B aşarısız darbe girişiminin ardından tam olarak bir yıl geçti. Halen havada uçuşmaya devam ediyor. Bir operasyon değil, bir kaç tanesini birdenbire. Darbeyi gerçekleştiren akıl / küresel irade ile onun sahadaki taşeronlarının sahip olduğu matruşkalı yapı, hiç kuşkusuz bu sonuçta oldukça etkili bir yere sahip.
Net olan durum, tehlikenin halen devam etmekte. Zira son bir zamanda yaşanıyor, bir de dış politika boyutuyla bakıldığında, tehlikenin tamamıyla geçtiğini söylemek pek mümkün görünmüyor. Nitekim devam eden operasyonlar ve OHAL durumu bunun yanında açık birer göstergesini oluşturuyor.
Her ne kadar ülke; darbe ve sonrası bir ayda açık yüksek alarm durumunda olmasa da, temkinlilik hassas geçiş yoluine damgasını vurmuş iken. Zira 15 Temmuz’a giden süreçte rol oynayan faktörler ile birlikte bu darbenin arka planı aktörlerinin “durum”, “tutum”, “hedef” ve “beklentilerinde” çok fazla bir şekilde gözlenmiyor.
Örnek mi? Bir değil, bir kaç tanesini birden sıralayalım:
1) 15 Temmuz’a giden süreçte etkili olan Rusya dengesi halen gündemdeki yerini koruyor. Bunu değiştiremediler. Bilaklar, ilişkiler Suriye merkezli, İran’ın da içerdiği yerde bir “de factoittifak” a dönüşmüş vaziyette. Avrupyalı güçler ile çok kutupluğu esas alan derin bir süreç süreci konusu. ABD’deki müttefiklerde, artık bir tehdit olarak algılanıyor ve bu algı 15 Temmuz gecesinden itibaren zirve ediyor.
2) Türkiye 15 Temmuz gecesinden bu yana NATO, Batı batı ittifakı halen halen riskli bir ülke. Türkiye’de NATO ise, bugünün varusu Varşova Paktı ile eşdeğer. Türkiye’nin NATO’daki yerini güçlendirmek isterlerken; “Avrasya Bloku” na daha da itmiş olmuşlar. Bunu kabul etmeleri mümkün değil.
3) Aynı şekilde Türkiye-AB’de topal ördek yavrusu. Koptu kopacak gibi. Uzatmaları oynuyorlar. AB’nin Türkiye üzerinde bir yaptırım gücü artık söz konusu değil. Avrupa Parlamentosu (AP) raporunda Akkuyu Nükleer Enerji Santrali projesinden vazgeçilmesi de talep ediliyor. Türkiye buna, söz konusu raporu aynen Bürksel’e iade ederek cevap veriyor ve tercihini ortaya koyuyor.
4) Türkiye üzerinden İran’ı hedef alan, mezhep temelli bir “İslam İç Savaşı” nı başlatamadılar. Türkiye, “İslam İç Savaşı” nı reddettiği gibi, bir tarafta İran ve Irak’la olan ilişkilerini güçlendiriyor, diğer tarafta Suriye politikasında daha farklı bir yerde girdiğiyle de ilgili güçlü mesajlar veriyor.
5) Mısır’daki askeri darbe sonrası coğrafyadan temizleyici hedeflenen Türkiye, buna göre “İslam NATO’su”, Körfez’de askeri üsler vb. projelerle cevap vermek üzerine meydan okumasını devam ettiriyor.
6) Türkiye, ABD / Batı’ya rağmen Suriye’ye girebiliyor, Fırat Kalkanı operasyonunu gerçekleştirebiliyor ve bu süreyi Suriye-Irak merkezli olarak daha da geliştirebiliyor-derinleştiriliyoruyla ilgili mesajlarını yapıyor.
15 ay önce önümüzdeki ani anadolu benzer yerlere hep birlikte şahit oluyoruz. Onu, iç politikada onu yeni bir “Geziler” için fırsat kollanırken, dış politikada Türkiye’yi müttefikleri ile karşı karşıya getirmeye yönlendirerek yeni krizler çıkartılmaya çalışılıyor. Katar-Suudi Arabistan gerginliği ve burada Müslüman Kardeşler Örgütü’nün bir kez daha gündeme getirilmesi, Türk-Rus ilişkilerinde ikinci bir 24 Kasım’ı hedefleyen Karlov suikastı, Musul-Kerkük merkezinde oğul ve Türkiye-İran’nın ortası gibi …
Aynı şekilde, emperyalist güçlerin ve onun taşeronlarının 15 Temmuz’da ülkeyi bölmeyi hedefleyen “iç savaş” noktasında da benzer bir tutum içerisinde oldukları dikkatlerden kaçmıyor. Kuzey Suriye ve Kuzey Irak merkezli “BOP Kürdistanı” kapsamında eş zamanlı olarak atılan adımlar bunun birer somut göstergesi.
“Başarısız Devlet Oyunu”nu Bozmak Şart!
Burada 15 Temmuz’la ilgili sürekliliği ortaya koyan bir diğer önemli husus ise, Türkiye üzerinde devam ettirilen “başarısız devlet” algısı operasyonu. Darbe öncesinde Şubat 2012’den itibaren gündeme getirilen, 2013’te Gezi, Türkiye’yi dış politikada köşeye sıkıştırmayı hedefleyen Mısır’daki askeri darbe, 17-25 Aralık ile büyük bir ivme kazandırılan bu algı operasyonu, “15 Temmuz Terör Darbesi”nin önemli kilometre taşı olarak karşımıza çıkmaktaydı.
Darbenin başarısız olduğu geceden itibaren “başarısız devlet” algısı oluşturmaya yönelik operasyonların tam gaz devam ettirilmesi bu açıdan önemli. Bunun için, başarısız girişimin artçı etkilerinin yol açtığı bazı sonuçları dikkatlice takip etmek gerekiyor.
Bu kapsamda, özellikle darbeyi sulandırmaya yönelik içten ve dıştan eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bir takım hamleleri göz ardı etmemek lazım. Zira bu durum, yukarıda da değinildiği üzere, Türkiye’ye yönelik dolaylı ya da doğrudan bir müdahale için halen bir fırsat kollanıldığına ve bununla ilgili meşruiyet zeminini oluşturmaya yönelik faaliyetlerin devam ettiğine işaret ediyor.
O, Türkiye’nin uzaklaştığını ve caydırıcı tutumunu sürdürdüğümüzü, milli birlik ve beraberliğini koruduğumuzu, devlet-millet birlikteliğini hedef alanınızı seçtiğimiz her türden girişime karşı uyanık olması ve gereken cevabı vermesi kaçınılmazlığını bekliyor.