21 Nisan 2019 tarihinde Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Raveesh Kumar, hükümetin; enerji ve ekonomik güvenlikle ilgili çıkarlarını korumak için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dahil olmak üzere diğer ortak ülkelerle birlikte çalışmaya devam edeceğini söylemiştir. Bakanlık Sözcüsü ABD’nin yaptırımlarına maruz kalmamak için diğer petrol üreticisi ülkelerden alınacak petrol miktarlarının arttırılacağını bildirmiştir.[1]
Basına yansıyan bu haberin ardından Hindistan’ın, İran’a karşı ABD’nin yaptırım kararına uyacağına dair bazı tahminler ortaya atılmıştır. Konu üzerinde yapılan tartışmalar Hindistan’ın artık dış politikada pragmatik bir karar alması gerektiği üzerindedir.
Hindistan’ın ABD yaptırımlarına uyulmasını destekleyenlere göre buradaki önemli faktörlerden biri terörle mücadeledir.[2] Söz konusu husus, 14 Şubat 2019 tarihinde yaşanan Pulwama saldırısı sonrasında Hindistan’ın terörle mücadele konusunda ABD ile yoğun bir işbirliği geliştirmiş olduğuna işaret etmektedir. Öyle ki Washington, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerginliğin tırmanmasına neden olan Cammu Keşmir bölgesindeki saldırıları düzenlediği iddia edilen Ceyş-i Muhammed örgütünün lideri Mesud Azhar’ın küresel terörist olarak ilan edilmesi için harekete geçmiştir. 2 Nisan 2019 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada, Ceyş-i Muhammed’in uluslararası toplum tarafından sorumlu tutulduğunu belirterek örgütün lideri Mesud Azhar’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından terör örgütleri kara listesine alınması için “mevcut tüm kaynakları kullanacağını” söylemiştir.[3] Neticede 1 Mayıs 2019 tarihinde BMGK Mesud Azhar’ı BM’nin küresel yaptırımlar listesine eklemiştir.[4] Dolayısıyla analistlere göre ABD, bu konudaki desteğinin karşılığı olarak Hindistan’ın, teröre sponsor statüsünde gördüğü bir ülke olan İran’a yönelik taleplerini yerine getirmesini bekleyecektir. Hindistan’ın bu görüşle hemfikir olması gerekmiyor, ancak ABD’nin İran’la ilgili yaptırımlarını göz ardı etmenin bir bedeli vardır. Öncelikle İran’la işbirliği yapan Hintli şirketler ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. ABD’nin Hindistan’la terörle mücadeledeki işbirliğini azaltması ise uzun vadede Hindistan’ın İran’la petrol ticaretinden vazgeçmesi üzerine mahrum kalacağı gelirden daha ağır bedeller ödemesine yol açabilir.
Ülkenin güvenliğiyle ilgili ortaya atılan söz konusu argüman, hükümet yetkililerinin petrol ithalatına ilişkin alternatif kaynakların araştırılacağına dair açıklamalarının bir gerekçesi olarak kullanılmıştır. Bu sebeple atılan adım, 28 Mayıs 2018 tarihinde Hindistan Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj’ın ülkesinin ne ABD ne de başka bir ülkenin yaptırımlarını tanımadığı ve sadece BM’nin yaptırımlarına uyacağına ilişkin açıklamasına aykırı olmasına rağmen, ülke çıkarlarını dikkate alan pragmatik bir karar olarak sergilenmiştir.
Buraya kadar gelişmelerin hangi yönde ilerleyeceğine dair işaretler net bir şekilde anlaşılmaktayken Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Raveesh Kumar’ın yaptığı başka bir açıklama kafalarda yeni soru işaretleri oluşturmuştur. 1 Mayıs 2019 tarihinde ABD’nin İran’dan petrol satın almaya devam eden ülkelere yönelik ikincil yaptırımlarının etkisiyle başa çıkma konusundaki planları açıklayan Bakanlık Sözcüsü, Yeni Delhi’nin kararının ülkenin enerji güvenliği, ticari düşünce ve ekonomik çıkarlara dayandığını söylemiştir.[5]
Kumar’ın yaptığı açıklamadan Hindistan’ın İran’a karşı yaptırımlara uyup uymamakla ilgili bir ikilemde olduğu anlaşılmaktadır. Yeni Delhi yönetiminde ABD yaptırımlarına karşı çıkmanın bir bedeli olacağına dair tartışmalar devam ederken, aksi durumun da vahim sonuçlara yol açacağına ilişkin endişeler yeni tartışmaları ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla gelinen noktada Hindistan, dış politikada atacağı hangi adımın daha pragmatik olacağı konusunda kararsızdır. Konunun daha net bir şekilde açığa çıkarılması için, her iki seçeneğin de olası sonuçlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Terörle mücadele konusundaki endişeleri ve ABD’nin Ceyş-i Muhammed örgütü lideri Mesud Azhar’ın BMGK’nin küresel yaptırımlar listesine alınmasına verdiği destekten dolayı Yeni Delhi yönetimi çaresiz bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Ancak bu noktada söz konusu durumun ortaya çıkmasında önemli rol oynayan bazı gelişmeler de vardır.
Birincisi, ABD’nin Mesud Azhar konusunda Hindistan’ı desteklemesinin gerçek nedenleri ve arka planı.
İkincisi, Ceyş-i Muhammed örgütüyle ilgili Hindistan’ın girişimlerine karşı veto hakkını kullanan Çin’in bu sefer sessiz kalması.
Öncelikle ABD’nin Mesud Azhar konusunda bu seferki ısrarının oldukça dikkat çekici olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Zira Ceyş-i Muhammed örgütü ve örgütün lideri Mesud Azhar’ın küresel yaptırım listesine alınması uluslararası toplum açısından çok da önem arz eden bir mesele değildir. Hatta örgüt üyelerinin konuşlandığı Pakistan hükümetinin desteği olmadan, BMGK tarafından kabul edilen kararın etkili sonuçlar vermesi söz konusu bile değildir. Ancak Hindistan’daki iç politik durum ve şu anda devam etmekte olan seçimler dikkate alındığında söz konusu karar, Başbakan Narendra Modi’nin siyasi faaliyeti için hayati önem taşımaktadır.
14 Şubat 2019 tarihinde Cammu Keşmir’de meydana gelen intihar saldırısının ardından Hindistan’ın son 50 yıl içerisinde ilk defa Pakistan topraklarına hava operasyonu düzenlemesi ve bu girişimin başarısızlıkla sonuçlanması seçimler öncesi Modi yönetiminde büyük bir gerginliğe yol açmıştır. Dolayısıyla Mesud Azhar’ın BMGK yaptırım listesine alınması Modi yönetiminin kaybedilen itibarını geri kazanması açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle Modi, 1 Mayıs 2019 tarihinde Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında “Bugün her Hintliyi gururlandıracak bir gündür! Küresel topluluğa ve insani değerlere inanan herkese destekleri için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanmıştır.[6]
ABD’nin bu konuda verdiği ısrarlı destek, Hindistan’daki genel seçimlerin ortaya çıkardığı durumla yakından ilgilidir. Hindistan Parlamentosu’nda 17. Lok Sabha’yı belirleyecek olan genel seçimler, 11 Nisan-19 Mayıs 2019 tarihleri arasında yedi aşamada gerçekleşecektir. Oyların sayımı 23 Mayıs’ta yapılacak ve aynı gün sonuçlar açıklanacaktır.[7] Modi hükümetinin Pakistan’a karşı başlattığı hava operasyonunun başarısızlıkla sonuçlanması seçimler öncesi muhalefetin elini güçlendirmiştir. Seçimler öncesi yapılan anket çalışmalarında Modi’nin rakibi Hindistan Milli Kongresi Partisi’nin lideri Rahul Gandhi’nin lehine verilecek oylarda büyük bir artış gözlemlenmiştir. Hatta bazı gözlemciler mayıs ayının sonuna kadar, Hindistan’ın yeni bir başbakan ve iktidar partisine sahip olabileceğine ilişkin öngörülerde bulunmuştur.[8] Ancak mesele şu ki Narendra Modi ve iktidardaki Bharatiya Janata Partisi (BJP); Trump yönetimi, müttefikleri, özellikle İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Suudi Arabistan’la yakın ilişki içinde olmakla birlikte İran’la da iş birliğini sürdürmektedir. Hindistan Kongre Partisi ise geleneksel olarak ABD ve şu anki İran rejimine karşı çıkan ülkelerden daha uzak bir duruş sergilemektedir. Rahul Gandhi’nin dedesi Jawaharlal Nehru, büyükannesi Indira Gandhi, babası Rajiv Gandhi ve annesi Sonia Gandhi tarafından yıllarca yönetilen Hindistan Kongre Partisi’nin ABD’nin İran karşıtı yaptırımlarına uyma konusunda farklı bir karar alma olasılığı yüksektir. Dolayısıyla Trump yönetiminin BMGK’de Hindistan’ı destekleyerek Modi iktidarının devam etmesini planladığı söylenebilir.
Çin’in son yıllarda Hindistan’a yönelik tutumu, öncelikle Yeni Delhi-Washington ilişkisinden duyulan endişenin etkisi altında şekillenmiştir. Çin medyası sürekli olarak Hindistan’ın “Amerika’nın piyonu” olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca Çin, “Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC)” projesi üzerinden yaptığı büyük miktardaki yatırım sayesinde Pakistan’ı Hindistan’a karşı kullanmaktadır. Dolayısıyla Çin on yıllar boyunca Hindistan’ın BMGK tarafından Ceyş-i Muhammed örgütünün küresel terör listesine alınmasına ilişkin tüm girişimlerini, veto hakkını kullanarak engellemiştir. Ancak Çin’in bu sefer sessiz kalmasının ardındaki mevcut durum dikkate alındığında, bu bazı planlarının olduğuna işaret etmektedir. Söz konusu durum özellikle Hindistan’ın İran petrolüne bağlılığıyla ilgilidir. 21 Nisan 2019 tarihinde Trump yönetimi, İran’ın petrol ithalatçılarına zaman tanımak için Kasım 2018’de vermiş olduğu geçici yaptırım muafiyetini yenilemeyeceğini açıklamıştır. Hindistan, son yıllarda İran’dan ham petrol ithalatını önemli ölçüde azaltsa da, ABD’nin Hindistan’ı aşırı çekişmeli bir ulusal seçimin ortasında petrol ithalatını sıfıra indirmeye zorlama kararı, muhtemel iç siyasi sonuçlardan dolayı Modi hükümetini zor durumda bırakmıştır. Ayrıca Hindistan’ın Rusya ile artan silah ticareti Yeni Delhi ve Washington ilişkilerine gölge düşürmüştür. Böyle bir durumda BMGK’de Hindistan’a karşı çıkmadan sessizliğini koruması Çin’in ABD ile devam etmekte olan ticaret savaşında Hindistan’ı yanına çekme amaçlı yaptığı bir jest olarak algılanabilir. Zira Pekin yönetimi de BMGK’den çıkacak kararın Modi iktidarının devam etmesinde hayati önem taşıdığının gayet farkındadır.
Dolayısıyla Hindistan’ın terörle mücadele konusunda ABD’ye bağlılığının arkasında Washington ve Pekin’in farklı planlarının varlığından söz edilebilir. Ancak buna rağmen Hindistan Petrol Bakanı Dharmendra Pradhan’ın “Hindistan rafinerilerine yeterli miktarda ham petrol tedarik etmek için sağlam bir plan” olduğuna dair yaptığı son açıklamalar Modi hükümetinin almaya çalıştığı “pragmatik kararın” tehlike oluşturabileceğine işaret etmektedir.[9] Hindistan’ın ABD yaptırımlarına uyarak İran’dan petrol ithalatını sıfır seviyesine indirme kararı alması durumunda şu sorunlarla karşılaşacaktır:
- Genel olarak bakıldığında İran’ın petrol ihracatının sıfırlanması, petrol fiyatlarının küresel çapta yükselmesine neden olacaktır. Bununla birlikte, ulaşım maliyetlerindeki artıştan dolayı gıda fiyatları da yükselecektir. Böyle bir durum Hindistan gibi kişi başına düşen gelir açısından fakir bir ülke için ciddi ekonomik ve sosyal sorunlara yol açacaktır.
- Hindistan için İran petrolü, imtiyazlı fiyatları ve 60 günlük kredi imkânı sağlaması nedeniyle çok önemlidir. Ayrıca ABD’nin yaptırımları uluslararası nakliyatçıları ve sigorta şirketlerinin hizmetlerini engellediği için İran, Hindistan rafinerilerine petrol sevkiyatı için hem tankerleri hem de sigortaları, CIF (Maliyet, Sigorta ve Taşıma bedeli) sözleşmeleri kapsamında sağlamaktadır. Hindistan, İran’dan petrol ithalatını sıfıra indirerek alternatif kaynaklara odaklanırsa söz konusu imtiyazlardan mahrum kalacaktır. 2018 yılının Haziran ayında İran basınına yansıyan haberlerde, İran’ın Yeni Delhi Maslahatgüzarı Mesud Rezvaniyan, Hindistan’ın ABD’nin baskıları neticesinde İran’dan petrol ithalatını durdurması halinde Tahran’dan sağlanan özel imtiyazları kaybedeceğini belirtmiştir.[10]
Görüldüğü üzere her iki durumun da seçimler sırasında yaşanması Modi hükümeti için olumsuz sonuçlara yol açacaktır. Olası sorunların önlenmesi için İran’ın Hindistan’a sağladığı aynı imtiyazlar altında ABD’den petrol ithalatı meselesinin de tartışılmakta olduğunu belirtmek gerekir. Ancak söz konusu müzakerelerin daha yeni başlamış olması Hindistan’ın karşılaşacağı sorunların çözümünün yakın olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla Hindistan’ın ABD yaptırımlarına uyması veya uymamasına ilişkin pragmatik bir karar alması hususunda her iki seçenek de birtakım tehlikeler barındırmaktadır. Bu nedenle Hindistan’ın önündeki tek seçenek olarak; ABD’nin hoşuna gitmemesine rağmen, büyük olasılıkla İran’dan az miktarda da olsa petrol ithal etmeye devam etme konusunda muafiyet isteyerek, tekrar müzakere için Beyaz Saray’ın kapısını çalması beklenmektedir.
[1] “India to observe U.S. sanctions on Iranian oil”, STV News, https://www.ctvnews.ca/business/india-to-observe-u-s-sanctions-on-iranian-oil-1.4390606, (Erişim Tarihi: 03.05.2019).
[2] “A pragmatic foreign policy, please”, LiveMint, https://www.livemint.com/opinion/online-views/opinion-a-pragmatic-foreign-policy-please-1556103580709.html, (Erişim Tarihi: 03.05.2019).
[3] “US says it will use all resources to blacklist Masood Azhar”, The News International, https://www.thenews.com.pk/print/452872-us-says-it-will-use-all-resources-to-blacklist-masood-azhar, (Erişim Tarihi: 03.05.2019).
[4] “BMGK, JeM örgütünün lideri Mesud Azhar’ı yaptırım listesine aldı”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/bmgk-jem-orgutunun-lideri-mesud-azhari-yaptirim-listesine-aldi/1467458, (Erişim Tarihi: 03.05.2019).
[5] “India repeats stance that it is ready to deal with impact of US sanctions on buying Iranian oil”, The News International, Scroll.in, https://scroll.in/latest/922140/india-repeats-stance-that-it-is-ready-to-deal-with-impact-of-us-sanctions-on-buying-iranian-oil, (Erişim Tarihi: 03.05.2019).
[6] @narendramodi, “Today is a day that would make every Indian proud! I thank the global community and all those who believe in humanitarian values for their support.”, Twitter, 1 Mayıs 2019, https://twitter.com/narendramodi/status/1123620990775259137.
[7] “EC may announce Lok Sabha election schedule in March first week: Sources”, The Times of India, https://timesofindia.indiatimes.com/india/ec-may-announce-lok-sabha-poll-schedule-in-march-first-week-sources/articleshow/67588495.cms, (Erişim tarihi: 03.05.2019).
[8] Ellen R. Wald, “Would A Congress Party Victory In India Complicate Trump’s Iran Sanctions Strategy?”, Forbes, https://www.forbes.com/sites/ellenrwald/2019/04/23/would-a-congress-party-victory-in-india-complicate-trumps-iran-sanctions-strategy/#32e3c5a452a9, (Erişim tarihi: 03.05.2019).
[9] “India likely to import more oil from Saudi Arabia”, The Asian Age, https://www.asianage.com/india/all-india/030519/india-likely-to-import-more-oil-from-saudi-arabia.html, (Erişim tarihi: 03.05.2019).
[10] “İran’dan Hindistan’a petrol uyarısı”, Hürriyet, http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/irandan-hindistana-petrol-uyarisi-40894382, (Erişim tarihi: 03.05.2019).