmen anayasal dönüşüm tamamlanmadan kalıcı barışın sağlanması ihtimali zayıf görünmektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ermenistan’ın dış politikasında 2020 sonrasında belirginleşen radikal Batı yanlısı yönelim, küresel güvenlik sisteminde yaşanan kırılmalarla doğrudan bağlantılıdır. Trump döneminde transatlantik ilişkilerde ortaya çıkan kopuş, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) caydırıcılık kimliğini zayıflatırken; Fransa’nın fikir öncülüğünü yaptığı Avrupa Savunma Gücü gibi girişimler alternatif güvenlik yapılarının tartışılmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda Ermenistan, 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Batı merkezli dış politika çizgisine yönelmiş; söylem düzeyinde renkli devrim dinamiklerine benzer dönüşümlerle Batılı normlara angaje olmaya çalışmıştır. Ancak NATO’nun birlik anlayışının dağılması ve Avrupa güvenlik konseptinin stratejik uyumdan yoksun kalması, Güney Kafkasya’da Batı’ya olan güveni zayıflatmıştır. Bu ortamda Biden yönetimiyle 14 Ocak 2025 tarihinde imzalanan Ermenistan-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Stratejik Ortaklık Tüzüğü kısa süre içerisinde askıya alınmış, Erivan yönetimini daha dikkatli, çok kutuplu ve bölgesel dengeleri gözeten bir dış politika arayışına yönlendirmiştir.

Bu dış politika değişiminin ilk somut yansımalarından biri, 2025 yılının Mart ayında Ermenistan ile Azerbaycan arasında Karabağ merkezli ihtilafı sona erdirmeyi amaçlayan kapsamlı bir barış antlaşması üzerinde sağlanan uzlaşı olmuştur. Antlaşma kapsamında Ermenistan, Karabağ üzerindeki sözde tarihî egemenlik iddiasından resmî olarak vazgeçmiş; sınır bölgesinde üçüncü taraf askerlerin konuşlanmaması ve uluslararası davaların geri çekilmesi gibi konularda mutabakat sağlanmıştır.[1] Öte yandan Azerbaycan, Ermenistan’dan anayasal düzeyde değişiklik talebinde bulunmuş ve bu talep, referandum ihtimalini gündeme taşımıştır. Süreç, aynı zamanda Erivan ile Moskova arasındaki stratejik mesafenin giderek arttığını göstermiştir.

Bu gelişmenin hemen ardından 14 Mart 2025 tarihinde Başbakan Nikol Paşinyan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Erivan’ın talebiyle bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşmede Paşinyan, barış antlaşması metninin hazır olduğunu ve Ermenistan’ın imzaya hazır bulunduğunu iletmiştir. Putin ise Rusya’nın Güney Kafkasya’da barış, güvenlik ve kalkınmayı öncelediğini belirterek her iki ülkenin de bu süreçte Moskova’ya güvenebileceğini ifade etmiştir.[2] Ayrıca Putin’in 9 Mayıs Zafer Bayramı’nın 80. yılı için yaptığı Moskova daveti, Paşinyan tarafından kabul edilmiştir. Bu görüşme, Ermenistan’ın Rusya’yla olan bağlarını tamamen koparmadan dikkatli ve kontrollü bir yeniden yakınlaşma politikası izlemeye çalıştığını göstermektedir.

Bu temasları pekiştiren bir diğer gelişme, 20 Mart 2025 tarihinde Moskova’da Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Yuryeviç Galuzin ile Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mnatsakan Arutyunoviç Safaryan arasında yapılan görüşmelerdir. Bu temaslarda siyaset, güvenlik, ekonomi, kültür ve bölgesel işbirliği konuları ele alınmış; Galuzin, değişen uluslararası konjonktürde Avrasya entegrasyon yapılarında ortaklığın derinleştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.[3] Özellikle “3+3” formatındaki (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Türkiye, İran ve Rusya arasındaki) bölgesel işbirliği fırsatları değerlendirilmiş ve dışişleri kurumları arasında diyaloğun sürdürülmesi konusunda mutabakata varılmıştır. Bu diplomatik çaba, Ermenistan’ın Rusya’yla yeniden dengeli bir temas zemini kurma arayışının devam ettiğini göstermektedir.

Ancak Erivan yönetiminin bu yönelimleri, Rusya merkezli güvenlik yapılarıyla tam anlamıyla örtüşen bir çizgi izlediği anlamına gelmemektedir. 25 Mart 2025 tarihinde Parlamento Başkanı Alen Simonyan, yaptığı açıklamada “Azerbaycan-Ermenistan-Rusya” üçlü formatına dönüş ihtimalini kesin bir dille reddetmiş; doğrudan Bakü ile yürütülen diplomatik diyaloğun tercih edildiğini belirtmiştir.[4] Simonyan ayrıca Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü (KGAÖ) eleştirerek “Bizim gözden geçireceğimiz bir şey yok, esas KGAÖ kendisini sorgulamalı” ifadesiyle örgütün işlevsizliğine dikkat çekmiştir.[5] Aynı açıklamada Başbakan Paşinyan’ın talimatıyla Rusya’yla işbirliğinin yeniden canlandırıldığına dair iddialar yalanlanmış; Ermenistan’ın egemenliğini koruma ve 2021-2024 yılları arasındaki çözülmemiş sorunlara karşı hassasiyetini sürdürdüğü vurgulanmıştır.

Batı yöneliminin Avrupa ayağında ise, Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Paruyr Hovhannisyan tarafından yapılan açıklamalarda Avrupa Birliği (AB) ile sürdürülen temasların detayları aktarılmıştır. Hovhannisyan, AB gözlem misyonunun sınır hattından çekilmesinin gündemde olduğunu ancak barış antlaşması sonrası AB ile sivil işbirliğinin devam edeceğini belirtmiştir.[6] Aynı zamanda AB ile vize serbestisi müzakerelerinin yeni turunun 7-11 Nisan 2025 tarihleri arasında yapılacağı da duyurulmuştur.

Bu dış politika dönüşümünün iç siyasal yansıması ise Başbakan Paşinyan’ın 2027 yılında anayasa referandumuna gidileceğini açıklamasıyla belirginleşmiştir. Yeni anayasa taslağında Karabağ’a ilişkin tarihî iddiaların ve Bağımsızlık Bildirgesi’ne yapılan atıfların metinden çıkarılması planlanmaktadır. Bu da Azerbaycan’la normalleşmenin yalnızca geçici değil, anayasal düzeyde kalıcı hale getirilmek istendiğini göstermektedir.[7] “Gerçek Ermenistan” söylemi etrafında inşa edilmek istenen bu yeni anayasal yapı, hem iç meşruiyet krizini aşma çabası hem de dış politikada daha pragmatik bir yönelimin parçası olarak değerlendirilmektedir.

Tüm bu siyasî ve diplomatik adımların yanı sıra Ermenistan, güvenlik politikasında da Batı eksenli yeni ortaklıklar kurmuştur. 2025 yılının Mart ayı itibarıyla Fransa ve Hindistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden temin edilen Bastionzırhlı araçları, Caesar obüsleri, Pinaka çok namlulu roket sistemleri, Akash hava savunma sistemleri ve Swathi radarları gibi ileri düzey savunma teknolojileriyle askerî kapasitesini ciddi oranda artırmıştır.[8] Bu alımlar yalnızca savunma amaçlı değil, aynı zamanda olası bir çatışmaya hazırlık niteliği taşımakta olduğu aktarılmıştır. 

Bu sürecin tamamlayıcısı olarak, Ermenistan’dan bir heyet Hindistan’ın seçkin Shatrujeet Tugayı’na iki günlük bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu temas kapsamında ileri askerî taktikler, çağdaş savunma teknolojileri ve operasyonel hazırlık konularında bilgi alışverişi yapılmış; savunma alanında stratejik işbirliğinin kurumsallaştırılması yönünde karşılıklı irade beyan edilmiştir.[9]

Ermenistan’ın dış politikada radikal Batı yanlısı tutumundan daha rasyonel ve dengeleyici bir çizgiye evrilmesi, önümüzdeki dönemde hem bölgesel çatışma ihtimallerini hem de büyük güç rekabetinin Güney Kafkasya’daki etkilerini doğrudan belirleyecektir. Bu bağlamda Ermenistan’ın AB’den kopmaksızın Fransa ve Belçika gibi kilit aktörlerle ilişkilerini sürdürmesi; fakat aynı anda ABD’nin AB’den ayrıştığı ve Çin’in yükselen sistemik riski karşısında Moskova ile yeniden temkinli yakınlaşmaya yönelmesi, çok yönlü ama temkinli bir dış politika stratejisinin benimsendiğini göstermektedir. Bu stratejik denge arayışı, yalnızca büyük güçler arasında değil, aynı zamanda komşularla da barışa dayalı bir ilişki tesis etmeye yöneliktir. Ancak 2027 yılında öngörülen anayasa referandumu gerçekleştirilmeden Karabağ konusunda nihai ve kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanması, Ermeni iç hukuk düzeni açısından oldukça düşük bir ihtimaldir. Dolayısıyla taraflar arasındaki geçici mutabakatlar, her an kırılabilecek sınırlı uzlaşma zeminlerine dayanmaktadır.

Bu kırılgan yapının en net görüldüğü alan ise askerî hazırlıklardır. Ermenistan’ın İkinci Karabağ Savaşı sonrası Fransa ve Hindistan’dan sağladığı savunma sistemleri, yalnızca caydırıcılık değil, sınırlı ölçekli çatışmalara hazırlık amacı da taşımaktadır. Azerbaycan basınında bu durum, “olası son bir sıcak temas”ın işareti olarak yorumlanmakta; özellikle barış sürecinde beklenmedik bir provokasyon ya da bölgesel dış aktörlerin yönlendirmesiyle çatışma riskinin yeniden artabileceği dillendirilmektedir. Bu çerçevede Azerbaycan’ın İsrail’le olan stratejik işbirliğini artırması ve bu hattın ABD tarafından da geçici olarak tolere edilmesi, kurulabilecek “İsrail-Azerbaycan-ABD üçlü ittifak” modelini gündeme taşımaktadır. Bu ittifak, hem İran etkisinin sınırlandırılması hem de Rusya’nın Ukrayna cephesindeki olası başarısızlığına rağmen Güney Kafkasya’da etkinliğini kaybetmemesi için Batı’nın dolaylı onayını alabilir. Böyle bir senaryoda ABD, İsrail vasıtasıyla bölgede varlık göstermeye devam ederken, Rusya da bölgedeki prestijini diplomatik kanallarla koruma çabasına girebilir.

