ABD “Kumdan Kalelerini” Tasfiye Edip, “Yeniden Türkiye mi” Diyor?

https://www.bloomberg.com/view/articles/2017-10-12/trump-repeats-obama-s-mistakes-with-turkey

Bu dillerde mevcuttur: English العربية Русский

Özellikle ABD cenahından yapılan açıklamalar bizi böyle bir soruya yöneltiyor. Örneğin ABD Savunma Bakanı JimMattis, Sincar bölgesindeki PKK varlığının Türkiye’yi tehdit ettiğini ifade ederek, “PKK’nın Sincar bölgesinden çekildiğini görmek istiyoruz” derken; bir başkası da, “S-400’leri bırakın, Patriotları alın” çağrısında bulunuyor.

Daha da ötesi ABD Başkanı Donald Trump Fransa Cumhurbaşkanı EmanuelleMacron’u telefonla arayıp; “Türkiye ile Suriye konusunda işbirliği geliştirilmeli, yoğunlaştırılmalı” diyor. Yani Fransa’ya sakın ola kafana göre Suriye’de iş yapmaya kalkma, Türkiye’yi dikkate al çağrısında bulunuyor.

ABD, Fransa’nın bölgeye yönelik hırslarını ve ön alıcı hamlelerini Libya operasyonundan bildiğinden ötürü olsa gerek, böylesi bir uyarıyı kaçınılmaz bulmuş görünüyor. Yani ABD, kriz içinde kriz istemiyor.

Muhtemelen Trump ve ekibi Fransız basınını, özellikle de Le Figaro’yu yakından takip ediyorlar. Ve yine büyük bir olasılıkla bu gazetenin yazarı Renaud Girard tarafından kaleme alınan “Doğu’da dostlarına ihanet eden Batı” başlıklı yazıyı da okumuş görünüyorlar.

Avrupa ülkelerinin terör örgütü YPG için bir şeyler yapması gerektiğine, aksi durumda Türkiye’nin bölgede elinin güçlenmeye devam edeceğine vurgu yapan söz konusu yazıda tek kelimeyle Türkiye’ye karşı yeni bir Haçlı Seferi çağrısında bulunuluyor ve Osmanlı ile Kıbrıs Barış Harekâtına vurgular yapılıyor.

Şu an için bu çağrıdan ya da yazdırılan yazıdan, en azından ABD’nin memnun kaldığını söyleyemeyiz. Dolayısıyla, Trump’ın Macron ile yaptığı konuşmada kullandığı “geliştirilmeli, yoğunlaştırılmalı” şeklinde biten ifadesini siz; “geliştirin, yoğunlaştırın” şeklinde okuyun, böylesi daha doğru olur.

İngiltere Bir Kez Daha Devrede!

Buradaki temel soru şu olmalı: Burada ABD mi Türkiye noktasında İngiltere’yi ikna etti yoksa İngiltere mi ABD’yi?

Bana sorarsanız bunun cevabı İngiltere şeklinde olacaktır. Zira ABD’nin içine düştüğü durum bir kez daha İngiliz stratejik aklını ve oyun kuruculuğunu “Dünya Derin Devleti” açısından kaçınılmaz kılmış görünüyor.

Evet, Trump’unMacron’a yönelik bu çağrısının arkasında İngiltere’nin varlığı buram buram kendisini hissettiriyor. Ve yine anlaşılan o ki, İngiltere Almanya-Fransa ikilisinin Doğu Akdeniz-Ortadoğu ekseninde daha fazla kuvvetlenmesini ve bölgede oyun bozucu olmasını istemiyor. “SergeySkripal Krizi” üzerinden Avrupa üzerinde etkisini/nüfuzunu bir kez daha arttırmaya çalışan ABD-İngiltere ikilisi, bu hamlesiyle Ankara’yı Berlin-Paris eksenine de kaptırmayacağı mesajını veriyor.

Kumdan Kaleler Tasfiye Ediliyorsa O Zaman BOP Ne Olacak?

Burada sorulması gereken bir diğer soruda kaçınılmaz olarak BOP’un durumu ve geleceği hususunda olacaktır. Zira ABD hem Kuzey Irak hem de Kuzey Suriye bağlamında ciddi bir krize girmiş durumda. Buradaki en temel çıkması da, Türkiye’yi ikame edecek bir müttefik bulamaması. Buldum dediği de (örneğin PYD-YPG/PKK) ya topukluyor ya da açtığı çukurlara/tünellere gömülüyor. Ya da kendisini Türkiye ile karşı karşıya getirecek bir pozisyon içinde bulmak istemiyor.

Evet, ortada bir proje var ama bunu hayata geçirecek bir enstrüman yok. Bu olmadığı gibi, söz konusu projenin “meşruiyet zeminini” ayakta tutmakta da zorlanıyorlar. Daha da ötesi, müttefik kaybına uğramanın yanında, “karşı cephenin” kuvvetlenmesine zemin hazırlıyorlar.

Bundan bir tık ötesinin Türkiye’yi tamamıyla kaybetmek ve onunla savaşı göze almak olduğunun da farkındalar ki okuyucularım bununla ilgili şu son üç analizime bakabilirler: “ABD’nin Kumdan Kaleleri Bir Bir Yıkılırken”, “‘Afrin Vietnam Olacak’ Diyenlere Cevap ‘Çanakkale Ruhu Oldu!’” ve “Ankara-Washington Hattında Üç İtiraf, Tek Gerçek!”

Dolayısıyla geriye Türkiye’yi kazanmaktan başka bir çareleri kalmıyor. Nitekim Trump’ın bu son çıkışı, ABD-İngiltere arasındaki yeni ittifak inşa sürecinde Türkiye’ye ayrı bir rolün-önemin atfedildiğini ve Ankara’yı kaybetmek yerine, onu kazanmaya yönelik yeni bir stratejinin uygulamaya konulduğunu gösteriyor.

Yani, Türkiye’ye Sevr’i ve onun güncel versiyonu olan Büyük Ortadoğu Projesini (BOP) dayatmaktan vazgeçelim, “kazan-kazan” üzerine yeni bir işbirliği süreci başlatalım diyorlar.

Bu da bizi bir kez daha İkinci Dünya Savaşı öncesi konjonktüre ve Türkiye-İngiltere ilişkilerine götürüyor. İngiltere’nin yükselen Alman-İtalyan tehdidine karşı Türkiye’yi kazanma ve bu bağlamda Fransa’yı ikna stratejisinin bir benzeri bugün yine kendisini Suriye boyutunda gösteriyor…

Kaynak Milli Gazete
Yazarın diğer yazıları