ABD ve Taliban Barış Görüşmeleri

11 Eylül saldırılarından sonra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararı çerçevesinde, Taliban ve onun müttefiki olan El-Kaide’ye karşı savaş açarak kısa bir süre içerisinde Afganistan’daki Taliban rejimini yıkmıştır. ABD, Taliban’ı terör örgütü olarak tanımlayıp her türlü anlaşmayı reddetmiş ve savaşmayı öngören bir politika benimsemiştir. Amerikan yönetimi, bu politikayı 2010 yılına kadar devam ettirmiştir. ABD, Taliban’ı terör örgütü olarak tanımlamasından dolayı Talibanlı esirlere savaş hukuku çerçevesinde muamele etmemiş, dahası 2001-2010 yılları arasında söz konusu esirlere şiddet uygulayıp pek çoğunu ABD ve Afganistan topraklarının dışındaki Guantanamo Hapishanesi’ne hapsetmiştir. Esirlere karşı uygulanan şiddet politikası, insan hakları örgütleri tarafından protesto edilmiştir. ABD, 2010 yılından sonraki süreçte esirlerin takası konusunda Taliban ile doğrudan ve dolaylı görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bu bağlamda esirler, iki taraf arasında birkaç defa takas edilmiştir.

Savaş politikasının işe yaramadığını anlayan Amerikan yönetimi, 2010 yılından sonra Taliban’ı Afganistan devleti içerisine entegre etmeye çalışmıştır. Barışın somut adımı olarak önce Afganistan Yüksek Barış Konseyi kurulmuş, ardından Taliban’ın 2013 yılında Katar’da Siyasi Büro açmasına müsaade edilmiştir. Bahsi geçen iki siyasi kuruluşun amacının, Taliban ile Afganistan devletini barıştırmak, Taliban’ı Afganistan hükümetine entegre etmek ve esirlerin takas işlemlerini kolaylaştırmak olduğu açıklanmıştır. Öte yandan ABD, El-Kaide ile ilişkisini kesmesi halinde Taliban’ı terör örgütü listesinden çıkaracağını açıklamıştır. Sonuç itibariyle, günümüzde ABD Taliban’ı terör örgütü olarak görmemektedir.

Amerikan yönetimi, 2013 yılından sonraki süreçte ise ikili (ABD-Taliban), üçlü (ABD, Afganistan ve Taliban) ve beşli (ABD, Afganistan, Pakistan, Çin ve Taliban) görüşmeler gerçekleştirmeye başlamıştır. Taliban bütün görüşmelerde, Afganistan devletiyle barışın söz konusu olabilmesi için iki önemli koşulun yerine getirilmesini talep etmiştir. İki önemli koşul şunlardır:

  1. ABD ve NATO başta olmak üzere tüm yabancı askerlerin Afganistan topraklarından çekilmesi,
  2. Afganistan’da tam manada İslam şeriatının hâkim olmasıdır.

Taliban’ın talebi üzerine Amerikan askerleri Afganistan topraklarından çıkarılmış, 2014 yılında Afganistan devletiyle güvenlik anlaşması imzalanmış ve böylece ülkede kuracağı askeri üslerin hukuki zeminini oluşturmuştur. Amerikan dış politikasında savaşa önem veren ve şu an iktidarda olan Cumhuriyetçi Parti Lideri Donald Trump da Taliban’ı savaş üzerinden bitiremeyeceğini anlamış ve Taliban’ı siyasi-diplomatik yollardan Afganistan devletiyle barıştırma politikasını yeniden gündeme getirmiştir.

2001-2006 yılları arasında ABD’nin Kabil Büyükelçisi olarak görev yapan Afganistan kökenli Zalmay Halilzad, “Afganistan Özel Temsilcisi” olarak görevlendirilmiştir. Öte yandan Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen isimlerinden biri olan Halilzad, partinin iktidarda kaldığı süre boyunca ABD’nin Bağdat Büyükelçisi ve Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi olarak görev yapmıştır. Afganistanlı pek çok uzman ve yetkiliye göre; Afganistan 2001-2006 yılları arasında Halilzad tarafından yönetilmiştir. Bu bağlamda, Halilzad’ın yeniden ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi olarak görev alması oldukça dikkat çekici bir gelişmedir.

Halilzad, Afganistan barış sürecindeki görevinin sona ermesinden sonra ilk ziyaretini yine Afganistan’a gerçekleştirerek burada yetkililer, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle temaslarda bulunmuştur. Ardından Pakistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’daki Taliban temsilcileriyle görüşmüştür. Tüm görüşmelerde Afganistan’daki savaşı sonlandırmaya kararlı olduğunu belirterek, Taliban’ın tüm koşullarının ülkesi tarafından değerlendirileceğini bildirmiştir. Halilzad, Taliban’ın Katar’daki Siyasi Büro temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin verimli geçtiğini ve her iki tarafın da temaslara devam edeceğini bildirmiştir.

Bu noktada sorulması gereken sorular şunlardır: ABD neden Taliban’la ani bir barış görüşmesi başlattı? Eğer Taliban koşullarında ısrarcı olursa barış anlaşması imzalanabilir mi?

Taliban, bir taraftan Katar’daki Siyasi Bürosu üzerinden Amerika’nın küresel ve bölgesel rakipleriyle ilişki kurarak sahadaki etkinliğini arttırmış, diğer taraftan sözde El-Kaide ile ilişkisini kestiğini açıklayarak meşruiyet kazanmıştır. Başka bir ifadeyle Taliban, ABD’nin terör örgütleri listesinden kendisini çıkarmayı başarmıştır.

Geçmişe baktığımızda ABD, 2001 yılında “Terörizm ile Mücadele” adı altında Afganistan’a müdahale etmiştir. Fakat, 2001 yılında Afganistan’da iki tane terör örgütü varken günümüzde DEAŞ ve Taliban başta olmak üzere yirmiyi aşkın terör örgütü Afganistan’da ABD’nin gözü önünde faaliyette bulunmaktadır. Bu durumda, ABD bir taraftan uluslararası toplum nezdindeki itibarını kaybetmiş diğer taraftan ise aynı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) örneğinde olduğu gibi Taliban üzerinden Afganistan bataklığına saplanacağını hissetmiştir O dönemde ABD nasıl ki SSCB’ye karşı mücahitlere destek sağlamışsa, günümüzde diğer ülkeler de ABD’ye karşı Taliban’a destek sağlayabilir. Bundan dolayı ABD’nin düşman ve rakipleri, Taliban’a daha fazla destek vermeden Taliban’ı Afganistan hükümetine entegre etmeye çalışmaktadır.

ABD için şeriatın uygulanması ya da uygulanmaması önemli değildir. ABD açısından asıl önemli olan ülke çıkarlarının zarar görmemesidir. Örneğin, Suudi Arabistan’da da şeriat uygulanmaktadır ancak Suudi yönetiminin çıkarları ile ABD’nin çıkarları örtüşebilmektedir. Üstelik, şu anki Afganistan Anayasası’na göre İslam, ülkenin resmi dinidir ve tüm kanunlar şeriata uygun olarak düzenlenmektedir. Burada asıl önemli olan konu, ABD ve NATO başta olmak üzere tüm yabancı güçlerin Afganistan’dan çekilmesidir. ABD, Afganistan’ı kullanarak bir taraftan nükleer silahlara sahip olan rakiplerini (Rusya, Çin, Pakistan, Hindistan) ve büyük düşmanı olan İran’ı kontrol etmekte, diğer taraftan ise Afganistan’ın yer altı zenginliklerini sömürmektedir.

Görüldüğü üzere ABD, Taliban-Afganistan barışının tesisi için askerlerini hiçbir zaman ülkeden çekmeyecektir. Bu nedenle ABD, Taliban’a destek sağlayan ülkelerle, söz konusu desteklerini kesmeleri için görüşmeler gerçekleştirerek barışı teşvik etme politikasını gündeme getirmiştir. Eğer ABD, Taliban’a destek sağlayan ülkelerin Afganistan’daki çıkarlarını garanti etmeyi başarabilirse, büyük ihtimalle Taliban ve Afganistan hükümeti barışacaktır. Çünkü, geçmiş örneklerde Taliban’ı destekleyen ülkelerin girişimleriyle hem Taliban hem de diğer silahlı milisler kendi isteklerinden taviz vermeyi kabul etmişlerdir. Sonuçta, destekçi ülkelerin baskıları sonucunda Taliban ve diğer milis güçleri kendi koşullarından vazgeçerek Afganistan’la barış anlaşmasını imzalamışlardır. Taliban da geçtiğimiz haziran ayında Pakistan ve bazı ülkelerin girişimleri sonucunda Afganistan’ın ateşkes çağrısını kabul etmiştir. Bu süreçte Taliban ve ona destek sağlayan ülkelere sert bir tavır sergileyen Afgan komutan ve liderlerin gizemli bir şekilde öldürülmesi manidardır. Eğer ABD, Taliban’a destek sağlayan ülkeler üzerinden Taliban’ı Afganistan hükümetiyle barıştırabilirse “bir taşla iki kuş vurmuş” olacaktır. Yani, bir taraftan uluslararası toplum nezdinde kaybettiği güveni yeniden kazanacak, diğer taraftan Afganistan jeopolitiğini kullanarak Asya’daki rakip ve düşmanlarını kontrol edebilecektir.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Ahmad Khan DAWLATYAR
Ahmad Khan DAWLATYAR
ANKASAM Afganistan Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

2,791BeğenenlerBeğen
103TakipçilerTakip Et
1,723TakipçilerTakip Et
210AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

Macron’un Geri Adımı Protestoları Durdurmaya Yeter mi?

4 Aralık 2018 tarihinde Fransa Başbakanı Eduard Philippe’in akaryakıt zamlarının 6 ay süreyle askıya alındığını...

Rusya-Ukrayna Krizi: Kerç Boğazı ve Azak Denizi Meselesi

Rusya Federasyonu, Azak Denizi üzerinde karasularının ihlal edildiği gerekçesiyle Ukrayna’ya ait 3 gemiye el koyarak...

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz