İtalyan Dış Politikasında Batı Balkanların Artan Önemi

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Batı Balkanlar, Avrupa Birliği’nin (AB) yanı sıra İtalya için güvenlik, istikrar, ticaret ve transit yollar bakımından büyük öneme sahiptir. Batı Balkan ülkeleri; Arnavutluk, Karadağ, Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek ve Kuzey Makedonya’dan oluşmaktadır. Ayrıca Batı Balkanlar, kaoslar ve krizler üzerinden şekillenen istikrarsız yapısıyla dikkat çekmektedir.

Bu bağlamda Roma yönetimi, Batı Balkanlar’ın AB’ye entegrasyon sürecinde rol üstlenmeye gayret etmektedir. Ayrıca İtalya, söz konusu bölgeyle olan tarihsel ve kültürel bağlarının da etkisiyle aktif bir siyaset takip etmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte İtalya’nın coğrafi konumu da Balkanlar’da etkin politikalar izleyebilmesine olanak sağlamaktadır. Zira İtalya’nın Adriyatik’te egemen bir güç olması, Balkanlar’daki etkisini arttırma noktasında önemli bir imkan sağlamaktadır.

Tüm bunlarla birlikte İtalya’nın dış politikası, Balkanlar’ı geleneksel olarak 19. yüzyılın sonlarında kendi siyasi birliğini sağlamasından beri siyasi, ekonomik ve hatta kültürel projeksiyonun kilit bir alanı olarak nitelendirmektedir. Söz konusu durum, İtalya’nın ve Balkanlar’ın tarihini çoğu zaman sorunlu da olsa giderek iç içe geçmiş hale getirmiştir. Bu sebeple Roma, Batı Balkanlar’ın AB’ye entegrasyon sürecinin her zaman güçlü bir destekçisi olmuştur.[1] Zira İtalya, Batı Balkanlar’daki ulusal çıkarlarının mevzubahis bölge ile Brüksel arasında uyum sağlanması halinde, en iyi şekilde korunabileceğini düşünmektedir.

AB de uzun zamandır bölgeyi birliğe entegre etmeye çalışan bir politika izlemektedir. Almanya ile Fransa, AB’nin başat iki aktörü olduğu için pek çok kez İtalya’nın bu bölgeye yönelik stratejisi göz ardı edilmektedir. Bununla birlikte 2022 yılının Ekim ayında İtalya’da Giorgia Meloni’nin Başbakan seçilmesi, Roma’nın bölgeye yönelik daha aktif politikalar üretmesine kapı aralamıştır. Bu bağlamda İtalya’nın Meloni döneminde Batı Balkanlar’a daha fazla önem verdiği söylenebilir.

Diğer taraftan İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, 30 Kasım 2022 tarihinde Batı Balkanlar’da istikrarın sağlanmasının barış için önemli olduğunu ifade etmiş ve Rusların bahsi geçen bölgedeki nüfuzunun durdurulması gerektiğini vurgulamıştır. Bu kapsamda Tajani, Avrupa’nın Batı Balkanlar’da daha aktif politikalar yürütmesi gerektiğine de işaret etmiştir.[2] Meloni de 6 Aralık 2022 tarihinde Arnavutluk’ta düzenlenen AB-Batı Balkanlar Zirvesi sırasında AB’nin bölge ülkelerine karşı büyük bir sorumluluğu olduğunu dile getirmiş ve mevzubahis bölgedeki ülkelerin birliğe giriş sürecinin hızlanması gerektiğine inandığının altını çizmiştir.[3]

Görüleceği üzere, Meloni’yle birlikte İtalyan dış politikasında Batı Balkanlar vurgusu artmıştır. İtalya’daki karar alıcılar, bilhassa bölgedeki Rus etkisinin sınırlandırılması için AB’nin daha etkin bir politika uygulamasını savunmaktadır.

Bu kapsamda 24 Ocak 2023 tarihinde İtalya Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde, Trieste şehrinde “İtalya-Batı Balkanlar Konferansı”nın düzenlenmesi, Roma yönetiminin bölgeye atfettiği ehemmiyeti göstermesi bakımından mühimdir. Bu çerçevede Tajani, “İtalya için Balkanlar kaçınılmaz bir kaderdir.” ifadesini kullanmıştır.[4] Dahası Tajani, İtalya’nın tarihinin, kültürünün ve ekonomisinin Batı Balkanlar’la ayrılmaz bir şekilde bağlı olduğunu dile getirmiş ve enerji krizinin yanı sıra düzensiz göçle mücadeleye kadar birçok sınama karşısında ortak bir yaklaşıma sahip olmaları gerektiğine dikkat çekmiştir.[5]

Öte yandan Meloni de mevzubahis konferansta AB’nin yeni bir vizyon geliştirerek birliğin Batı Balkanlar’a yönelik genişlemesini acil önceler arasında saymıştır. Ayrıca Meloni, Batı Balkanlar’ın ülkesinin ulusal çıkarları için stratejik öneme sahip olduğunu söylemiş ve hükümetinin hedefini, “Balkanlar’a daha fazla İtalya” getirmek şeklinde özetlemiştir. Meloni, İtalyan şirketlerinin Batı Balkanlar’daki önde gelen yatırımcılardan olduğunu ifade etmiş; ancak bu varlığın yenilenerek stratejik sektörlere yatırım yapılması gerektiğini belirtmiştir.[6]

Öncelikle söz konusu konferans için İtalya’nın kuzeydoğusunda bulunan Trieste şehrinin seçilmesi, bir tesadüf olarak nitelendirilmemelidir. Adriyatik’in önemli liman kentlerinden biri olan Trieste, İtalya’nın Balkanlar’la bağlantısını sağlama noktasında oldukça kritik bir konumda yer almaktadır. Bu bağlamda Trieste’nin sembolik bir anlamının bulunduğunun altı çizilmelidir.

İkinci olarak Roma’nın bölgeye yönelik açılımında enerji, ekonomi ve güvenlik boyutlarının öne çıktığı görülmektedir. Bilhassa Batı Balkanlar, Avrupa’ya yönelen göç hususunda kritik bir geçiş noktasıdır. AB içinde düzensiz göçe karşı en sert tutuma sahip olan ülkelerden biri olan İtalya, bölgeyi birliğe entegre ederek söz konusu sorunun çözümünü amaçlamaktadır.  

Ayrıca İtalya, coğrafi yakınlığı ve tarihi bağları vesilesiyle Batı Balkan ülkelerinin en büyük yatırımcılarından ve ticaret ortaklarından biridir. Bahse konu olan durum, Roma yönetiminin bölge ülkeleri tarafından olumlu bir şekilde algılanmasına yol açmaktadır.

Bununla birlikte Meloni’nin sözlerinden de anlaşılacağı üzere Roma yönetimi, Brüksel’in Batı Balkanlar politikasından rahatsızdır. Meloni’nin eleştirisinin temel dayanağı ise sürecin yavaş işlemesidir. Buna karşılık İtalya ise Batı Balkanlar’ın AB’ye entegrasyon sürecinde öncü bir rol oynamak istemektedir.

Tüm bunlarla birlikte İtalya’nın bölgeye yönelik yaklaşımı, daha büyük bir siyasi hedefin parçasıdır. Zira Tajani, bahsi geçen konferansta “Genişletilmiş Akdeniz” terimine atıfta bulunmuştur.[7] İtalya’nın “Genişletilmiş Akdeniz Stratejisi” ise şu şekilde özetlenebilir:[8]

“İtalya’nın jeopolitik vizyonunu kapsayan Akdeniz Bölgesi; sadece tarihte “Mare Nostrum (Bizim Deniz)” olarak geçen Akdeniz’i değil; aynı zamanda Basra Körfezi, Karadeniz ve Hazar Denizi arasındaki Mağrip (Kuzeybatı Afrika Bölgesi), Sahel (kuzeyde Sahra’dan güneyde Sudan’a kadar olan bölge) ve Afrika Boynuzu ile Ortadoğu’yu da kapsamaktadır.”

Dolayısıyla Batı Balkanlar, İtalya’nın “Genişletilmiş Akdeniz Stratejisi”nde önemli bir yere sahiptir. Yani söz konusu bölge, Roma yönetiminin daha büyük jeopolitik hedeflerini gerçekleştirmesi açısından kritik konumdadır.

Sonuç olarak İtalya’daki hükümetler, ülkenin Batı Balkanlar politikasına her dönemde büyük önem vermiştir. Bununla birlikte Batı Balkanlar, Meloni’nin Başbakanlığı esnasında İtalyan dış politikasında daha fazla ağırlık kazanmıştır. Bu yüzden de İtalya’nın ilerleyen süreçte söz konusu bölgeye yönelik aktif politikasını sürdüreceği öngörülebilir.


[1] Andrea Frontini, “A View From Italy: Back to the Balkans?”, Italian Institute for International Political Studies, https://www.ispionline.it/en/publication/view-italy-back-balkans-17194, (Erişim Tarihi: 10.02.2023).

[2] “Europe Needs to Limit Russian Influence in Balkans, Italy Says”, Reuters, https://www.reuters.com/world/europe/europe-needs-limit-russian-influence-balkans-italy-says-2022-11-30/, (Erişim Tarihi: 10.02.2023).

[3] “We Have Great Responsibility for Western Balkans-Meloni”, ANSA https://www.ansa.it/english/news/politics/2022/12/06/we-have-great-responsibility-for-western-balkans-meloni_e63c14ff-b2a2-4fcc-ae12-18ba800b703e.html, (Erişim Tarihi: 10.02.2023).

[4] “The Balkans is Italy’s Inevitable Destiny”, CdM, https://www.cdm.me/english/the-balkans-is-italys-inevitable-destiny/, (Erişim Tarihi: 10.02.2023).

[5] Aynı yer.

[6] “Meloni: “The Balkans Are Strategic For Our Country, We Want to Bring More Italy to The Region”, Nova News, https://www.agenzianova.com/en/news/melons-the-balkans-are-strategic-for-our-country-we-want-to-bring-more-italy-to-the-region/, (Erişim Tarihi: 10.02.2023).

[7] Fabio Bego, “Italy Seeks Higher Profile Role in Western Balkans”, Balkan Insight, https://balkaninsight.com/2023/01/30/italy-seeks-higher-profile-role-in-western-balkans/, (Erişim Tarihi: 10.02.2023).

[8] Ferhan Oral, Meloni Hükümeti ve İtalya’nın Geniş Akdeniz Stratejisi, ANKASAM, https://www.ankasam.org/meloni-hukumeti-ve-italyanin-genis-akdeniz-stratejisi/, (Erişim Tarihi: 10.02.2023).

Cemal Ege ÖZKAN
Cemal Ege ÖZKAN
Cemal Ege Özkan, 2019 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2022 senesinde aynı üniversitenin Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı’nda hazırladığı “Türk Siyasi Hayatında Selim Rauf Sarper ve Faaliyetleri” başlıklı teziyle almıştır. Hâlihazırda aynı enstitüde doktora eğitimine devam etmektedir. 2020-2021 yılları arasında Türk Tarih Kurumu Yüksek Lisans Bursiyeri olan Özkan, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Benzer İçerikler