Alınan Tedbirler Bağlamında Türkiye’nin Son Dönem Güvenlik Perspektifi

Türkiye gerek içsel dinamiklerin zorlaması gerekse bölgesel konjonktüründen dolayı son dönemde güvenlik politikalarına ağırlık vermeye başlamıştır. Bir başka ifadeyle Türk karar alıcıları, dış politikanın merkezine güvenliği konumlandırarak yeni bir strateji üzerinden gelişmeleri ele almaktalardır. Bu bağlamda, medya aracılığıyla kamuoyuna yansıyan; PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı yürütülen mücadelede gerçekleştirilen tutuklamalar ve etkisiz hale getirilen teröristlere ilişkin veriler ele alındığında meselenin ehemmiyeti de kısmen ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda sorulması gereken soru: “Türkiye neden güvenliği merkeze alan bir politika ihtiyacı hissetmiştir?” olmalıdır.

Söz konusu soruya cevap verilebilmesi adına Türkiye’nin iç güvenlik tehditleri bağlamında çözüm sürecinin sabote edilmesiyle beraber artan ve PKK üzerinden yürütülen etnik temelli bölücülük ile 15 Temmuz kalkışması sonrasında ortaya çıkan FETÖ tehdidi; bölgesel güvenlik politikası bağlamında ise Arap Baharı’yla beraber hızlı bir evrime giren Ortadoğu jeopolitiği, buna bağlı olarak gelişen Suriye İç Savaşı, Kuzey Irak Bağımsızlık Referandumu ve ABD’nin İran’ı öncelikli tehdit olarak ele almasıyla başlayan çatışma riskinin yanı sıra bu durumla ilintili bazı gelişmeler ele alınmalıdır. Dolayısıyla Türkiye, son dönemde gerek iç gerekse dış tehdit algısının oldukça yükseldiği bir süreçten geçmektedir.

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında yeniden revize ettiği silahlı kuvvetlerinin komuta kademesini geçtiğimiz günlerde toplanan Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararları çerçevesinde şekillendiren Ankara yönetimi, güvenlik sorunlarını çözmeden istikrarı sürdüremeyeceğinin farkındadır. Bunun temel göstergesi ise YAŞ kararlarıdır. Bu bağlamda komuta kademesinde önemli değişiklik ve düzenlemeler yapılmış olmakla beraber atamalardaki isimlere bakıldığında terör unsurlarıyla mücadele eden başarılı subaylara öncelik verildiği görülmektedir.

Bölgesel jeopolitik bağlamında ise Türkiye’nin güvenlik endişeleri aşağıdaki gibidir:

  1. Suriye İç Savaşı: Başladığı günden itibaren ülkedeki çatışmalara en fazla angaje olan ülkelerden biri olan Türkiye, milli güvenliği bağlamında Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak bir PKK-PYD/YPG koridorunu kırmızı çizgi olarak ele almıştır. Bu bağlamda Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleştirilmiş olup; son günlerde Afrin’e operasyon yapılması ihtimali kamuoyunda tartışılmaktadır. Bir yandan sert güç diğer yandan Astana Süreci örneğinde olduğu gibi yumuşak güç araçlarıyla Suriye jeopolitiğinde etkin konumda olmaya çalışan Ankara, söz konusu koridorun inşası halinde ciddi tehditlerle yüzleşecektir.
  2. Kuzey Irak Referandumu: Söz konusu referandum Ankara’yı birkaç açıdan tedirgin etmektedir. İlk olarak böylesi bir bağımsızlık kararının domino etkisi gösterme riski vardır. Bu bağlamda Suriye’nin kuzeyi, İran ve Türkiye hedef olabilir. Ayrıca referandumun gerçekleştirileceği bölgelerde Türkiye ile etnik bağları bulunan Türkmen nüfusun hak ve menfaatlerinin ihlali de bir diğer rahatsızlık konusudur. Irak jeopolitiğinde kazanan aktör olması halinde PKK terör örgütünün saldırılarının daha güçlü bir şekilde artması da beklenen gelişmeler arasındadır. Ayrıca İran bağlamında PJAK tehdidi etkisi fazla olmasa da varlığını hissettirmektedir.
  3. ABD-İran Rekabeti: Irak’ın 2003 yılında işgal edilmesinin ardından Ortadoğu’da oluşan güç boşluğundan maksimum seviyede kazançlı çıkan İran, bilindiği üzere Obama döneminde ABD ile müzakere sürecini başlatmıştı. Ancak Trump’ın başkan seçilmesiyle birlikte bu süreç sonlandırılmış, İran yeniden öncelikli tehdit olarak ele alınmış ve bu bağlamda birtakım konseptler geliştirilmeye başlanmıştır. ABD-İran rekabetinin doğrudan veya vekil aktörlerle ciddi bir çatışmaya dönüşmesi gerek Türkiye gerekse Ortadoğu için ciddi bir kriz ve güvenlik sorunu demektir.
  4. Körfez Krizi: Katar üzerinden şekillenen ve İran’ı da içine alan Körfez Krizi, Ortadoğu’daki oyunun kartlarının yeniden dağıtıldığını gösteren bir gelişmedir. Buradan hareketle kamuoyunda İslam NATO’su veya ARAP NATO’su olarak adlandırılan bölgesel askeri oluşumlar da istikrarsızlığın hâkim olduğu Ortadoğu’da yeni çatışma alanlarına zemin hazırlamıştır. Söz konusu çatışma alanları kapsamında olan Türkiye’nin yeni krizlerden doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilenmemesi ihtimal dışı bir durumdur.

Netice itibarıyla bir yandan iç dinamiklerin zorlaması ve bunlardan kaynaklı tehdit algısı diğer yandan ise bölgesel konjonktürün hızlı devinimi Türkiye’yi mevcut politikalarında yeni stratejik perspektif arayışına itmektedir. YAŞ kararlarında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesindeki değişikliklerde terörle mücadelede başarılı subayların rütbe alması söz konusu perspektifin somut ve temel uygulamalarının başında yer almaktadır. Bunun nedeni, Ankara’nın tehdit algısını terör ve hibrit savaş üzerinden  son dönemde maksimum seviyede hissetmesidir.

Bilindiği üzere Türkiye, 15 Temmuz’dan itibaren doğrudan ve dolaylı bir şekilde saldırı altındadır. Bu bağlamda 15 Temmuz, karar alıcılar tarafından darbe görünümlü bir işgal girişimi olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu kalkışma öncesi ve sonrasında Türkiye’yi başarısız devlet kategorisine sokma yönünde gösterilen çabalar, Ankara’ya yapılacak bir müdahalenin altyapısal hazırlığı niteliğindedir. Bu noktada Türkiye’nin Rusya ile İran’ı merkeze konumlayan, dış politikada dengenin tesisi olarak ele alınan; ancak Batı tarafından eksen kayması olarak tanımlanan bu süreç Türkiye’yi hedef haline getirmektedir. Hedefteki ülke Türkiye’ye dolaylı saldırılar PKK, DAEŞ ve onların türevleri olan terör örgütleri üzerinden gerçekleştirilmekte, böylece Ankara etnik ve mezhepsel bir kaos ve çatışmanın öznesi haline getirilmek istenmektedir. Doğrudan saldırı noktasında ise Suriye ve Irak üzerinden ABD ve Almanya başta olmak üzere Batı’yla yaşadığı sorunlar ve özellikle belirtilmesi gereken husus NATO’nun 15 Temmuz sonrası Türkiye’yi riskli ülke ilan etmesi Ankara’yı bu tedbirlere zorlamaktadır. Türkiye bu kapsamda, hem kararlı kadrolar hem de güçlü istihbarat faaliyetleri ile tehditleri minimize etmeye çalışmaktadır.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Kadir Ertaç ÇELİK
Kadir Ertaç ÇELİK
ANKASAM ABD-Güvenlik Danışmanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz