ABD’nin Türkiye’ye Yönelik Yaptırımlarının Uluslararası Hukuk Bağlamında Değerlendirilmesi

Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerinde 2018 yılının Ağustos ayının ilk gününde yeni bir kriz meydana gelmiş ve ABD’nin NATO’daki müttefiki olan Türkiye’ye karşı yaptırım uygulaması, ikili ilişkilerin kırılma noktasına geldiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Amerikalı Rahip Pastör Andrew Brunson’ın serbest bırakılmadığı gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yaptırım kararının alınması, çok büyük bir tepkiyle karşılanmıştır.

Üstelik bu gelişmenin ardından ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in yaptırımların sürdürüleceğine ilişkin açıklamada bulunması, ortaya çıkan krizin daha da derinleşeceğine işaret etmektedir.

Son zamanlarda ikili ilişkilerdeki bu tür olayların sayısı giderek artmakta, hatta Türk-Amerikan ilişkilerindeki kriz durumu sistematik bir nitelik kazanmaktadır. Taraflar arasında sürekli yaşanmakta olan krizlerin nedeni, ABD açısından bakıldığında büyük oranda Türk dış politikasında izlenmeye çalışılan dengeye dayalı çok boyutlu arayışlar ve bu bağlamda eksen kayması iddialarının sahadaki pratik yansımasını teşkil eden Ortadoğu politikalarındaki anlaşmazlıklarla ilişkilidir. Türkiye, terörle mücadeleye ve sınır güvenliğine özel bir hassasiyet gösterirken; ABD’nin terör örgütü PYD-YPG/PKK’yı desteklemeye devam etmesi ve 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) darbe girişiminin arkasındaki Fetullah Gülen’in Ankara’ya iade edilmesine dair taleplerin Washington tarafından sürekli reddedilmesi, ikili ilişkileri çıkmaza sokan başlıca faktörler olmuştur.

Ankara’nın Washington’un bu saldırılarına nasıl karşılık vereceği konusu, uzun bir süredir gündemdeki en önemli konular arasında yer almaktadır. Dolayısıyla siyasetçileri hedef alan ABD yaptırımlarının gelecekte nasıl şekilleneceği konusu, bu hamlelere verilecek cevabın niteliğini de belirleyecektir. Bu noktada merak edilen husus; bireysel boyuttaki yaptırımların Mike Pence’in söylediği gibi devlet düzeyindeki ekonomik yaptırımlara dönüşüp dönüşmeyeceğidir. Her halükârda Türkiye’nin olası ekonomik kayıpları önlemek adına yakın gelecekte yaşanacak gelişmelere hazırlıklı olmak için dış ekonomik bağlarını yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir. Zira Amerika’nın ilk başta dolaylı şekilde sergilediği düşmanca politikaları, daha sonra söylem düzeyinde vuku bulan yaptırım tehditlerine ve günümüzde de açık bir şekilde gerçekleşen saldırılara dönüşmüştür.

Bu bağlamda kendi iradesini ulusal yasaları aracılığıyla, tüm dünyaya dayatmaya çalışan ABD’nin uzun yıllardır başvurduğu yaptırım politikalarının ve buna ilgili ülkelerin verdiği cevapların uluslararası hukuk açısından incelenmesi büyük önem arz etmektedir. Burada özellikle Rusya boyutu Türkiye açısından daha bir ön plana çıkmaktadır. Zira ABD’li yetkililer iki Türk bakana yönelik yaptırım kararlarını açıklarlarken Rusya modeline başvurduklarını belirtmişlerdir. Dolayısıyla Türkiye’ye karşı yaptırımların hukuki dayanağını oluşturan Küresel Magnitsky Yasası’nı Rusya vatandaşları dışında ilk kez NATO müttefiki olan Türkiye vatandaşlarına yönelik uygulanması bu çalışmanın hareket noktasını oluşturmaktadır. Zira meselenin hassasiyeti nedeniyle isimlerinin gizli kalmasını talep eden bazı ABD’li yetkililer, Türkiye’ye uygulanması düşünülen yaptırımlarda, Rus hükümeti ve Vladimir Putin’e yakın olan yöneticilere uygulanan yaptırım modelinin esas alındığını ifade etmişlerdir. Bu nedenle ABD’nin Rusya’ya karşı uyguladığı yaptırım modelinin neleri içerdiği ve bu yaptırımlara karşılık olarak Rusya’nın nasıl bir yöntem izlediği göz önünde bulundurulmak suretiyle ABD yaptırımlarına Türkiye’nin sahip olduğu doğrudan ve dolaylı imkân ve kabiliyetleri çerçevesinde nasıl bir cevap verebileceğiyle ilgili öneriler bu çalışmada detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmalar Merkezi (ANKASAM) tarafından hazırlanan bu rapor, ABD’nin uzun yıllar boyunca çeşitli gerekçelere dayanarak uygulanmakta olduğu tek taraflı yaptırımları uluslararası hukuk açısından değerlendirmekte ve yaptırımların hukuki dayanaklarını ve uygulama koşullarını detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Çalışmada, tek taraflı zorlayıcı tedbirlerin uygulanmasına ilişkin hem hukuki hem de kuramsal çerçevedeki önemli hususlar dikkate alınmış ve ABD’nin söz konusu yaptırım politikaları karşısında hangi tedbirlerin alınabileceği hususunda önerilerde bulunulmuştur. ANKASAM’ın hazırlamış olduğu bu değerli çalışma, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına karşı, Türkiye’nin alabileceği tedbirlere ilişkin makul seçenekleri ortaya koymaktadır.

PDF

Yazarın diğer yazıları