Bosna-Hersek Putin’in Yeni “Ukrayna”sı mı?

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Boşnak, Sırp ve Hırvat etnisiteler arasındaki savaşa son vermek ve barışı kurmak amacıyla 1995 yılının Aralık ayında imzalanan Dayton Barış Antlaşması, Bosna-Hersek’teki savaşı sonlandırmakla birlikte, hep zaman var olan ancak zaman zaman alevlenerek ülkeyi kaosa sürükleyen etnik gerilimleri önleyememiştir. Halihazırda iki entite (Boşna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuryeti) ve üç etnik grup arasında dönüşümlü başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede, her iki entitenin geniş özerklik hakları bulunurken; silahlı kuvvetler gibi bazı kurumsal alanlar da paylaşılmaktadır.

Dayton Antlaşması’nın uygulanmasının izlenmesi ve uluslararası kuruluşların faaliyetlerinin koordinasyonu amacıyla anlaşmadan sonra kurulan “Yüksek Temsilcilik” makamının devamlılığına yönelik üçlü yönetimin Sırp Cumhuriyeti üyesi Milorad Dodik tarafından başlatılan tartışmalar, son dönemde ülkeyi geçmişte yaşanan savaş öncesindeki gerilime benzer bir kriz ortamına sürüklemiştir.Konu hem Avrupa Birliği (AB) hem de Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) toplantılarında[1] ele alınmasına rağmen henüz kalıcı bir çözüm sağlanamamıştır.

Ülkede 2009-2021 yılları arasında Yüksek Temsilci görevini yürüten Avusturyalı diplomat Valentin Inzko’nun yerine geçen Alman Eski Bakan Christian Schmidt’e yönelik Sırp Cumhuriyeti yönetimi ve Rus yetkililerince[2] yapılan ve kendisini tanımadıklarına yönelik açıklamalar da tansiyonu artıran diğer bir gelişmedir.

Yeni Yüksek Temsilci, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’ne sunduğu raporda, Bosna-Sırp yönetimi yetkililerinin Dayton Antlaşması’nda belirtilen temel konulara ilişkin itirazlarının ülkenin ve bölgenin barış ve istikrarına yönelik oluşturduğu tehlikeye dikkat çekmiş ve önlem alınmaması halinde, söz konusu çabaların ülkeyi böleceğini ifade etmiştir.[3]Rapora ilişkin BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) yapılan değerlendirmelerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yetkilisi, Dodik’in hükümetten çekilmeye ilişkin açıklamalarının barındırdığı risklere dikkat çekerken; Rus temsilci ise raporun taraflı ve Sırp karşıtı olduğunu belirtmiştir.[4]  

Yine aynı şekilde 2019 yılının sonunda ülkenin NATO üyeliğine Sırp Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin karşı çıkması ve herhangi bir askeri örgüte üyelik durumunun referandumla belirlenmesi gerektiği vurgusu da[5] Batı’yla entegrasyonunun önündeki bir diğer engel olarak dikkat çekmektedir.

Son olarak 10 Aralık 2021 tarihinde uluslararası toplumun tüm uyarılarına rağmen otonom Sırp Cumhuriyeti’ne geçişin ilk adımı şeklinde değerlendirilen ve Dodik başkanlığındaki meclis tarafından hazırlanan “Bosna-Hersek silahlı kuvvetleri ile yargı ve vergi toplama sistemlerinden çekilmeye yönelik yasa teklifi”nin hazırlık çalışmaları oylamasında, 83 sandalyeli yerel meclisin 48’inin oyuyla teklif onaylanmıştır.[6] Yapılan oylama, halihazırda bağlayıcı olmasa da 1992 yılı öncesine dönmeye çalışıldığı anlamını taşımaktadır.

Yayınladıkları ortak bildiriyle ABD, Birleşik Krallık, Almanya ve İtalya Büyükelçileri ile AB delegasyonu, yapılan oylamanın gerilimi arttıran bir adım olarak tanımlandığını duyurmuştur. İslam Konferansı Örgütü’nü temsilen Türkiye’yle bazı Batı ülkelerinin de aralarında olduğu ve ülkede Dayton Antlaşması’na uyumu gözlemleyen “Barışı İzleme Konseyi” üyelerince de “federal kurumlardan tek taraflı geri çekilmenin mümkün olmadığını ve bunun antlaşmanın ihlali anlamına geldiğini” belirtilen açıklama yayınlanmıştır. Bildiri, konsey üyelerinden Rusya tarafından imzalanmamıştır.

Yeni duruma göre, birleşik ordu ile geri çekilen destek kapsamında gelecek altı aylık dönemde Sırp Cumhuriyeti’nin kendi ordusunu kurma çalışmalarını takiben yapılacak referandumla Sırp Cumhuriyeti, Bosna-Hersek’ten ayrı bağımsız bir ülke haline gelecektir.

Avrupa’da yaşanan bir diğer kriz olan Ukrayna Krizi gibi bu krizde de ayrılmayı destekleyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in rolü ön plana çıkmaktadır. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’da uyguladığı hibrit savaş taktiklerinin Bosna-Hersek’te de uygulandığında dair emareler vardır. Hatta coğrafi uzaklık ve iki NATO üyesi olan Romanya ve Bulgaristan hava sahalarından geçme gerekliliğinden dolayı askeri güç konuşlandıramama durumunun haricindeki taktiklerin neredeyse tamamının aynı olduğu yönünde yorumlar yapılmaktadır.[7]  

Konuyla ilgili hazırlanan “Bosna Rusya’nın Doğrama Tahtasında: Şiddet Potansiyeli ve Önleme Adımları” adlı raporda,[8] Putin’in ülkedeki etnik Sırp ayrılıkçıları Saraybosna’nın Batı’yla entegrasyonunu engellemek maksadıyla desteklediği ve bu dinamiklerin Avrupa’nın kalbinde Ukrayna tarzı bir anlaşmazlığın başlangıcı olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca raporda, Moskova yönetiminin kullandığı hibrit savaş taktikleri; Sırp Cumhuriyeti’ndeki ultra milliyetçi grupların desteklenmesi, ülkedeki polis gücünün ağır silahlarla silahlandırılması ve bazı tesislerin polislere askeri eğitim vermek maksadıyla kullandırılması şeklinde sıralanmıştır.

Özetle Rusya’nın NATO’nun güvenilirliğine hasar vererek Transatlantik ittifakı zayıflatmak amacıyla tıpkı Ukrayna gibi Bosna-Hersek’te de Dodik’i ve ülkedeki yerel aktörleri kullanarak 2016 yılında Karadağ’ın NATO üyeliği öncesinde yaşanan duruma benzer şekilde hükümet karşıtı protesto gösterileriyle bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve AB/NATO üyeliğini engellemek istediği söylenebilir.

Dodik’in nihai hedefinin, Sırp Cumhuriyeti’nin tam özerkliği mi; yoksa Sırbistan’la birleşmek mi olduğu net olmasa da halihazırda Belgrad, AB üyeliğini riske etmemek için Dodik’i Rusya kadar açık şekilde desteklemiyor gözükmektedir. Üstelik gelecekte yapılacak referandum sonrasında Sırp Cumhuriyeti’nin Sırbistan’la entegrasyonu, ülkenin kuzeyinde Sırp Cumhuriyeti topraklarını ikiye ayıran BM’ye bağlı özerk bir hükümete sahip olan Brčko bölgesi nedeniyle zor gözükmektedir. Bunun yanı sıra olası referandum sonrasında Bosna-Hersek’ten ayrılacak bir Sırp Cumhuriyeti’ne AB’nin de finansal desteğini kesebileceği düşünüldüğünde, Dodik’in planının uygulanabilirliği tartışma konusudur.

Rusya’nın ve son yıllarda ülkeye hatırı sayılır oranda yatırım yapan Çin’in[9] desteğine güvenilmekle birlikte bu durumun planlanan ayrılık için yeterli olup olmayacağı soru işaretleri barındırmaktadır.

ABD’de Joe Biden yönetiminin ilgisinin Asya-Pasifik’e kayması ve Balkanlar’ın öncelik sıralamasında üst sıralarda yer almaması, Washington’un mevzubahis sorunu Avrupa’nın bir sorunu olarak görmesi[10] ve AB’nin de Angela Merkel sonrasında eksiliğini hissettiği liderlik boşluğunun Macron tarafından dolduramaması, Rusya’nın mevcut siyasi ortamı kendi çıkarları için kullanmasına ve sıklıkla başvurduğu “bekle-gör” politikasına uygulamasına olanak sağlamaktadır. Ancak yaşanan krizin domino etkisi yaratarak bölgesel kalmaması ihtimali de göz ardı edilmemelidir.


[1] Ferhan Oral, “NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/nato-disisleri-bakanlari-toplantisi/, (Erişim Tarihi: 17.12.2021).

[2] “Russia Does not Recognize Schmidt as Representative for Bosnia and Herzegovina-Diplomat”, TASS, https://tass.com/politics/1376097, (Erişim Tarihi: 19.12.2021).

[3] “60th Report of the High Representative for Implementation of the Peace Agreement on Bosnia and Herzegovina to the Secretary-General of the United Nations”, Office of the High Representative, http://www.ohr.int/60th-report-of-the-high-representative-for-implementation-of-the-peace-agreement-on-bosnia-and-herzegovina-to-the-secretary-general-of-the-united-nations/, (Erişim Tarihi: 19.12.2021).

[4] Teoman Ertuğrul Tulun, “Bosnia and Herzegovina Faces the Existential Threat of Separatism”, Center for Eurasian Studies, Analysis No: 2021/28, https://avim.org.tr/en/Analiz/BOSNIA-AND-HERZEGOVINA-FACES-THE-EXISTENTIAL-THREAT-OF-SEPARATISM, (Erişim Tarihi: 17.12.2021).

[5] Teoman Ertuğrul Tulun, “Why Should the Role of the Peace Implementation Council and OHR Continue in Bosnia and Herzegovina”, Center for Eurasian Studies, Analysis No: 2021/14, https://avim.org.tr/en/Analiz/WHY-SHOULD-THE-ROLE-OF-THE-PEACE-IMPLEMENTATION-COUNCIL-AND-OHR-CONTINUE-IN-BOSNIA-AND-HERZEGOVINA, (Erişim Tarihi: 17.12.2021).

[6] Daria Sito-sucic, “Serbs Vote to Start Quitting Bosnia’s Key Institutions in Secessionist Move”, Reuters, https://www.reuters.com/world/europe/serbs-vote-start-quitting-bosnias-key-institutions-secessionist-move-2021-12-10/, (Erişim Tarihi: 21.12.2021).

[7] “Is Another War Brewing in the Balkans? | Inside Story”, Youtube, https://www.youtube.com/watch?v=RsMqDL9OfqI, (Erişim Tarihi: 21.12.2021)

[8] Reuf Bajrović vd., “Bosnia on the Chopping Block: The Potential for Violence and Steps to Prevent It”, https://www.fpri.org/wp-content/uploads/2018/03/KraemerBosniaEnote2018.pdf, (Erişim Tarihi: 23.12.2021).

[9] Nermina Kuloglija vd., “BIRN Fact-Check: The Questionable Claims of Bosnia’s Dodik”, Balkaninsight, https://balkaninsight.com/2021/10/15/birn-fact-check-the-questionable-claims-of-bosnias-dodik/,(Erişim Tarihi: 23.12.2021).

[10] Jasmin Mujanović, “Kremlin Exploiting Divisions in Bosnia Herzegovina to Gain Influence”, Integrity Initiative, https://medium.com/@hitthehybrid/russia-exploiting-bosnia-herzegovina-divisions-to-gain-influence-6c3ecc25b5dc, (Erişim Tarihi: 23.12.2021).

Emekli Deniz Albay Dr. Ferhan ORAL
Emekli Deniz Albay Dr. Ferhan ORAL
1972 yılında Denizli’de doğdu. 1994 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu. Deniz Kuvvetleri’ndeki 24 yıllık kariyeri süresince değişik denizaltı gemileri ve karargahlarda görev yaptı. Karargâh görevleri arasında Bosna-Hersek AB Gücü Sivil-Asker İş Birliği Başkanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı Plan Prensipler Başkanlığı, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargâhı (SHAPE) ve Çokuluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi bulunmaktadır. Sosyoloji alanında yüksek lisans ve Denizcilikte Emniyet, Güvenlik ve Çevre Yönetimi alanında doktora derecesine sahiptir. Milli hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır. Araştırma ve çalışma alanları arasında deniz güvenliği, NATO ve AB savunma politikaları bulunmaktadır. İngilizce ve temel seviyede Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler