Analiz

Çin-Japonya Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyaloğu ve Bölgesel Etkileri

Çin ve Japonya’nın karşılıklı güveni inşa etmeleri, bölgesel ve küresel güvenliğine önemli katkılar sağlayacaktır.
Çin ve Japonya arasındaki güvenlik sorunları yalnızca iki ülkenin ilişkileri için değil, aynı zamanda bölgesel istikrar ve ekonomi için de büyük önem taşımaktadır.
Bu meselelerin diplomatik yollarla çözülmemesi, gelecekte daha büyük bir bölgesel çatışma riskine zemin hazırlayabilir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Küresel jeopolitikte yaşanan son değişimler, özellikle Doğu Asya’daki devletler arasındaki ilişkilerin giderek daha fazla önem kazanmasına yol açmıştır. Bu bağlamda Çin ile Japonya arasındaki önemli meseleler, 22 Mart 2024 tarihinde Tokyo’da yapılan 6. Çin-Japonya Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyaloğu’nda ele alınmıştır.

Japonya Hükümeti’nin deniz alanlarındaki rekabete ilişkin gündeme getirdiği en önemli konu, Çin’in Japonya açıklarındaki gemileri olmuştur.[1] Bu gelişme, Japonya için ulusal güvenliği tehdit eden ciddi bir durum olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Senkaku Adaları çevresindeki gerginlikler, Japonya’nın bu bölgedeki egemenlik haklarını savunma noktasında askeri ve diplomatik çabalarını yoğunlaştırmasına yol açmıştır. Japonya’nın güvenliği, bu deniz alanlarının kontrolüyle doğrudan bağlantılı olduğu için bölgedeki yaşanan gerginlikler, ülkenin stratejik çıkarlarını tehlikeye atmaktadır. 

Dışişleri bakanları toplantısında Japonya, Çin’in Japon vatandaşlarını tutuklamasını da gündeme getirmiştir.[2] Japonya, bu eylemi ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak değerlendirmekte ve bölgedeki egemenlik haklarını ihlal eden bir hareket olarak görmektedir. Çin tarafından yapılan bu tutuklamalar, özellikle diplomatik ilişkilerde gerilimi artırmakta ve Japon Hükümeti, bu tür eylemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu açıkça belirtmektedir. Ancak Çin’in bu endişelere olumlu bir yanıt vermemesi, iki ülke arasındaki diplomatik gerginliğin çözülmesinin ne kadar zor olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu meselelerin diplomatik yollarla çözülmemesi, gelecekte daha büyük bir bölgesel çatışma riskine zemin hazırlayabilir.

Japon Hükümeti’nin Çin’e yönelik çağrısı, bölgesel ilişkilerin ve küresel istikrarın ne denli birbirine bağlı olduğunu da ortaya koymaktadır. Hatırlatmak gerekirse Japonya’nın Fukuşima nükleer santralinden arıtılmış suyu okyanusa saldıktan sonra Çin, deniz ürünleri ithalatını yasaklamıştı. Son toplantıda ise Japonya, Çin’den bu ithalatın yeniden başlatılmasını talep etmiştir. Ancak Çin’in kesin bir takvim vermekten kaçınması, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerdeki belirsizliğin ve güven bunalımının ne denli derinleşmiş olduğunu göstermektedir.[3]

Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya’nın açıklamaları, Japonya ve Çin arasındaki ilişkilerin ilerlemesi açısından önemli bir mesaj taşımaktadır. Iwaya, Çin’in ithalatı yeniden başlatma konusundaki isteksizliğine karşı, bu sürecin ilerlemesi için her iki ülkenin de anlaşmaya varmasının gerektiğini vurgulamıştır. Iwaya’nın, Çin’in ithalatı yeniden başlatması için erkenden adım atması gerektiğini belirten çağrısı, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. 

Çin Komünist Partisi Politbüro üyesi Wang Yi’nin açıklamaları ise küresel ekonomi ve bölgesel güvenlik bağlamında büyük bir öneme sahiptir. Wang, “tek taraflılık ve korumacılık” kavramlarını özellikle ABD Başkanı Trump’ın politikalarına yönelik eleştirilerle ilişkilendirerek Çin ve Japonya arasındaki ekonomik işbirliğinin küresel istikrar açısından kritik bir rol oynadığını vurgulamıştır.[4] Bu, yalnızca Japonya-Çin ilişkilerini değil, daha geniş bir perspektifte bölgesel güvenlik dinamiklerini ve küresel ekonomik ilişkilerin geleceğini de etkileyen bir faktördür.

Wang’ın küresel ekonomik sistemdeki derin değişimlere, artan tek taraflı korumacılığa ve ekonomik küreselleşmenin gerilemesine dikkat çekmesi, dünya çapındaki büyük ekonomik güçlerin birbirlerini doğru bir şekilde anlamalarının ve sorumluluklarını yerine getirmelerinin ne denli önemli olduğunu gözler önüne sermektedir. Çin ve Japonya’nın karşılıklı fayda sağlayacak şekilde işbirliğini hızlandırmaları gerektiğine dair yaptığı vurgunun ardında, sadece iki ülkenin ekonomik çıkarlarının değil, aynı zamanda küresel ticaretin sürdürülebilirliği ve uzun vadeli ekonomik ilişkilerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi yatmaktadır. 

Bu açıklamalar, dünya ekonomisinin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için işbirliğinin ne kadar elzem olduğuna dair güçlü bir çağrı yapmaktadır. Çin ve Japonya’nın işbirliğini artırarak küresel ekonomik istikrarı sağlamada daha etkin bir rol oynamaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Wang Yi ayrıca iki ülke arasında yapay zeka, dijital ekonomi, çevre koruma gibi konularda da işbirliği yapılması gerektiğini savunmuştur.[5]

Yapılan görüşmelerde Tayvan meselesi de ele alınmıştır. Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Tayvan’ın statüsünün tek taraflı güç kullanımı veya baskı ile değiştirilmesine karşı olduklarını vurgulamıştır. Bu açıklama, Japonya’nın Tayvan’ın mevcut durumunun korunması yönündeki kararlı duruşunu simgelemektedir. Japonya’nın bu konudaki duruşu, Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengesinin korunması için önemli bir tavır olarak değerlendirilmektedir. Japonya, Tayvan’ın statükosunun tek taraflı bir şekilde değiştirilemeyeceği ve bu tür bir değişikliğin bölgesel istikrarı ciddi şekilde tehdit edeceği görüşündedir. Bu tür açıklamalar, Japonya’nın güvenlik politikalarındaki daha geniş bir stratejiyi de yansıtmaktadır. Bölgedeki statüko değişikliğinden Japonya’nın kendisini de doğrudan etkilenecektir. 

Sonuç olarak Japonya ve Çin arasındaki ilişkiler, sadece ekonomik işbirliğiyle sınırlı kalmayıp bölgesel güvenlik, diplomatik ilişkiler ve küresel ekonomik istikrar gibi geniş bir yelpazede önemli bir etkiye sahiptir. Her iki tarafın da bahsedilen sorunları çözmek için işbirliğini hızlandırması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Çin ve Japonya’nın karşılıklı güveni inşa etmeleri hem bölgesel hem de küresel düzeyde daha sağlam bir ekonomik ve güvenlik temeli oluşturacaktır.


[1] “Japan-China Meetings Yield No Breakthroughs on Political Issues, Highlight Difficulty of Resolving Bilateral Concerns”, The Japan News, https://japannews.yomiuri.co.jp/politics/politics-government/20250323-244835/, (Erişim Tarihi: 24.03.2025).

[2] Aynı Yer.

[3] “Japan, China to Promote Talks on Resuming Marine Imports; 2-Way Ministerial Economic Talks Held for 1st Time in 6 Years”, The Japan News, https://japannews.yomiuri.co.jp/politics/politics-government/20250323-244819/, (Erişim Tarihi: 24.03.2025).

[4] Aynı Yer.

[5]“China, Japan hold sixth high-level economic dialogue”, Xinhua, https://english.news.cn/20250322/2888da457cca4832a04fde00f168fc92/c.html, (Erişim Tarihi:24.03.2025).

Ece ÖNÜR
Ece ÖNÜR
Ece Önür, 2022 yılında Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Çin’in Süper Güç Olma Adımı: Bir Kuşak Bir Yol Projesi” bitirme teziyle mezun olmuştur. 2023 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tezli yüksek lisans eğitimine başlamıştır. Hâlihazırda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nde (ANKASAM) staj yapmaktadır. Başlıca ilgi alanları; Çin dış politikası, Çin-Tayvan ilişkileri, Asya-Pasifik bölgesi, kimlik çalışmaları ve uluslararası ilişkiler teorilerinden sosyal inşacılık teorisidir. Önür, iyi düzeyde İngilizce bilmektedir.

Benzer İçerikler