İsviçre’nin Cenevre kentinde 25 Şubat 2019 tarihinde başlayan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin 40. oturumu 22 Mart 2019 tarihine kadar devam etmiştir. Oturumun 7 Mart 2019 tarihindeki toplantısında masaya yatırılan Suudi Arabistan’daki insan haklarıyla ilgili endişeli durum gündemin en çok tartışılan konularından biri olmuştur. Çünkü kurulduğu 2006 yılından bu yana BM İnsan Hakları Konseyi ilk defa bir toplu bildiri yayınlayarak Suudi Arabistan’ı ciddi bir şekilde eleştirmiştir.
İzlanda’nın Cenevre’deki BM Büyükelçisi Harald Aspelund tarafından okunan bildiride Suudi Arabistan’ın insan hakları aktivistlerine yönelik baskısı eleştirilmiş ve Riyad’ın bu tür suçlanmalarına son vermesi istenmiştir. Ayrıca Suudi Arabistan’a gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili tüm bilgileri açıklama çağırında bulunulmuştur. Söz konusu ülkeyi kınayan toplu bildiri Avrupa Birliği’nin (AB) 28 ülkesi dahil toplam 36 ülke tarafından imzalanmıştır. Kanada ve Avustralya’nın da desteklediği toplu bildiri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından imzalanmamıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi toplu bildiride Suudi Arabistan’ın insan haklarına yönelik politikalarına ilişkin iki mesele ortaya atılmıştır.
Birincisi ülkedeki insan haklarının genel durumu kapsamında ifade özgürlüğü ve kadın haklarının ihlalleridir. Burada bildiriyi ele alanların öncelikle üzerinde durdukları husus; 2018 yılının Mayıs ayında kadınların araba kullanma hakkı ve erkeklerin vesayet sistemine son verilmesi için düzenledikleri protestolar sırasında onlarca kadının içeri atılmasıdır. Meseleye ilişkin 4 Şubat 2019 tarihinde İngiliz milletvekilleri Crispin Blunt, Layla Moran ve Paul Williams, Suudi Arabistan’da gözaltına alınan kadın eylemcilerin işkenceye maruz kaldıklarını ve bu uluslararası yasaların ihlali için “en üst düzeydeki Suudi yetkililerin” sorumlu olabileceklerini belirtmişti.[1]
BM İnsan Hakları Komisyonu’na sunulan bildiriyi okurken Aspelund, “Hak ve özgürlüklerini barışçıl bir şekilde kullanan bireylere karşı terörle mücadele yasasının ve diğer ulusal güvenlik önlemlerinin kullanımı konusunda özellikle endişeliyiz” ifadesini kullanmıştır.[2]
İkincisi ise 2018 yılının Ekim ayında Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda öldürülen Cemal Kaşıkçı Cinayeti’yle ilgilidir. Bildiride Suudi Arabistan’dan Cemal Kaşıkçı Cinayeti’ne ait tüm bilgilerin açıklaması talep edilmiştir.
Söz konusu bildiri insan hakları ihlallerinden dolayı Suudi Arabistan üzerinde uluslararası baskının arttığını göstermektedir. Belirtmek gerekir ki Suudi Arabistan’daki insan hakları ihlalleri, yıllardır bugünkü gibi tartışmaya açılmamıştır. Hatta daha birkaç yıl öncesine bakıldığında AB ülkeleri insan hakları aktivistleri tarafından Suudi Arabistan’daki duruma göz yummakla suçlanmışlardır. Üstelik 2016 yılında Fransa eski Cumhurbaşkanı Francois Hollande’ın, Prens Muhammed Bin Selman’dan önceki Suudi Veliaht Prensi ve İçişleri Bakanı Muhammed Bin Nayif’e Elysee Sarayı’nda gizlice “Legion d’Honneur” ödülü vermesi ülkede büyük tartışma ve polemiklere yol açmıştı.[3] Basında yer alan haberlerde Prens Nayif’in “terörizm ve aşırılıkçılıkla mücadeledeki çabaları” nedeniyle bu ödülle layik görüldüğü belirtilmişti. Hâlbuki yıllardır Suudi Arabistan’ın insanların temel haklarını kısıtlayan politikaları “terörizmle mücadele” sloganı altında yürütülmüştür. Buna rağmen Fransa dahil birçok AB ülkesi Suudi Arabistan’la yoğun işbirliği içinde olmuşlardır. Bugün de AB ve Suudi Arabistan arasında yoğun ekonomik ilişkiler devam etmektedir. Ancak Cemal Kaşıkçı Cinayeti’nden sonra Suudi Arabistan’daki insan hakları meselesi AB açısından ön plana çıkmıştır. Öyle ki, bazı AB ülkeleri Kaşıkçı Cinayeti’nden dolayı Suudi Arabistan’a yaptırım uygulama kararı almıştır.
Burada AB ve Suudi Arabistan ilişkilerindeki gerginliğin başlangıç noktası Cemal Kaşıkçı Cinayeti gibi gözükmektedir. Ancak daha geniş bir açıdan bakıldığında AB’nin Suudi Arabistan’daki insan hakları ihlallerini tartışma konusuna dönüştürmesi ABD Başkanı Donald Trump’ın 2015 İran nükleer anlaşmasından çekildiği 8 Mayıs 2018 tarihine kadar uzanmaktadır. Bu tarih öncesinde de Suudi Arabistan Yemen politikası sebebiyle AB’nin bazı ülkeleriyle gerginlik yaşamıştır. Örneğin 2017 yılında Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabirel Riyad yönetiminin dış politikalarını eleştiren açıklamalar yapmış, Suudi Arabistan da bu açıklamalara tepki için Berlin Büyükelçisi’ni Kasım 2017 tarihinde “istişare amaçlı” geri çağırmıştır.[4] Ancak Suudi Arabistan’ın insan haklarına ilişkin iç politikaları ciddi bir şekilde gündeme getirilmemiştir. Dolayısıyla Suudi Arabistan’ın insan haklarına ilişkin sorunların gündeme taşınması ve reformcu olarak “imaj yaratmaya çalışılan” Prens Selman’ın Avrupa’da “istenmeyen adam”a dönüşmesi, Trump’ın İran politikalarından dolayı ABD ve AB arasında ortaya çıkan gerginlik bağlamında değerlendirilmelidir. Çünkü Suudi Arabistan 2015 İran nükleer anlaşması konusunda Avrupa’ya karşı ABD ile aynı cephede yer almaktadır.
Suudi Arabistan Trump’ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (KOEP) çekilme kararını memnuniyetle karşılamıştır. Suudi Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İran, bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik faaliyetlerini sürdürmek için yaptırımların kaldırılmasından kaynaklanan ekonomik kazanımları, özellikle balistik füzeler geliştirerek ve bölgedeki terörist grupları destekleyerek kullandı” ifadesine yer vermiştir.[5]
Avrupa ülkelerinin KOEP’i sürdürme kararı alarak ABD’yi karşısına almasının ardından Suudi Arabistan’la ilişkilerdeki gerginlik de yeni boyuta taşınmıştır. Örneğin 25 Mayıs 2018 tarihinde Riyad, Berlin’in İran yanlısı politikalarına ve Suudi Arabistan’ın Ortadoğu politikalarına yönelik eleştirilerine cevaben Alman şirketlerinin devlet ihalelerine katılımını yasaklamıştır.[6]
Böylece İran’a yönelik politikalardan dolayı Batı güçleri arasında yeni bir kutuplaşma ortaya çıkmıştır. ABD’nin başını çektiği İran karşıtı cephede yer alan Suudi Arabistan, Avrupa’nın Trump’a karşı direnişi kapsamında eleştirilerin hedefi haline gelmiştir. Bu bağlamda Avrupa ülkeleri açısından Suudi rejiminin insan haklarına yönelik politikaları ve Cemal Kaşıkçı Cinayeti Suudi Arabistan üzerinde baskıları arttırmak için önemli gerekçe olarak kullanılmıştır.
Başka bir önemli husus ise ABD’nin Suudi Arabistan’a yönelik politikasında da tıpkı Trump’ın İran politikasında olduğu gibi Kongre ve Beyaz Saray arasında fikir ayrılığı ortaya çıkmıştır. Hem Trump yönetimi hem de Suudi yetkilileri, Prens Selman’ın isminin Kaşıkçı Cinayeti’nde geçmemesi için çaba sarfetmiş olsalar da bütün bu çabalar AB ülkelerinin ve ABD Kongresi üyelerinin öfkesini azaltmamıştır. Nitekim Beyaz Saray, Prens Selman’ın Kaşıkçı’nın ölümündeki rolüyle ilgili Senato’ya açıklama yapmamış ve bu durum Kongre ile Beyaz Saray arasındaki gerilimi tırmandırmıştır. Şu anda ABD’li politikacılar çoğu konuda bölünmüş olsalar da Riyad’a duyulan antipati konusunda olağandışı bir fikir birliği sağlamışlardır. Diğer bir ifadeyle Suudi Arabistan’ın insan haklarıyla ilgili durumu Trump’ın dış politikalarına yönelik eleştirilerin bir parçası haline gelmiştir.
Sonuç olarak, Suudi Arabistan’a insan hakları üzerinden yapılan baskıların artmasının Trump’ın dış politikalarından dolayı ortaya çıkan yeni bir kutuplaşmadan kaynaklanmakta olduğu söylenebilir. Bu bağlamda Suudi Arabistan, İran karşıtı dış politikasıyla ABD’nin yanında yer almaya devam ettiği müddetçe ülkedeki insan haklarına ilişkin durum AB tarafından sıklıkla gündeme getirilmeye devam edecektir.
[1] “Saudi Leaders May Be Responsible for Activists’ Torture: UK Mps”, Reuters, https://www.aljazeera.com/news/2019/02/saudi-leaders-responsible-activists-torture-uk-mps-190204101719913.html, (Erişim Tarihi: 08.03.2019).
[2] “EU, Canada, Australia Issue Rare Rebuke Against Saudi Arabia At UN Rights Forum”, France24, https://www.france24.com/en/20190307-saudi-arabia-human-rights-eu-canada-australia-khashoggi-activists, (Erişim Tarihi: 08.03.2019).
[3] “France Awards Legion d’Honneur To Saudi Prince For Terror Fight”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2016/mar/07/france-awards-legion-dhonneur-to-saudi-prince-for-terror-fight, (Erişim Tarihi: 08.03.2019).
[4] “Suudi Arabistan’ın Berlin Büyükelçisi Almanya’ya Döndü”, Memleket, http://www.memleket.com.tr/suudi-arabistanin-berlin-buyukelcisi-almanyaya-dondu-1521677h.htm, (Erişim Tarihi: 08.03.2019).
[5] “Saudi Arabia Says Backs U.S. Decision to Withdraw from Iran Nuclear Deal”, Reuters, https://www.reuters.com/article/us-iran-nuclear-gulf/saudi-arabia-says-backs-u-s-decision-to-withdraw-from-iran-nuclear-deal-idUSKBN1I92SH, (Erişim Tarihi: 08.03.2019).
[6] “Saudi Arabia Stops New Business with Germany Over Its Pro-Iran Policy”, The Jerusalem Post, https://www.jpost.com/Middle-East/Saudi-Arabia-stops-new-business-with-Germany-over-its-pro-Iran-policy-558431, (Erişim Tarihi: 08.03.2019).