Almanya Dışişleri Bakanı Türkiye’de Türkiye-Almanya: Nasıl Bir Gelecek?

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 28-29 Eylül 2018 tarihleri arasında Almanya’ya yapacağı ziyaret öncesi Türkiye’ye geliyor. Alman Bakan Maas’ın Türkiye temasları kapsamında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım ile de görüşmesi bekleniyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği için verdiği olumlu sinyallerin ardından gerçekleşen bu ziyaret, aynı zamanda tüm dünyanın dikkat kesildiği İdlib konusu için de Avrupa eksenli bir bakış mahiyetinde. İki ülkenin bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında görüşmeler yapacağı ifade edilirken özellikle ekonomik işbirliği ve İdlib’den yaşanacak olası göç dalgası da konuşulacak konular arasında gösteriliyor.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Almanya Dışişleri Bakanı Maas’ın yapacağı ziyaret kapsamında Türkiye-Almanya ilişkilerinin geleceğini, alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşleriyle dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Hüseyin BAĞCI (Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın Türkiye ziyaretinin önemli olduğunu dile getirdi. Almanların Türklere destek verdiğini ancak bazı siyasi konularda da netlik beklediklerini belirten Bağcı, Türkiye hapishanelerinde bulunan Alman gazetecilere işaret etti. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ay sonunda Almanya’ya yağacağı ziyarette ise Fetullah Gülen konusunu gündeme getirip getirmeyeceğinin ise belirsiz olduğunu sözlerine ekledi. Almanya’nın Türkiye ile yakınlaşmasının Avrupa Birliği içerisinde ve Almanya özelinde olumlu olduğuna dikkat çeken Bağcı, “Almanlar şöyle bir mantıkla hareket ediyorlar: ‘Diyalogsuzluk kötüdür. Sonuç çıkmasa bile diyalog her zaman iyidir.’ O nedenle Türkiye ile konuşmanın yararlı olacağını düşünüyorlar.” dedi. Ankara ve Berlin ilişkilerinin sosyal ve siyasi anlamda gelişmesini iki ülke çıkarına uygun olarak değerlendiren Bağcı, yine de Almanya’nın geçen sene Türkiye ile yaşadığı sıkıntılı süreci unutmayacağını ifade etti.

Öte yandan Bağcı, İdlib konusunda bir mutabakatın sağlanmasını kısa vadede zor bir ihtimal olarak yorumladı. Özellikle İran ve Rusya’nın, Türkiye üzerinde büyük baskı oluşturduğunu kaydeden Bağcı, “Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü kabul ettiğine göre ister istemez Rusya ve İran’ın İdlib müdahalelerine de katkı vermek zorunda ama kendi çıkarlarını da korumak istiyor haklı olarak.” sözlerini kaydederek önümüzdeki günlerde Tahran’da yapılacak zirvenin belirleyici olacağının altını çizdi.

Prof. Dr. Sencer İMER (ANKASAM Başdanışmanı)

Prof. Dr. Sencer İmer, Almanya’nın Türkiye ile ilişkileri düzeltmeye çalıştığını ancak birtakım yanlış çıkarımlarda bulunulmaması gerektiğini söyleyerek Avrupa Birliği ile olan münasebetin birliğe tam üye olmakla alakalı olmadığına dikkat çekti. İmer, “Çünkü Almanya içindeki birçok görüş merkezi, Türkiye’nin AB üyesi olmasına karşı ki en başta da Hristiyan demokratlar karşı. Ama Almanya’nın çıkarları Türkiye ile münasebeti iyileştirmeyi gerektirdiği için, Berlin bu şekilde davranıyor.” açıklamasında bulundu. Almanya’nın hem göçü önlemek hem de mali açıdan yatırımlar için ilişkileri sıcak tutmak istediğini dile getiren İmer, Almanya’da yaşayan Türklerin de bu noktada unutulmaması gerektiğini dile getirdi.

İmer, Almanya’nın Türkiye’ye olan bu ziyaretinin bir hazırlık olduğunu vurgulayarak “Erdoğan’ın Almanya’ya yapacağı ziyaretten Türkiye lehine iyi sonuçlar alması için iki tarafın da hazırlık yapması ve ilişkilerin geliştirilmesi lazım. Ayrıca bilimsel ve teknolojik işbirliğini de arttırmak lazım. Bunların siyasi sonuçları olacaktır. Bu iki tarafında çıkarına olur.” ifadelerini kullandı. Almanya’nın Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar karşısında Ankara’ya yardımda bulunacağını belirten İmer, bu yardımın Yunanistan’a yapıldığı gibi büyük bir destek olmayacağını da sözlerine ekledi.

Doç. Dr. Murat GÜL (Kırıkkale Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Doç. Dr. Murat Gül, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın Türkiye’ye 5-6 Eylül 2018 tarihlerinde gerçekleştireceği ziyaretin, esasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eylül ayı sonunda Almanya’ya gerçekleştireceği ziyaret için bir ön hazırlık mahiyetinde olduğunu ifade etti. Gül, “Türk-Alman ilişkileri gerek iktisadi ve sosyo-kültürel bağlar gerek enerji bağlamında ortaya çıkan bağımlılık ilişkileri gerekse de yaşanan bölgesel ve küresel krizler; ilişkileri besleyerek ve stratejik işbirliğini iki ülke açısından da kaçınılmaz hale getiren unsurlar olmuştur.” açıklamasında bulundu. Gül, tarafların hem Ankara’da hem de Berlin’de benzer konuları görüşebileceğini vurguladı. Almanya’nın 1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’nin Avrupa Topluluğu/Avrupa Birliği (AT/AB) üyeliğine yönelik istikrarlı bir politika içinde olduğunu dile getiren Gül, Türkiye’nin üye olması noktasında çekinceleri olan, bunları ortaya koyan ve Türkiye’ye “imtiyazlı ortaklık” önerisinde bulunan bir Almanya gerçeğinden bahsederek söz konusu ülkenin Türkiye’yi AB’nin stratejik vizyonunda tutmak istediğini hatırlattı.

