Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Transatlantik güvenlik ittifakının bölgedeki kilit ortaklarıyla bağlarını güçlendirmek maksadıyla 29 Ocak-1 Şubat 2023 tarihleri arasında Güney Kore ve Japonya’yı ziyaret etmiştir.[1] Ukrayna’daki savaşın yanı sıra Çin ve Kuzey Kore’yle ilgili güvenlik sorunlarını görüşen Stoltenberg, Pasifik’in güvenliğine bundan sonra daha fazla destek vermeyi taahhüt etmiştir. Fakat bunun karşılığında NATO’nun da Pasifik’teki müttefiklerinden beklentileri vardır. O da Ukrayna’daki savaşta Avrupa’nın yanında yer almaları ve Rusya’ya karşı ortak bir duruş sergilemeleridir.
Bilindiği üzere, 2022 yılının Aralık ayında Güney Kore, diğer Batılı müttefiklerin yolundan giderek Hint Pasifik Strateji Belgesi’ni yayımlamış ve bölgesel güvenlik meselelerinde tüm dünyanın işbirliği kurabileceği “Küresel Pivot Ülke” olduğunu belirtmiştir. Bundan kısa süre önce ise Japonya, Ulusal Savunma ve Güvenlik Stratejisi’nde bölgesel tehditlerle mücadele etmek için Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) olan koordinasyonunu artıracağını açıklamış ve ortak müdahale yeteneklerini geliştireceğini vurgulamıştır.
Yine 2022 senesinin yaz aylarından itibaren Güney Kore, Japonya ve ABD arasındaki ortak tatbikatlara yeniden başlanmıştır. Bu yakınlaşmanın ortaya çıkmasında Güney Kore’de bahar aylarında yaşanan iktidar değişikliği etkili olmuş ve Yoon Suk-yeol yönetimi, Washington’la ilişkilerini düzeltmeye ve daha sıcak bağlar geliştirmeye yönelmiştir. Bunun da etkisiyle Güney Kore ile Japonya arasındaki diyalog da gelişmiş ve tarihsel anlaşmazlıkların çözümü konusunda da pozitif bir atmosfer oluşmuştur. Nihayetinde her iki ülke, Kuzey Kore ve Çin’den kaynaklanan güvenlik risklerinin etrafında bir araya gelmeye başlamıştır.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Çin’in uluslararası arenada daha iddialı hale gelmesi sebebiyle Batı’nın güvenlik gündemi de değişmeye başlamıştır. Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı ve Pekin’in Moskova’ya olan desteğini sürdürmesi, Çin’in teknolojik araçlarla Avrupalı devletlerin kritik altyapılarına ulaşma tehlikesi ve Tayvan’la birleşme hedeflerini sert güçle gerçekleştirme arzusu, Batı’nın güvenlik tehditlerini daha geniş yorumlamasına katkıda bulunmuştur.
Bu süreçte Kuzey Kore’nin kıtalararası balistik ve hipersonik dahil olmak üzere gerçekleştirdiği füze denemeleri, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere bölgesel güvenliği tehlikeye atan diğer gelişmeler olmuştur. Bu korkular nedeniyle Asya-Pasifik’teki aktörler hem kendi aralarındaki savunma işbirliklerini güçlendirme yoluna gitmiş hem Batı’nın sunduğu güvenlik garantilerinden yararlanmayı gündemlerine almıştır.
Batılı aktörler ise Çin ve Kuzey Kore kaynaklı tehditlerin Ukrayna-Rusya Savaşı gibi tüm dünyayı etkisi altına alacağını düşünerek küresel bir güvenlik konseptine daha sıcak bakmaya başlamıştır. Batı ve Asya-Pasifik güçleri arasında ortaya çıkan bu fikir birliği, küresel güvenlik anlayışının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Bunun da etkisiyle, 2022 yılının Haziran ayında Madrid’de gerçekleşen NATO Zirvesi’ne Güney Kore, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda liderleri de ilk kez gözlemci olarak katılmıştır. Böylece Avrupa ve Asya-Pasifik’in güvenlik gündemleri arasında bir uyum yakalanmaya başlanmıştır.
Küresel güvenlik anlayışını en güçlü şekilde savunan aktör ise İngiltere olmuştur. Bilhassaİngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss’ın yoğun baskıları sonucunda NATO’nun Pasifik’teki sorunlarla ilgilenmesi gerektiği görüşü ön plana çıkmıştır. ABD ve İngiltere’nin yoğun ısrarları neticesinde NATO’nun yeni stratejik konseptinde Çin, ilk kez bir tehdit unsuru olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla NATO ülkelerinin Çin’le mücadele etmesi için meşru bir gerekçe hazırlanmaya çalışılmıştır. Fakat NATO Şartı’ndaki kolektif savunmayla ilgili 5. maddesinin Pasifik ve Tayvan için uygulanması yasal olarak mümkün değildir. NATO Şartı’nın 6. maddesi, ittifakın görev alanının Atlantik Okyanusu ve Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde kalan bölgeler olduğu açıkça belirtmektedir.[2] Öyleyse NATO, Pasifik için doğrudan bir koruma sağlayamaz.
Stoltenberg’in Güney Kore ve Japonya ziyaretlerindeki amaç, NATO’nun Pasifik’e olan desteğini yinelemek ve karşılığında Avrupa’ya daha fazla destek toplamaktır. Buna göre; eğer Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, Ukrayna’daki savaşta Avrupa’ya daha fazla destek olursa, bunun karşılığında Çin ve Kuzey Kore tehditlerine karşı NATO’dan destek bulabileceklerdir. Bu noktada daha tehlikeli olan husus, Asya-Pasifik’in güvenliğinin derinden ve geri döndürülemez şekilde bozulmasıdır. Bölgede Çin, Kuzey Kore veya Rusya’dan kaynaklanan tehditlere karşı koyabilecek caydırıcı bir kolektif savunma örgütü yoktur.
Açıkçası ABD, İngiltere ve diğer Avrupa devletleri olmadan, bölgede söz konusu “üç büyük tehdide” karşı koyabilecek daha büyük bir koalisyon/ittifak kurabilmek neredeyse imkansızdır. Daha net bir ifadeyle, bölgenin en güçlü aktörleri olarak kabul edilebilecek Hindistan, Japonya, Avustralya ve Endonezya gibi aktörlerin toplam savunma kapasiteleriyle Çin, Kuzey Kore ve Rusya’ya karşı koyabilmeleri mümkün görünmemektedir. Bu, Asya-Pasifik için önemli bir güvenlik boşluğu anlamına gelmektedir. Söz konusu devletlerin, Batılı büyük güçlerin yardımı olmadan bölgesel güvenliğini korumakta başarısız olacaklarına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu gerçeklikten hareketle Japonya ve Güney Kore gibi aktörler, bölgesel güvenliğe yardımcı olması için NATO’dan belirli garantiler almayı düşünmektedir.
Japonya’nın G7 Dönem Başkanlığı’nı üstlendiği 2023 yılı içerisinde Avrupalı aktörlerin güvenlik gündeminin de Ukrayna’dan Çin’e doğru kaymaya başlayacağı düşünülmektedir. ABD ve Japonya’nın çabaları sonucunda NATO, Avrupalı aktörleri Asya-Pasifik’teki sorunların içine çekmeye çalışmaktadır. Bu, aslında Avrupa’nın savaşı değildir. ABD’nin küresel hegemonyasını sürdürebilmek için Çin’e karşı yürüttüğü bir mücadeledir. Fakat Washington, peşinden Avrupa’yı da sürüklemek istemektedir. Bunun için de NATO’yu bir araç olarak kullanmaya çalışmaktadır.
Sonuç olarak dünyanın güvenlik gündemi, Asya-Pasifik’e doğru kaymaktadır. Avrupa’nın güvenliğine destek olan ABD, bunun karşılığında Asya-Pasifik’te Çin’e karşı ortak bir cephe kurma arzusundadır. NATO da bu eğilime uygun olarak kendisine bölgede yeni partnerler aramaktadır. Kuzey Kore ve Çin’den tehdit algılayan Japonya, buna en uygun ortak gibi görünmektedir. Güney Kore de Kuzey Kore’den gelen nükleer tehditler karşısında NATO’nun önemli ve yegane caydırıcılık kaynağı olacağını düşünmeye başlayabilir.
[1] “Nato Cements Ties with South Korea, Japan As Security Challenges Mount”, SCMP, https://www.scmp.com/week-asia/politics/article/3207863/nato-cements-ties-south-korea-japan-security-challenges-mount, (Erişim Tarihi: 27.01.2023).
[2] “The North Atlantic Treaty”, NATO, https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_17120.htm, (Erişim Tarihi: 27.01.2023).