Pakistan Başbakanı’nın Çin Ziyareti

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Pakistan, bağımsızlığını kazandığı 1947 senesinden beri Çin’i “İyi ve kötü günün dostu” olarak nitelendirmektedir. Bu yüzden de İslamabad’ın Pekin’le yakın ilişkiler geliştirdiği görülmektedir. Nitekim Pakistan halkı da Çin’le ilişkilerin geliştirilmesini desteklemektedir. Pakistan’ın Çin’e olan yaklaşımının nedenlerinden biri de Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) İslamabad yönetimini önemsemesidir. İki ülkenin Hindistan’la olan anlaşmazlıkları, Pakistan’ın bir nükleer güç olması ve Pekin’in küresel stratejilerinde söz konusu ülkeye kritik roller atfetmesi gibi hususlar da taraflar arasındaki münasebetlerin gelişmesine katkı sağlayan faktörlerdir.

Bilindiği üzere, 16 Ekim 2022 tarihli ÇKP 20. Kongresi’nde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, üçüncü kez ÇKP Genel Sekreteri seçilmiştir. Nitekim Şi’nin bu başarısının ardından Çin’i ziyaret eden ilk yabancı lider de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif olmuştur. Nitekim ziyaret son derece yapıcı bir atmosferde gerçekleşmiştir. Zira 1-2 Kasım 2022 tarihli ziyaretten önce Şerif, “Global China Daily” için kaleme aldığı analizde Çin’le ilişkilerin Pakistan dış politikasının temel yapı taşını oluşturduğunu belirtmiştir.[1] Şerif, Çin’e gittiği sırada yaptığı konuşmada ise “Dünya farklı sorunlarla karşı karşıyadır. Böyle bir durumda Çin ve Pakistan stratejik ilişkilerini geliştirecektir ve Pakistan, tüm komşularıyla yapıcı ilişkiler kurmaya hazırdır.” demiştir.[2]

Öte yandan Şerif’in iktidara gelmesinin ardından Batı’ya yakın bir politika izlediği de görülmektedir. Aslında Pakistan Başbakanı, mevzubahis ziyaret vesilesiyle Batı ile Çin arasında bir denge politikası yürüttüğünü ortaya koymuştur. Zira Şerif, Eski Başbakan İmran Han’ın Çin’e fazla yakınlaşmasının ülkedeki ekonomik ve siyasi sorunları çözmeye yetmediğini görmüş ve bu yüzden de özelde Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) ve genelde ise Batı’yla ilişkileri restore etmeye odaklanmıştır.

Belirtmek gerekir ki; Şerif Hükümeti’nin Batı’yla münasebetleri geliştirmesinin ülkeye mühim kazanımlar sağladığı da görülmüştür. Örneğin Uluslararası Para Fonu (IMF), Pakistan’a 1,7 milyar dolarlık bir kredi sağlamıştır. Dahası ABD, Pakistan’ı eleştiren söylemlerinden uzaklaşarak İslamabad yönetimini bir partner olarak gördüğünü dile getirmeye başlamıştır. Ayrıca Mali Eylem Görev Gücü (FAFT), Pakistan’ı terörü destekleyen ülkelerin yer aldığı gri listeden çıkarttığını duyurmuştur. Buna ek olarak Washington yönetimi, F-16 savaş uçaklarının onarımı için Pakistan’a 450 milyon dolar değerinde askeri yardım sağlayacağını duyurmuştur.

Anlaşılacağı gibi Şerif yönetimi, ABD başta olmak üzere Batı’yla ilişkileri normalleştirirken; Çin’i de ziyaret ederek dengeye dayalı çok yönlü bir dış politika yürüttüğünü ortaya koymuştur. Dolayısıyla Şerif, Şi’nin üçüncü döneminde ülkeyi ziyaret eden ilk lider olarak İslamabad-Pekin hattındaki münasebetleri geliştirmeyi ve derinleştirmeyi amaçladığını göstermiştir.

