Ekonomik İşbirliği Teşkilatı İslamabad Zirvesi

Paylaş

Mart ayının başında Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üyelerinin temsilcileri, Zirve Toplantısı için İslamabad’ta bir araya geldi. Dünya’da ve İslamabad Bölgesi’nde yaşanmakta olan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda, Zirve’nin bölge için önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu makalede örgütün önemi ve üye ülkelerin teşkilattaki tutumları ele alınacaktır.

Bilindiği üzere Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) 1985 yılında; İran, Türkiye ve Pakistan arasında kurulan örgüttür. 1992 yılına gelindiğinde Sovyetlerden ayrılan ve bölgeyle ekonomik ilişkilerini yeniden kurmayı hedefleyen Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve ayrıca Afganistan örgüte üye olmaya karar vermişler ve EİT üyeleri toplam on üyeyi bulmuştur. Bu açıdan İslamabad Zirvesi, örgütün genişlemesinin 25. yıldönümüne denk gelmektedir.

Coğrafi olarak Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT); Güney Asya’yı Batı Asya’ya, Batı Asya’yı Orta Asya’ya bağlayan tek örgüttür. Üye ülkelerin teşkilattaki ağırlığı ve dış politikalarında örgütün yeri analiz edilecek olursa, her üye ülkenin farklı bir tutum sergilediği görülmektedir. Üye ülkelerin bu farklı tutumları onların İslamabad Zirvesi’ndeki temsilcilerinin seviyelerine de yansımaktadır. Ev sahibi Pakistan dahil; Türkiye, İran, Azerbaycan, Türkmenistan, Tacikistan zirveye “devlet başkanı” düzeyinde katılmıştır. Kırgızistan başbakan seviyesinde katılırken, Kazakistan ve Özbekistan başbakan yardımcısı seviyesinde katılım göstermiştir.

Üye ülkelerin farklı tutumları onların ekonomik güçleriyle de açıklanmaktadır. İran Gümrük Başkanlığı’nın verilerine göre 2016 yılında EİT üyelerinin ihracatı 411.728 milyar dolar, ithalatı 433.519 dolar olmak üzere toplam 845.247 milyar dolar ticaret hacmi oluşturmaktadır. Bu ticaret hacminin ülkelere göre dağılımı aşağıdaki gibidir.[1]

ÜlkeTicaret hacmi

(Milyar dolar)

İhracat

(Milyar dolar)

İthalat

(Milyar dolar)

1Türkiye$399.794$157.617$242.177
2İran$139.8$88.8$51
3Kazakistan$119.451$78.238$41.213
4Azerbaycan$41.213$28.260$9.332
5Pakistan$72.350$24.714$47.636
6Türkmenistan$47.636$17.500$10.300
7Özbekistan$27.200$13.300$13.900
8Kırgızistan$7.382$1.650$5.732
9Tacikistan$6.280$1.78$4.500
10Afganistan$8.300$571$7.729

 

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üye ülkeleri 400 milyon insanıyla dünya nüfusunun %16’sını oluşturmaktadır. Bunun anlamı bölgenin ticaret anlamında çok büyük potansiyeli vardır. Ancak EİT ülkelerinin toplam ticaret hacmi dünya ticaretinin sadece %2’sini oluşturmaktadır.[2] Çünkü EİT üye ülkeleri komşularından daha çok, bölge dışı aktörlerle ticaret yapmaktadır. Bu durumu düzeltmek için İslamabad Zirvesi’nin sonuçları çok önemlidir. Makalenin bu kısmında örgütteki üye ülkelerin tutumları teker teker analiz edilecektir.

İran; coğrafi konumundan dolayı örgütte, merkezi yere sahiptir. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), İran’ın ekonomik anlamda üye olduğu bölgedeki tek örgüttür. İran burada Batı Asya (Türkiye), Güney Asya (Pakistan) ve Orta Asya arasında bağlantı rolünü üstlenmektedir. Örgütün, Sekreterlik Merkezi’nin Tahran’da bulunması çok manidardır. Bu nedenlerden dolayı İran, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na (EİT); hem bölgede kendi nüfuzunu artırma bağlamında hem Batı tarafından uygulanan izolasyon politikasına tepki olarak kendi dış politikasında her zaman öncelik vermiştir.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, Zirve öncesi açıklamasında belirttiği gibi; Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), İran için çok önemlidir ve bu İran’ın üye olduğu tek kilit örgüttür.[3] Aslında İran’ın faal olduğu daha iki örgüt mevcuttur: İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Şanghay İşbirliği Örgütü’dür (ŞİÖ). İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), bölgenin ekonomik bütünleşmesine götürecek ortak adımları atan örgütten daha çok İslam dünyasında ortak söylem geliştirmeye yönelik çalışan bir kurumdur. Ayrıca bu örgütte genelde Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap ülkelerinin üstünlüğü hissedilmektedir. İran’ın henüz tam üye olmadığı ŞİÖ ise daha çok jeopolitik yönüyle göze çarpmaktadır. Üstelik burada Pekin’in ağırlığı öne çıkmaktadır. Bu iki örgütle Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nı (EİT) karşılaştırdığımızda gerçekten de Tahran için EİT’nin kilit örgüt olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklamasında; komşularla yakın ilişki ve bölgesel işbirliğine vurgu yapan Ruhani, sözlerine şu şekilde devam etmiştir: “Bugün, bölgenin durumu çok hassastır ve ne yazık ki son yıllarda terörizm gibi birçok meseleyle karşılaşılmıştır. Bu nedenle üyeler, ekonomik konularla birlikte güvenlik ve bölgesel istikrar konularında da görüş alışverişinde bulunacaktır.”

Son olarak Ruhani, bölgenin İslam coğrafyası olduğunun altını çizmiştir: “Umarız ki, bölgenin tüm ülkeleri ile işbirliği yaparak sevgili İslam bölgemize güvenliği geri getireceğiz ve daha fazla refah ve kalkınmaya tanık oluruz.”[4] Başka bir deyişle, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Tahran için sadece bir ekonomik örgüt değil; aynı zamanda İran’ın tam merkezinde bulunduğu İslam coğrafyasıdır. Bu bağlamda Ruhani’nin Zirve’de yaptığı konuşmasında öne çıkan açıklama: “Kültürel benzerliklerimiz, ekonomik entegrasyonumuz için değerli temeldir.”[5] olmuştur. Tahran Yönetimi aslında kendisinin sadece politik ve ekonomik anlamda değil kültürel anlamda da bölgeden tecrit edildiğinin farkındadır. Dolayısıyla Ruhani, konuşmasında insanlar arası ilişkilere vurgu yapmıştır: “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) ekonomik olarak güçlenmesi, halklarımızın arasındaki yakın bağa bağlıdır. İnsanlar arasındaki engelleri kaldırmalıyız ki, onlar kolaylaştırılmış ziyaret ve işbirliğinden yararlanabilsinler.”

Aynı zamanda İranlı yetkililer, Tahran’ın bölgedeki aktif politikasının aynı bölgede yer alan diğer ülkeler tarafından -özellikle Sünni kimliği güçlü ülkeler tarafından- İran’ın nüfuzunun arttırma çabası olarak değerlendirdiğinin farkındadır. Bunu önleme amacıyla Ruhani, konuşmasında söyle ifadelere yer vermiştir: “Bu gibi sorunların üstesinden gelmek için hegemonya aramayı bırakmalı ve daha güçlü bir bölge inşa etmek için işbirliği yapmalıyız. Eğer biz aramızdaki gereksiz ve yıkıcı rekabeti durdurursak -kesinlikle- krizleri zarar görmeden elimine edebileceğimize inanıyorum. Kendi problemlerimizi çözebileceğimize inanmamız gerekir.” Kısacası İran, örgütün bölgede daha da güçlenmesini hedefleyen ve bunun için çaba harcayan ülkedir.

Pakistan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) içerisinde aktif olan ikinci ülkedir. Başbakan ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı İslamabad Zirvesi’nde seçilen yeni dönem başkanı Navaz Şarif kendi konuşmasında EİT Bölgesi’nin kaynaklarının zenginliğine ve potansiyeline dikkat çekerek; “Önemli atılım sağlamanın zamanı geldi” ifadesini kullanmıştır.[6] Jeopolitik anlamda Güney Asya’daki Hindistan’ın üstünlüğü Pakistan’ı, Müslüman ülkelerle işbirliğine itmektedir. İslamabat Zirvesi’ni değerlendiren Pakistanlı uzmanlar Zirve’yi, Hindistan’ın Pakistan’ı tecrit etme politikasına karşı bir zafer olarak ilan etmektedirler.[7]

Pakistan’ın iki ayağının birinin Güney Asya’da, diğerinin Orta Asya’da bulunduğunun altını çizen Ozer Khalid; “Delhi’nin Washington ve ASEAN ülkeleriyle bütünleşmeyi derinleştirdiği gibi, Pakistan da EİT üye devletleriyle stratejik ittifak geliştirmeye çaba sarf etmesi gerektiğini” söylemektedir. Uzmana göre bu zamana kadar “dişsiz kâğıttan aslan” olan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), eğer dişleri verilirse stratejik ağırlık kazanabileceğine dikkat çekmektedir.[8] Başka bir deyişle, EİT İslamabad açısından ekonomiden daha çok jeopolitik ve jeostratejik anlam ifade etmektedir.

Türkiye, doğuya yönelik dış politikaları bağlamında Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na (EİT); önem vermektedir. Cumhurbaşkanı, Zirve öncesinde yaptığı açıklamada; Avrasya’nın dünya siyasi ve ticari ekonomik sahnesinde ağırlığının artmaya başladığına dikkat çekerek şunları söylemiştir: “İslamabad Zirvesi’nin ana temasını; bölgesel refah için ulaşım, iletişim ve ticaret hatlarının birbirine bağlanması oluşturuyor. Temada da ifade edildiği gibi, bölgesel refah ile ulaştırma, enerji, iletişim ve ticaret hatlarının birbirine bağlanması arasında yakın bir ilişki vardır.” Cumhurbaşkanına göre, Türkiye’nin ulaşım ve taşımacılıkta yapmakta olduğu yatırımlar sadece Türkiye’nin değil aynı zamanda bölgenin kapasitesini güçlendirmektedir.

Üye ülkeler arasındaki ticari engellerin bertaraf edilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sebeple ticaretin serbestleştirilmesi yönünde önemli bir araç olan ticaret anlaşmasını bir an önce hayata geçirmek istiyoruz.”[9]şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

Örgütün en güçlü ekonomik üyesi olan Türkiye, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nı (EİT) Asya’ya -daha geniş ifadesiyle- Avrasya’ya açılım bağlamında değerlendirmektedir. Türk dış politikasının Avrasya boyutunun güçlenmesi aynı zamanda Türkiye’nin jeostratejik öneminin daha da artması anlamına gelmektedir. Ankara, ekonomik ve ticari ilişkilerin derinleşmesinin bölge ülkeleri arasında kalıplaşmış önyargıların ve güvensizliklerin aşılması için önemli unsur olduğunun farkındadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirttiği gibi bölgesel refahın yakın ekonomik ilişkilerle direkt bağlantısı mevcuttur. Aynı zamanda Erdoğan, Zirve konuşmasında örgütün her ne kadar ‘ekonomik’ olmasına rağmen ortak siyasi duruşun da önemine dikkat çekerek; bölgesel sorunların çözümüne vurgu yapmıştır: “Özellikle Dağlık Karabağ Sorunu’nu görmezden gelemeyiz. 20 yılı aşkın bir süredir devam eden bu görüşmeler bir neticeye ulaşamamıştır, AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Minsk Üçlüsü bu işi çözememiştir. Öyleyse biz kendi göbeğimizi beraber birlikte kesmek zorundayız. Burada gerek Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), gerekse İslam İşbirliği Teşkilatı olarak dayanışma içerisinde bu adımları kararlılıkla atmak durumundayız.’[10]

Genel olarak baktığımızda Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ile ilgili Tahran’ın tutumuyla Ankara’nın tutumu birbirine benzemektedir. İki tarafın da ilişkilerdeki engellerin kaldırılmasından bahsetmeleri iki ülkenin ekonomik işbirliği ve bütünleşmesine kararlı olduğunun göstergesidir. Örgütün Genel Sekreteri’nin, Türk diplomat Halil İbrahim Akça olduğu düşünülürse; aslında İslamabad Zirvesi’nin aynı zamanda Türk diplomasisinin de başarısı olduğu anlaşılabilecektir. Erdoğan’ın “kendi göbeğimizi kendimiz, beraber/birlikte kesmek zorundayız” açıklaması Ruhani’nin “Kendi problemlerimizi kendimizin çözebileceğine inanmamız gerekir” açıklamasıyla örtüşmektedir. Özellikle, Karabağ Sorunu bağlamında Türkiye-İran’ın arabuluculuğunun hatta Suriye Krizi’nde olduğu gibi, Türkiye-Rusya-İran’ın arabuluculuğunun gündeme gelmesi çok olası bir durumdur.

Azerbaycan’ın Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) çerçevesindeki politikaları, Bakü’nün bu örgüte ne kadar önem verdiğinin kanıtıdır. Azerbaycan’a uluslararası arenada sözcülüğünü yapmakta olan Ankara’yla ilişkisinin önemli olduğu kadar; komşusu Tahran’la da ilişkisi çok önemlidir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ülkesinin bu duruşunu hem İslamabad Zirvesi’ne katılımıyla hem Mart ayındaki İran ziyaretiyle sergilemektedir. Azerbaycan 2012 yılından bu yana Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) dönem başkanlığını yürütmektedir.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Zirve’deki konuşmasında Azerbaycan’ın dönem başkanlığının Ekonomik İşbirliği Örgütü’ndeki işbirliğine olan Bakü’nün bağlılığının göstergesi olarak değerlendirerek şu açıklamayı yapmıştır: “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, halklarımızın yararına olacak şekilde yakın işbirliği yapmak için siyasi irademizin bir ürünüdür. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın başarılı faaliyeti hepimizin ortak çıkarıdır. Ülkelerimizin halkları ortak tarih, kültür, gelenek ve din paylaşmaktadır. Dönem başkanlığımız sırasında Azerbaycan, örgütün gelişmesine ve bölgesel işbirliğimizin derinleştirilmesine çok katkıda bulundu. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı tüm üye devletleriyle mükemmel ilişkilere sahip olan Azerbaycan, ikili ve çok taraflı düzeyde ekonomik bağlarını ortaklarıyla güçlendirdi. Biz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nı sadece Doğu ve Batı ile Kuzey ve Güney arasında bir köprü olarak değil, aynı zamanda farklı uygarlıkları ve kültürleri birleştiren bir yer olarak tanıtmak için elimizden gelenin en iyisini yaptık. Azerbaycan, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nı önemli bir uluslararası teşkilat olarak görüyor. Eminim Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın uluslararası ekonomik işbirliğindeki rolü ileride artacaktır.’[11]

Özetle, Azerbaycan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) çerçevesinde aktif politika yürütmekte olan devletlerden biridir. Bakü’nün amacı hem transit bağlamında hem enerji bağlamında örgütü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktır. Bu teşkilat kapsamında, Azerbaycan hem Orta Asya ülkeleriyle hem Türkiye ve İran’la yakın ilişkiler geliştirmektedir. Azerbaycan-Ermenistan gerginliği göz önünde bulundurulduğunda; Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), Erivan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’ne (AEB) karşı Bakü’nün cevabıdır. Burada ilginç bir şekilde Ermenistan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üyesi İran’la yakın ekonomik ilişki kurarken, Azerbaycan Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeleri Rusya ve Kazakistan’la ekonomik işbirliği geliştirmektedir.

Azerbaycan’ın ekonomisinin potansiyelinin Ermenistan’ın potansiyeli ile kıyaslanmayacak kadar güçlü olduğu düşünülürse, Azerbaycan’ın bu denklemde konumunun güçlenmekte olduğu fark edilecektir. Kısacası, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Azerbaycan dış politikasının önceliklerindendir.

Orta Asya cumhuriyetlerinde Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) açısından en iddialı olan ülke Türkmenistan’dır. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen tarafsızlık statüsü bulunan Türkmenistan’ın, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üyeliği bölgede üye olduğu tek bütünleşme projesidir.

Aşkabat için Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) sadece ekonomik anlamda değerlidir. Mevcut uygulamada Türkmen gazı İran üzerinden güney sulara ulaşmaktadır. Ancak Türkmenistan güney doğu istikametinde TAPİ adı verilen Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan doğal gaz boru hattını geliştirmeye hedeflemektedir. Başka bir deyişle Türkmen gazının uluslararası pazara ulaştıran ve ulaştırma olasılığı olan en uygun güzergahlar Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üye ülkeleri topraklarından geçmektedir. Onun için Aşkabat Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) girişimlerini hep desteklemiştir ve desteklemeye devam edecektir.

Orta Asya’da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) kapsamında aktif olan ikinci ülke Tacikistan’dır. Tacikistan, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyesi değildir. Duşanbe ekonomisinin zayıflığından dolayı bütün olası yatırım yollarını açık tutmak zorundadır. Bu bağlamda Duşanbe Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üyelerinden güçlü ekonomilere sahip olan Türkiye, İran ve Pakistan’a umut bağlamaktadır. Ayrıca Tacikistan’ın İran ile Pakistan’la kültür yakınlığı Aşkabat’ı bu yönde politika geliştirmeye zorlamaktadır. Üstelik Orta Asya’daki Özbekistan’ın üstünlüğü Duşanbe’yi, Taşkent’i dengeleyecek müttefikler arayışına itmektedir. Sonuçta Tacikistan’ın Özbekistan’a bağımlılığını azaltan ve Özbekistan’ı bypass eden demir ve kara yolları Afganistan üzerinden geçmektedir.

Tacikistan gibi zayıf ekonomiye sahip olan ve ancak Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyesi olan Kırgızistan, Zirve’de başbakan düzeyinde temsil edilmiştir. Ekonomisi Rusya’ya Tacikistan’a göre daha bağımlı olan Kırgızistan’ın bu durumu zirvedeki temsiline doğru orantılı olarak yansımaktadır. Kırgız dış politikası ekonomi merkezli olduğu için ülkenin zirvede üst düzeyde temsil edilmesi gerekirdi. Kırgız siyasal sisteminde başbakanın daha çok teknik işlerle uğraştığı hesaba katılırsa, başbakan düzeyindeki katılım çok dengeli olmuştur. Aksi takdirde, Kırgızistan Cumhurbaşkanı’nın katılımı çok siyasi olarak algılanabilecektir. Bu seçim Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) Kırgız dış politikasındaki önceliğini göstermek açısından önemlidir.

Aynı şekilde Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) kurucu üyesi olan Kazakistan’ın İslamabad Zirvesi’ne başbakan yardımcısı düzeyinde katılım sağlaması Astana’nın önceliğinin Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğunun açık göstergesidir. 1990’lı yılların başında Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), Nazarbayev’ın önceliğini oluşturmaktadır. Ancak bölgedeki istikrarsızlık ve üye ülkelerin birbirine olan güvensizliği ve her şeyden önce bölgenin ekonomik alanda geri kalmışlığı Astana’yı kuzeye doğru itmiştir.

Kazakistan’ın Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde başbakan yardımcısı düzeyinde temsil edilmesi bu bölgenin Kazak dış politikasından tamamen ihmal edilmediğine dair sinyal olarak değerlendirilmektedir.

Kazakistan gibi başbakan yardımcısı düzeyinde temsil edilen Özbekistan Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyesi değildir. Aynı zamanda Tacikistan gibi güney istikamette bütünleşme geliştirmeyi de hedeflememektedir. Yönetimdeki değişim göz önünde bulundurulursa, Taşkent’in tutumu daha çok ‘bekle gör’ taktiğini andırmaktadır. Üstelik jeopolitik bağlamda bölgedeki Özbekistan’ın rakibi Tacikistan’ın ve onun müttefiki İran’ın Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) çerçevesinde aktif olmaları Taşkent’in örgüte karşı temkinli yaklaşmasını gerektirmektedir. Aksi takdirde, jeostratejik olarak Orta Asya’nın göbeği olan Özbekistan’ın bu örgütte daha girişken olması beklenecektir.

İslamabad Zirvesi’ni analiz eden bütün uzmanlar, Afganistan’ın toplantıya temsilci göndermemesini hem Afganistan açısından hem Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) açısından büyük kayıp olarak değerlendirmektedir.[12] Afganistan, İran gibi örgüt coğrafyası içerisinde merkezi konuma sahiptir. Afganistan, Orta Asya’yı Güney Asya’ya bağlayan daha doğrusu bağlayacak olan kara ve demir yollarının tam ortasındadır.

Günümüze kadar örgütün potansiyelinin gerçekleşmemesinin ana sebeplerinden biri, Afganistan’daki istikrarsızlıktır. Kısacası, örgüt içerisinde Afganistan-Pakistan anlaşmazlığı; örgüt dışında Hindistan-Pakistan anlaşmazlığı ve aynı zamanda Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığı; bölge ülkelerinin daha yoğun olarak ilgilenmesi gereken konular olarak masadaki yerlerini koruyacaktır.

Pakistan’la gergin olan Hindistan’ın aksine, Pekin’in İslamabad’la ilişkisi olumlu bir şekilde devam etmektedir. Bu bağlamda, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı İslamabad Zirvesi’ne, Çin’in özel temsilcisinin katılması olumlu gelişme olarak değerlendirilmektedir. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru tarihi İpek Yolu’nun güney batı istikametindeki yeni güzergâhı olarak gelişmektedir. Çin’in Sincan-Uygur bölgesindeki Kaşgar şehriyle Pakistan’ın Gwadar Limanı arasında inşa edilmekte olan ekonomik koridoruna Orta Asya’dan Kazakistan[13] ve Tacikistan[14] ilgi göstermektedir.

Sonuç olarak, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı İslamabad Zirvesi’nin başarısı, “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 2025 Vizyonu”nun ve “İslamabad Bildirgesi”nin kabulü olmuştur. Bu belgelerin içeriğine bakıldığında, serbest ticaret alanları; ekonomik bütünleşme ve bağlantıların geliştirilmesi göze çarpmaktadır. Bu belgelerde ifade edilen unsurların geçekleşmesine dair, tarafların siyasi kararlılıkları; Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın “kâğıttan kaplan” olmaya devam edip edemeyeceğini ya da gerçek somut bütünleşmeyi doğup doğurmayacağını belirleyecektir.


[1] ‘Iran Customs Administration report on ECO countries trade’ Friday, Jan 13, 2017, http://eform.mefa.ir/portal/

[2] Statement by the Prime Minister at the Inauguration Session of the Summit, 2017-03-01, http://www.mofa.gov.pk/pr-details.php?mm=NDgwMA,

[3] ‘President before leaving Zahedan for Pakistan: Good relations with neighbours very important for Iran/2030 outlook to be discussed in ECO Summit/Meeting with high-ranking officials attending in ECO Summit’ Tue 28 – February 2017, http://www.president.ir/en/98016

[4] ‘President before leaving Zahedan for Pakistan: Good relations with neighbours very important for Iran/2030 outlook to be discussed in ECO Summit/Meeting with high-ranking officials attending in ECO Summit’ Tue 28 – February 2017, http://www.president.ir/en/98016

[5] ‘President Rouhani at ECO Summit: 21st century the century of Asia’s leadership/ECO to be key to east-west interaction/ECO can, and must, have a role in future economy of region/Cooperation, coordination in confronting terrorism/ECO a good base for having more secure region for our nations’ Wed 01 – March 2017, http://www.president.ir/en/98040

[6] ‘ECO sets example of regional cooperation: PM’ , March 01, 2017, https://www.geo.tv/latest/132832-ECO-summit-commences-in-Islamabad

[7] Shahid M Amin ‘ECO Summit in Islamabad’ March 7, 2017, http://pakobserver.net/eco-summit-in-islamabad/

[8] Ozer Khalid, ‘Islamabad’s ECO Summit’, March 3, 2017, https://tribune.com.pk/story/1344259/islamabads-eco-summit/

[9] ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan, EİT Zirvesine Katılmak İçin Pakistan’a Gitti’, 28.02.2017, http://www.tccb.gov.tr/haberler/410/71159/cumhurbaskani-erdogan-eit-zirvesine-katilmak-icin-pakistana-gitti.html

[10] “Ticari İlişkilerimizi Güçlendirmek, Güvenlik ve İstikrara Yönelik Tehditlerin Bertarafıyla Mümkündür”, 01.03.2017, http://www.tccb.gov.tr/haberler/410/71175/ticari-iliskilerimizi-guclendirmek-guvenlik-ve-istikrara-yonelik-tehditlerin-bertarafiyla-mumkundur.html

[11] ‘President Ilham Aliyev attended 13th Summit of Economic Cooperation Organization in Islamabad’ March 1, http://azertag.az/en/xeber/President_Ilham_Aliyev_attended_13th_Summit_of_Economic_Cooperation_Organization_in_Islamabad_VIDEO-1039700

[12] Shahid M Amin ‘ECO Summit in Islamabad’ March 7, 2017, http://pakobserver.net/eco-summit-in-islamabad/

Ozer Khalid, ‘Islamabad’s ECO Summit’, March 3, 2017, https://tribune.com.pk/story/1344259/islamabads-eco-summit/

[13] ‘Kazakhstan shows willingness to join CPEC project’, August 26, 2015,  https://www.thenews.com.pk/print/14270-kazakhstan-shows-willingness-to-join-cpec-project

[14] Zafar Bhutta, ‘Pakistan could turn into a transit trade hub’, November 22, 2015, https://tribune.com.pk/story/996406/pakistan-could-turn-into-a-transit-trade-hub/

Benzer İçerikler