Bu çok aktörlü denge ortamında Türkiye ve Gürcistan’ın pozisyonu ise belirleyici olacaktır. Her iki ülkenin de Rusya’ya karşı açıkça radikal bir tutum sergilemekten kaçınması ve hem Azerbaycan hem Ermenistan ile dengeli ilişkiler yürütmesi, Erivan’ın manevra alanını daraltmaktadır. Türkiye’nin barışçıl girişimleri, ekonomik diplomasi üzerinden yürüttüğü yumuşak güç uygulamaları ve Bakü-Erivan hattında arabulucu rolünü sürdürme isteği, Ermenistan’ın dış politikada tek yönlü savrulmalardan uzak durmasına neden olmuştur. Aynı zamanda Gürcistan’ın iç siyasî durumun ve çok yönlü dış politika yaklaşımı, Ermenistan’ı bölgede yalnızlaşma korkusuyla daha makul ve realist bir çizgiye itmiştir. Bu durum, Ermenistan’ın dış politikada artık radikal bloklara değil, pragmatik çıkarlara dayalı ve esnek denge siyasetini tercih etmeye başladığını, Batı’yla ilişkilerini koparmadan Rusya’yla da karşılıklı bağımlılığı gözeterek yeni bir bölgesel vizyon geliştirmeye çalıştığını göstermektedir.


[1] “Armenia, Azerbaijan Announce Agreement to Sign Peace Deal”, France24, https://www.france24.com/en/europe/20250314-armenia-azerbaijan-announce-agreement-to-sign-peace-deal, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[2] “Telephone Conversation with Prime Minister of Armenia Nikol Pashinyan”, Presiden of Russia, http://en.kremlin.ru/events/president/news/76457, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[3] “O Konsultatsiyakh Zamestitelya Ministra İnostrannykh del Rossiyskoy Federatsii M.YU.Galuzina i Zamestitelya Ministra İnostrannykh del Respubliki Armeniya M.A.Safaryana”, The Ministry of Foreign Affairs of the Russian Federation, https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/2004219, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[4] “Yerevan ne Vernetsya v Format s Moskvoy i Baku po Razblokirovaniyu Kommunikatsiy”, TASS, https://tass.ru/mezhdunarodnaya-panorama/23492681, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[5] “Armeniya ne Budet Peresmatrivat Svoyu Pozitsiyu v Otnoshenii ODKB”, TASS, https://tass.ru/mezhdunarodnaya-panorama/23492123, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[6] “Yerevan Sobirayetsya Sotrudnichat s Grazhdanskoy Missiyey YES i Posle Podpisaniya Mirnogo Dogovora s Baku”, Report, https://report.az/ru/v-regione/erevan-sobiraetsya-sotrudnichat-s-grazhdanskoj-missiej-es-i-posle-podpisaniya-mirnogo-dogovora-s-baku, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[7] Anton Demidov, “Pashinyan Nazval Srok Provedeniya Golosovaniya po Prinyatiyu Novoy Konstitutsii Armenii”, Gazeta, https://www.gazeta.ru/politics/news/2025/03/21/25367684.shtml, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[8] “Armeniya Aktivno Gotovitsya k Voyne s Azerbaydzhanom: Novyye Fakty”, Caliber, https://caliber.az/post/armeniya-aktivno-gotovitsya-k-vojne-s-azerbajdzhanom-novye-fakty, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

[9] “Armenia and India Strengthen Defence Ties Through Military Exchange Visit”, SSBCrack, https://ssbcrackexams.com/armenia-and-india-strengthen-defence-ties-through-military-exchange-visit, (Erişim Tarihi: 25.03.2025).

Ergün MAMEDOV
Ergün MAMEDOV
Ergün Mamedov, 2020 yıllında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler tezli yüksek lisans bölümüne kabul almış ve 2022 yılında tezini başarıyla savunarak mezun olmuştur. Eğitimine hâlihazırda 2022 yılında başladığı Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler ana bilim dalında doktora öğrencisi olarak devam etmektedir. Gürcistan vatandaşı olan Ergün Mamedov, ileri düzeyde Gürcüce, orta düzeyde İngilizce ve başlangıç düzeyinde Rusça bilmektedir. Başlıca ilgi alanları, Güney Kafkasya ve Türk Dünyası coğrafyaları merkezli güncel diplomasi gündemi ve siyasî tarihtir.

Benzer İçerikler