Bu kapsamda Şerif’in Çin ziyaretinin temel gündeminin ülkesindeki Çin yatırımları ve güvenlik sorunları olduğu söylenebilir.[3] Ayrıca Pakistan Başbakanı, Batı’yla ilişkiler geliştirmesinin Pekin’i rahatsız etmemesi gerektiği mesajını da vermeye çalışmıştır. Zira İslamabad’ın dış politika yönelimleri, Çin’i tedirgin etmiştir. Bunun yansıması olarak da Çin, Pakistan’ın borcunu ödememesi nedeniyle söz konusu ülkeye yönelik elektrik ihracatını durdurmuştur. Şerif ise ziyareti vesilesiyle Pakistan’ın Çin’i “kötü gün dostu” olarak gördüğü mesajını vermiştir.

Şerif’in Çin’li yetkililerle olan görüşmelerinde ele alınan en önemli konu Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) olmuştur. Zira CPEC, Kuşak-Yol Projesi’nin altı ekonomik koridorundan biridir. Çin, CPEC’e 63 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlamaktadır. ABD’nin CPEC’e yönelik rahatsızlığına rağmen Şerif, ülkesinin çıkarlarını önemsediğini belirterek Pakistan’ın CPEC’ten vazgeçmeyeceğini zire islamabad için CPEC’in hayati bir proje olduğunu söylemiştir. Ancak projenin bir süredir durduğu da bilinmektedir. İşte bu ortamda Şerif, Batı’ya rağmen Çin’le münasebetleri önemsediğini göstermek istercesine projenin hayata geçirilmesi için Pakistan’ın her adımı atmaya hazır olduğunu ifade etmiştir. Nitekim yapılan görüşmelerde taraflar, CPEC kapsamında ML1 Demiryolu Projesi’nin ivedilikle hayata geçirilmesi konusunda mutabık kalmıştır.[4]

Ziyarette ele alınan bir diğer mevzu ise Pakistan’ın borçlarının ertelenmesi ve Çin’den yeni borç talebi olmuştur. İddialara göre, Pakistan’ın Çin’e ödemesi gereken 6,3 milyar dolarlık bir borcu vardır. Lakin ekonomik sorunlar sebebiyle İslamabad yönetimi bu borcun ertelenmesini istemektedir. Nitekim iktisadi problemlerin yanı sıra mevsimsel sellerin bile Pakistan’a 30 milyar dolar zarar verdiği belirtilmektedir. Bu kapsamda Çin Devlet Başkanı’nın söz konusu ülkeye 500 milyon yuan yardımda bulunacağını duyurması oldukça mühimdir.[5]

Liderler arasındaki görüşmede değerlendirilen bir diğer konu da Pakistan’daki Çin yurttaşlarının güvenliğidir.Bilindiği üzere, Pakistan’ın Belucistan bölgesindeki ayrılıkçı Beluç gruplar, Çin’in yatırımlarını ve Çinli işçileri hedef alan saldırılar düzenlemektedir. Bu da Pekin yönetimini CPEC’in güvenliği noktasında endişelendirmektedir. Burada göz ardı edilmemesi gereken husus ise Şerif’in Pekin ziyaretinden önce Pakistan Hükümeti’nin Çin yurttaşlarının güvenliğini sağlamayı hedefleyen güvenlik anlaşmasını onaylamasıdır. Bu bağlamda Pakistan’ın 28 bin kişiden oluşan özel bir tabur kuracağı da duyurulmuştur.[6]

Pakistan Başbakanı’nın Pekin ziyaretinde Afgan Sorunu da konuşulmuştur. Halihazırda İslamabad yönetimi, Batı’yla ilişkilerini geliştirme ve derinleştirme arzusu doğrultusunda Afganistan merkezli gelişmeler hakkında Batı’yla çeşitli süreçler yürütmektedir. Bu da ister istemez Çin’i rahatsız etmektedir. Örneğin Pakistan, hava sahasını ABD’ye açarak Washington yönetiminin Afganistan’a ilişkin gözetleme faaliyetlerinde bulunmasına olanak sağlamaktadır. Bu konuda Pekin’in kaygılarının bulunduğu söylenebilir. Şerif ise bu endişeleri gidermeye çalışmıştır. Nitekim Şerif, BM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamalarda da Çin’in ulusal güvenliğini tehdit eden bazı radikal örgütlerin Afganistan’da faaliyette bulunduğunu dile getirerek Pekin’in desteğini kazanmaya çalışmıştır.

Öte yandan Şi’nin Şerif’le görüşmesinde bölgesel kalkınma konusunda Afganistan’ın güvenliğinin ve istikrarın ehemmiyet arz ettiğini ve bu ülkenin CPEC’e katılması gerektiğini belirtmiştir.[7] Bu da Afgan Sorunu bağlamında CPEC’in Pekin ile İslamabad’ı birlikte hareket etmeye yönlendirebileceği anlamını taşımaktadır.

Sonuç olarak Pakistan ile Çin arasındaki ilişkiler, stratejik bir mahiyete sahiptir. Şi’nin üçüncü döneminde Pekin’i ziyaret eden ilk yabancı liderin Şerif olması da bunu doğrulamaktadır. Nitekim tarafların verdikleri mesajlar da ilişkilerin olumlu bir ivmede şekillenmeye devam edeceğinin habercisidir. Dolayısıyla Pakistan’ın dengeye dayalı çok yönlü dış politikasını başarılı bir şekilde sürdürdüğünü söylemek mümkündür.


[1] “شهباز شریف: پاکستان خواستار توسعه تجارت و سرمایه‌گذاری با چین است”, ISNA, https://l24.im/JYX, (Erişim Tarihi: 02.11.2022).

[2] “سفر نخست وزیر پاکستان به چین؛ شریف از این سفر چه می‌خواهد؟”, IRNA, https://l24.im/QM49, (Erişim Tarihi: 02.11.2022).

[3] “سفر نخست‌وزیر پاکستان به چین؛ شهباز شریف در باره مسایل اقتصادی و بدهی آن کشور گفتگو می‌کند”, Afintl, https://www.afintl.com/202211017318, (Erişim Tarihi: 02.11.2022).

[4] “رایزنی نخست وزیر پاکستان با شی جن پنگ رئیس جمهور چین”, Raaznews, https://l24.im/W4, (Erişim Tarihi: 02.11.2022).

[5] “سفر نخست‌وزیر پاکستان به چین؛ شهباز شریف در باره مسایل اقتصادی و بدهی آن کشور گفتگو می‌کند”, Afintl, https://www.afintl.com/202211017318, (Erişim Tarihi: 02.11.2022).

[6] “سفر نخست وزیر پاکستان به چین؛ شریف از این سفر چه می‌خواهد؟”, IRNA, https://l24.im/QM49, (Erişim Tarihi: 02.11.2022).

[7] “رایزنی نخست وزیر پاکستان با شی جن پنگ رئیس جمهور چین”, Raaznews, https://l24.im/W4, (Erişim Tarihi: 02.11.2022).

Ahmad Khan DAWLATYAR
Ahmad Khan DAWLATYAR
Ahmad Khan Dawlatyar, 2013 yılında Kunduz Üniversitesi Hukuk ve Siyaset Bilimi Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalı’nda “Türkiye Cumhuriyeti ve Afganistan İslam Cumhuriyeti Anayasalarında Güçler Ayrılığı İlkesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz” başlıklı teziyle 2019 yılında almıştır. Çeşitli bilimsel etkinliklere katılan Dawlatyar, Afganistan sorunuyla ilgili bildiriler ve makaleler sunmuştur. Bu kapsamda “Afganistan Sorununun Dini ve İdeolojik Nedenleri” başlıklı sunumu yayınlanmıştır. Halihazırda Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM bünyesinde yürütülen çalışmalara katkıda bulunan Ahmad Khan Dawlatyar’ın başlıca çalışma alanları Afganistan ve Pakistan’dır. Dawlatyar, anadil seviyesinde Farsça, Özbekçe, Türkçe ve Peştunca dillerine hakimdir. Ayrıca orta düzeyde İngilizce bilmektedir.

Benzer İçerikler