İdlib konusunda ortaya çıkacak yeni bir insani dram ve göç dalgasının her iki ülke açısından da büyük riskler taşıyacağını ifade eden Gül, bu çerçevede tarafların diplomatik müzakerelerin sürdürülmesine ve çatışmasızlık durumunun muhafaza edilmesine yönelik ortak çağrı yapacakları öngörüsünde bulundu.

Uluç ÖZÜLKER (Emekli Büyükelçi)

Uluç Özülker, AB’nin ABD’nin tek taraflı tutumuna karşı kendi yönünden birtakım önlemler alma yoluna gittiğini söyleyerek özellikle güvenlik konusunun önemini vurguladı. Avrupa’nın kendi açısından ABD’nin tek taraflı problem yaratıcı tutumunu protesto etmeye başladığını kaydeden Özülker, “AB, ekonomik ve siyasi bir birlik olduğu için askerî açıdan bir hiçtir. Bunların çözülmesi için adım atılmaya başlandı ve kendilerini yeniden yapılandırma adımları atıldı. Bu noktada Türkiye, Avrupa için fevkalade önem taşıyor.” açıklamasında bulundu. Avrupa ve Avrupa Birliği’nin lokomotif gücü olan Almanya’nın bu tutumunun birçok nedeni olduğunu vurgulayan Özülker, ilk olarak göç olayından bahsetti.

Özülker, “Türkiye çökerse Avrupa, yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Türkiye bu noktada bir paravan görevi görecektir. Türkiye’yi tatmin etmek bu noktada önemlidir.” dedi. Özülker, bir diğer neden olarak ise güvenlik başlığı üzerinde durarak “Avrupa’nın güvenliği Anadolu’dan başlamaktadır.” sözlerini kaydetti. Türkiye’nin askerî açıdan Avrupa’nın güvenliğini sağlayacak jeo-stratejik önemde olduğunu hatırlatan Özülker, üçüncü olarak da işin parasal yönüne vurgu yaptı. Avrupa’nın Türkiye’ye verdikleri kredileri geri almak için uzun vadeli bir yatırım yaptığını dile getiren Özülker, “Hal böyle olunca Türkiye’yi ABD’nin haksız ve hukuksuz yaptırımlarla çökertme politikası AB’ye de son derece zarar verecektir.” değerlendirmesinde bulundu. Özülker, son olarak ise Avrupa’da yaşayan Türk nüfusun önemine işaret etti. Avrupa’daki 14 milyondan fazla Türk’ün 3,5 milyonunun Almanya’da yaşadığını belirten Özülker, Türkiye’ye arka çıkmanın bir noktada Avrupa’nın kendi menfaatine olduğunun altını çizdi.

İdlib meselesiyle ilgili yaptığı değerlendirmede Özülker, bölgede bugüne kadar vekâlet savaşı yürütüldüğünü ancak ilk kez mikro milliyetçilik yaratan başat güçlerin birbirlerini sınamaya yönelik olarak bir gövde gösterisine girdiğini dile getirdi. Özülker, “ABD, Avrupa’yı da yanına alarak Rusya’ya ambargo uyguladı. Aynı şey İran için de geçerli. Trump, yüklendikçe yükleniyor ve Putin de ‘Beni hafife alma!’ sinyali veriyor. İdlib, hâlihazırda süratle çatışma ortamına evrilen bir sorundur.” dedi.  Bu bağlamda Avrupalıların da kendi aralarında İdlib konusunu çözmek istediklerini ancak Avrupa’nın askerî açıdan Rusya ve ABD’ye eşit bir gücü olmadığından Türkiye ile sıcak temaslarda bulunduklarına dikkat çekti. Özülker, “Türkiye bir bölge ülkesi olarak çok önemlidir. Türkiye ve İran olmadan Ortadoğu çözümlenemez. Almanya’nın ziyaret adımı, Türkiye üzerinden kendilerini sağlama alma adımıdır.” sözlerini sarf etti.

Hüseyin GÖKÇE (Dünya Gazetesi Ankara Haber Müdürü)

Hüseyin Gökçe, Türkiye’nin Almanya açısından ekonomik olarak vazgeçilmez bir ortak olduğunu belirtti. Özellikle orada yaşayan Türk vatandaşları ve çifte vatandaşların Almanya için çok büyük potansiyel teşkil ettiğini kaydeden Gökçe, “Almanya ile ne kadar iyi ilişki kurulursa her iki ülke açısından da o kadar iyi olacaktır. Ayrıca Almanya, Avrupa Birliği’nin ‘direği’ olduğundan bu durum Avrupa Birliği ilişkileri açısından da önemli arz etmektedir.” sözlerini kaydetti.

Diğer yandan Türkiye’nin İdlib konusunda nerede duracağını net bir şekilde ortaya koymadığını ifade eden Gökçe, “Türkiye’nin ABD ve Rusya’yla olan ilişkileri farklı. Bölgede desteklenen unsurlar bakımından karmaşık bir yapı söz konusu. Şu aşamada Avrupa Birliği de biraz geri planda kalıyor… (Bu bağlamda) Almanya ve Avrupa, oyunun dışında kalmamak adına Türkiye’yi de içine alan yeni bir formül oluşturmayı amaçlıyor olabilir.” ifadelerini kullandı.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,793BeğenenlerBeğen
106TakipçilerTakip Et
1,723TakipçilerTakip Et
211AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz