Terör gündeminde bu sefer Afrika yer aldı. Batı Afrika ülkelerinden Mali’nin başkenti Bamako’da terör saldırısı gerçekleşti. Daha çok ülkede yaşayan yabancıların, turistlerin, yabancı heyetlerin kullandığı, lüks ve güvenli olarak nitelendirilen Radisson Blu Oteli’ne 20 Kasım 2015 tarihinde düzenlenen saldırı ölümle sonuçlandı. Aralarında Türkiye vatandaşlarının da bulunduğu 170 kişiden en az 100’ü rehin alındı. En az 20 kişi ise çıkan çatışmalarda hayatını kaybetti. Ülkede 10 gün olağanüstü hal ilan edildi.
Ankara, Beyrut ve Paris saldırılarından sonra Bamako’daki bu son terör eylemi aslında şaşırtıcı veya tahmin edilemez bir gelişme olarak değerlendirilememektedir. Diğer yandan “saldırı dalgasındaki” bu son terör faaliyetinin Afrika’da gerçekleşmesi ise dikkat çekicidir. Olayda siyasal İslamcı terör grupları öne çıkmaktadır. İslami Mağrip’teki El-Kaide Örgütü (İMEK) ve Murabıtlar saldırının sorumluluğunu üstlenmiştir.
Orta Doğu ve Avrupa’dan sonra Afrika’da gerçekleşen bu saldırının yerel, bölgesel ve uluslararası boyutu bulunmaktadır. Gerek Mali’nin, başkentinin; lüks ve korunaklı bir otelin seçilmesi gerekse de terör örgütlerinin yapısı bu yorumu yaptırmaktadır. Mali’nin iç siyasi gündemi düşünülünce de saldırının zamanlaması üzerine yeni soruların sorulması gerekmektedir. Yaz aylarında ayrılıkçılarla hükümetin arasında andlaşma imzalanmıştı. Diğer yandan birbiriyle çatışan kimi yerel unsurlar ateşkese varmıştır. Bölgesel güvenlik zirvesi de Mali’de düzenlenmişti. Ayrıca Haziran ayında imzalanan andlaşmaya ilişkin gözden geçirme toplantısı öncesinde saldırının gerçekleşmesi de önemli olarak yorumlanmaktadır. Diğer bir deyişle Mali başta güvenlik olmak üzere çeşitli önemli konularda gündeme sahiptir. Son saldırı ile de mevcut tabloyu sorgulatacak gelişmelerin yaşanabileceği ve istikrarın bozulabileceği gösterilmek istenmiştir. Verilere bakıldığında bu sene ülkedeki çatışmalar neticesinde en az 342 kişi hayatını kaybetmiştir.
Çatışmaların önüne geçilmesi gibi alanlarda Bamako, bölgesel ve uluslararası işbirliğine gidilebilmektedir. Bu doğrultuda ülkede yabancı askerler bulunmaktadır. Örneğin BM Gücü MUNISMA kapsamında 12.000 barış koruma görevlisi mevcuttur. Fransa’nın 3.500 askeri ülkenin kuzeyinde bulunmaktadır. İslamcılar ve Tuareglerden oluşan koalisyonun ülkenin kuzeyini ele geçirmesinden sonra Fransa’nın askerî müdahalede bulunduğu hatırlatılmalıdır. Fransız personeli ve MUNISMA çalışanları da otelde konaklayanlar arasındadır. Bu çerçevede yabancı unsurlara karşı saldırının yapıldığı da ifade edilebilir. Ülkedeki yabancı personelin varlığına ve ilgili ülkelerin politikalarına karşı çıkıldığı mesajı verilmek terör unsurlarınca istenmiştir.
El-Kaide ve IŞİD “rekabeti” de bu saldırının altında yatan nedenlerden biri olarak değerlendirilebilir. İMEK, adından anlaşılacağı üzere bölgede aktif olmaya çalışmaktadır. Cezayirlilerin yanı sıra Moritanya, Fas, Tunus, Libya, Mali ve Nijer’den de üyeler bulunmaktadır. Cezayir’in yanı sıra bölge ülkelerinde hatta 2000’li yılların sonu düşünüldüğünde Irak’ta da varlık göstermekte idi. Buna ilaveten örgütün faaliyet ve etki alanını Batı Afrika’ya kaydırmak istediğine dair yorumlar yapılmaktadır. Bu noktada Nijerya ve çevresinde faaliyet gösteren Boko Haram’ın öncesinde İMEK ile bağlarının olması önemlidir. Dönem dönem örgütten ayrılıp yeni yapılanmalar kurulmaktadır. Örneğin 2000’li yılların ikinci yarısından sonra Libya’daki bazı terörist yapılanmalar El-Kaide’ye katılmıştı. Mevcut dönemde ise “bu trend” IŞİD ile devam etmektedir.
Diğer yandan yabancı hedeflere saldırması da yeni gelişme olarak ifade edilememektedir. 2007’de Cezayir’deki Birleşmiş Milletler binasına düzenlediği saldırı ile örgüt kendinden söz etmeyi başarabilmişti. Fransa, ABD ve müttefiklerini de dönem dönem tehdit etmekte idi.
Murabıtlar örgütü ve lideri Muhtar Belmuhtar’ın da incelenmesi gerekmektedir. Afganistan’da Sovyetlere karşı savaşmış sonrasında ülkesinde dönmüştür. Zamanında İMEK’in önemli liderlerinden olan Belmuhtar, liderlik kadrosundaki anlaşmazlıktan ötürü 2012’de örgütten ayrılmıştır fakat İMEK ile ilişki çeşitli seviyelerde devam etmektedir. Gerek İMEK döneminde gerekse sonrasında Mağrip’te saldırılar Murabıtlar tarafından düzenlenmiştir. 2013’te Cezayir’deki doğalgaz tesisine yapılan saldırı ses getirmiştir. Mart’ta yine Bamako’da düzenlenen saldırıda 5 kişi yaşamını yitirmiştir. Ağustos ayında da bir otele saldırı düzenlenmiş ve ölümle sonuçlanan terör faaliyetini Murabıtlar üstlenmiştir. Örgütün bünyesinde Tuaregler ve Araplar bulunmaktadır.
Mali özelinde ve Kuzey Afrika genelinde siyasal İslamcı terör örgütleri ve radikal unsurların oluşması için altyapı mevcuttur. Örgüte üye, ideoloji ve hedef devinimi işlemektedir. Örgütler arası liderlik değişimi yaşanmakta, yeni örgütler kurulmakta; El-Kaide gibi yapılardan da ayrılma yoluna gidilebilmektedir. Belmuhtar gibi “Afgan Araplardan”; “Irak Arapların”dan sonra “Suriyeli Arapların” veya “Libyalı Arapların” akıbeti ve haliyle bölgenin istikrarına etkileri de merak edilmektedir. Suriye ve Libya’da siyasal İslamcı terör örgütlerine katılan isimler, kendi ülkelerine döndüklerinde benzer örgütlenmede ve faaliyetlerde bulunmaya devam etmektedir.
Sonuç, Bamako’nun en önemli ve güvenli mekânlarından birine terör saldırısının düzenlenmesiyle hem hükümete hem de “müttefiklerine” karşı bir mesaj verilmek istenmiştir. IŞİD’e ve ilgili kamuoyuna El-Kaide’nin ve farklı örgütlerin de faaliyetlerde bulunabildiği gösterilmek hedeflenmiştir. Fransa’nın ve Almanya’nın destek verdiği askerî operasyonların ise siyasi adımlarla özellikle de entegrasyon ve ekonomik sorunların çözümü ile desteklenmesi gerekmektedir.