Barış ve çatışma araştırmaları perspektifinden bakıldığında, uzun süre çatışan iki taraf, bir tarafın iradesini askeri güç kullanarak diğer tarafa benimsetmesi ya da çatışmanın olgunlaşması neticesinde normalleşme süreci başlatmaktadır. Lakin söz konusu normalleşme sürecine karşı çeşitli siyasi ve askeri grupların ya da üçüncü tarafların olumsuz müdahalesi söz konusu olabilmektedir. Bu gruplar, literatürde “barış bozucu” ya da “spoiler” şeklinde tanımlanmaktadır. Barış bozucu aktörlerin en çok kullandıkları araç, kaynağı ve nedeni bilinmeyen şiddet ya da çatışmalardır.
Şiddet ve çatışmalar nedeniyle ilişkilerini normalleştirmeye çabalayan taraflar arasındaki güven problemi derinleşmektedir. Böylelikle normalleşmenin gerçekleşmesi için atılan güven inşa edici adımlar, sonuçsuz kalmakta ve uzlaşı süreci terk edilebilmektedir. Bu yöndeki gelişmeler, uzun bir çatışmanın ardından normalleşmeyi isteyen iki tarafın da çıkarına uygun değildir. Lakin barış bozucu aktörler, söz konusu durumdan faydalanmakta ve kazanımlarını devam ettirmektedir. Nitekim Azerbaycan ile Ermenistan arasında İkinci Karabağ Savaşı’ndan bu yana yaşanan çatışmaların ana nedenlerinden biri de Karabağ Klanı gibi barış bozucu aktörlerdir.
Ermenistan’ın otuz yıl boyunca uluslararası hukuka aykırı bir şekilde işgal ettiği Karabağ, İkinci Karabağ Savaşı’nın neticesinde Azerbaycan Ordusu’nun kazandığı haklı zafer vesilesiyle kurtarılmıştır. Esasen işgal dönemi boyunca Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmak ve bölgesel sorunları çözmek için çeşitli adımlar atılmıştır. Fakat bunlar başarısız olmuştur. Ancak 2018 yılında Ermenistan’da gerçekleşen Kadife Devrim’le iktidara gelen Nikol Paşinyan, farklı bir tutum benimsemeye başlamıştır.
Ermenistan’ın ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlarının farkında olan Paşinyan, ülkesinin izolasyon durumuna son vermek, Erivan’ı farklı devletlerin nüfuzundan kurtarmak ve Batı’ya açılabilmek için Ermenistan’daki sorunları çözmeyen ve bölgesel krizleri derinleştiren nefrete dayalı Ermeni milliyetçisi söylemlere karşı çıkan bir politika geliştirmeye başlamıştır. İkinci Karabağ Savaşı’nda Ermenistan Ordusu’nun aldığı yenilgi, bu noktada Paşinyan’ı alternatif yollar aramaya zorlamış, bölgesel sorunların güçlenen Azerbaycan karşısında askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini Ermeni toplumuna göstermiştir. Bunun üzerine Paşinyan, 10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan’la ateşkes anlaşmasını imzalamıştır.
Erivan’da artan baskılar karşısında Paşinyan, 20 Haziran 2021 tarihinde erken seçime gitmiş ve aldığı %54 civarındaki oyla başbakanlık görevine devam etmiştir. Söz konusu durum, Ermeni toplumunun Paşinyan’ın politikalarını desteklediğinin kanıtı olarak görülmüş ve Ermenistan Başbakanı, güven tazeleyerek görevini sürdürmüştür.
İki ülke arasında çeşitli müzakereler gerçekleştirilmesine rağmen bazı dönemlerde Karabağ’daki tansiyonun yükseldiği görülmektedir. Bunun arkasındaki temel aktörlerin ise Karabağ Klanı şeklinde bilinen Ermeni etnik milliyetçileri ve Karabağ’daki Ermenistan yanlısı ayrılıkçı gruplardır. Zira Paşinyan’ın normalleşme yanlısı tutumu, söz konusu aktörlerin çıkarlarına ve Ermenistan siyasetindeki nüfuzlarına zarar vermektedir.
Karabağ Klanı’nı oluşturan etnik milliyetçiler arasındaki isimlere bakıldığında, ilk olarak Ermenistan’da Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak görev yapmış olan Robert Koçaryan ön plana çıkmaktadır. Koçaryan’ın görevde bulunduğu süreçte, bölgede çözümsüzlüğü benimseyen sert politikalar izleyen bir siyasetçi olduğu bilinmektedir. İktidarda olduğu dönemde Koçaryan, nefret söylemleri üzerinden hareket ederek Azerbaycan’a karşı açık bir cephe almıştır.
İkinci önemli isim ise Serj Sarkisyan’dır. Sarkisyan da Koçaryan gibi hem Başbakan hem de Cumhurbaşkanı olarak üst düzey vazifeler yürütmüştür. Özellikle de Koçaryan’dan sonra onun Cumhurbaşkanı olması, Ermeni siyasetindeki nefret söylemlerinin devamlılığı şeklinde okunabilir. Ancak 2018 yılında Kadife Devrim gerçekleşmiş ve Sarkisyan, iktidarını kaybetmiştir.
Paşinyan ise hem Azerbaycan’la ateşkes anlaşması imzalamış hem de halkın desteğini almaya devam etmiştir. Bu durum, Karabağ Klanı’nın bütün planlarının altüst eden bir husus şeklinde nitelendirilebilir.
Tüm bu nedenlerden ötürü Karabağ Klanı, Paşinyan’ı zor durumda bırakmak, Azerbaycan’ı “şeytanlaştırmak” ve Ermeni toplumundaki milliyetçi duyguları suistimal etmek için Bakü ile Erivan hattındaki normalleşme sürecini sabote etmeye çalışmaktadır. Özellikle de çeşitli dönemlerde Ermenistan’ın gerçekleştirdiği ateşkes ihlalleri ve çeşitli grupların Azerbaycan’a yönelik terör faaliyetleri, bu anlamda bir araç olarak kullanılmaktadır.
Sonuç olarak tarihsel gerçeklerle örtüşmeyecek şekilde nefrete dayalı etnik milliyetçi söylemler kullanan Karabağ Klanı, Ermeni Ordusu’ndaki nüfuzları sayesinde bölgedeki barış bozucu faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır. Kuşkusuz 2022 yılının Eylül ayından Karabağ’da yaşanan çatışmaların ana nedenlerinden biri de bu durumdur. Zira dikkat edildiğinde Azerbaycan-Ermenistan normalleşmesi hız kazandıkça, süreci provoke etmeye çalışan saldırıların yoğunluğunun arttığı görülmektedir. Bu noktada kalıcı barış anlaşmasının imzalanmamasının ateşkesi kırılganlaştırdığı da vurgulanmalıdır. Bir diğer ifadeyle kalıcı barışın imzalanmaması süreci Karabağ Klanı başta olmak üzere çeşitli grupların provokasyonlarına açık hale getirmektedir.