ABD Heyeti Ortadoğu’da Neyin Peşinde?

Son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John R. Bolton ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da aralarında yer aldığı üst düzey bir Amerikan heyeti, Ortadoğu ülkelerini ziyaret ederek çeşitli temaslarda bulunuyor. Bu kapsamda söz konusu heyetin ilk durağı, İsrail’le bozulan ilişkileri onarmak üzere Tel Aviv oldu. Bahsi geçen ziyaretin ardından Türkiye’ye gelen Bolton, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’la “Suriye” merkezli gelişmeleri görüştü. Pompeo’nun ise önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Kuveyt, Bahreyn, Umman ve Ürdün gibi Arap ülkelerini ziyaret edeceği öğrenildi.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Bolton ve Pompeo’nun Ortadoğu’daki temaslarının ne anlama geldiğini alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşleriyle dikkatlerinize sunmaktadır.

Dr. Öğr. Üyesi Emre OZAN (ANKASAM Türk Dış Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı)

Dr. Emre Ozan, Washington’un Suriye’den çekilme kararının ani ve sansasyonel bir gelişme gibi görünmesine rağmen; meselenin özünün daha farklı olduğunu dile getirerek “ABD’de son dönemde Bolton ve onun gibi “şahin” olarak tanımlanan isimler göreve gelmiştir. Dolayısıyla Beyaz Saray’ın kendi içerisinde tutarlı bir Ortadoğu politikası var. Bunun en önemli mimarlarından birinin de John Bolton olduğu biliniyor.” açıklamasında bulundu. Asker çekme kararının zamanlama olarak beklenmedik ve ani bir gelişme olarak algılandığını belirten Ozan, ABD’nin tutumunun Ortadoğu’daki müttefikleri tarafından şaşkınlıkla karşılandığını ve sürecin birtakım belirsizlikler yarattığını vurgulayarak bu durumun Washington-Tel Aviv ilişkileri açısından ve ABD’nin terör örgütü PYD ile kurduğu bağ açısından beklenmeyen bir gelişme olduğunu belirtti. Bu bağlamda Ozan, “ABD’li heyetin çekilme sürecinden rahatsızlık duyan müttefikleriyle istişarede bulunmak amacıyla böyle bir ziyarette bulunduğu söylenebilir.” dedi.

Beyaz Saray’ın Ortadoğu politikasında birtakım sorunlar olduğunun da altınız çizen Ozan, Trump’ın yeni bir politika inşa etmeye çalıştığını belirtti. Bu kapsamda ABD’nin İran karşıtı bir politika izlediğini ve Washibgton’un temel önceliğinin İran’ı sınırlandırmak olduğunu söyleyen Ozan, “Ancak İran’ı sınırlandırma noktasında ABD’nin en çok ihtiyaç duyduğu aktörlerden biri de Suudi Arabistan’dır. Tahran’a yönelik yaptırımlar, petrol fiyatlarındaki istikrarsızlığı önlemek için Riyad’ın desteğini gerektiriyor. Ayrıca söz konusu ülkeyle Washington’un yaptığı silah anlaşmalarından elde edilen gelir de önemlidir. Ancak Kaşıkçı Cinayeti’yle başlayan hassas bir süreç de var.” dedi. Diğer yandan Ozan, Suriye’de İran’ın askeri etkinliğinin arttığını ve bu durumun özellikle de İsrail açısından tehdit oluşturduğunu ifade ederek “Söz konusu ziyaret, ABD’nin Ortadoğu politikasındaki yeni hedefleri nedeniyle hem müttefiklerden görüş almak hem de ABD’nin politikasına dair bilgi vermek amacıyla gerçekleşiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Haluk KARADAĞ (Başkent Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)

Dr. Öğr. Üyesi Haluk Karadağ, “ABD’nin girdiği yerden çıkmak gibi bir özelliği yoktur.” ifadesinde bulunarak Washington’un Ortadoğu’da ciddi bir hakimiyet kurduğunu dile getirdi. Bununla birlikte ABD ekonomisinin askeri harcamaları kaldıramadığına da dikkat çeken Karadağ, “Gelinen noktada Washington, ekonomideki olumsuz sinyalleri gördü. Zira ABD, Çin başta olmak üzere küresel aktörelerle verdiği mücadeleyi kaybetmeye başladı. Bu sebeple de tasarruf tedbirleri uygulanmaya başlandı. Asker çekme kararı da bu şekilde verildi.” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca Karadağ, tüm bu gelişmelere karşı ABD Savunma Bakanlığı’nın ısrarla çekilmeyi yavaşlatmak istediğini ve söz konusu hedef doğrultusunda Trump yönetimine baskı kurduğunu da dile getirerek ABD’li yetkililerin terör örgütü PYD’ye sahip çıkan açıklamalarını hatırlattı. Bu kapsamda Karadağ, “Bolton’un gelişi, Türkiye’nin yapacağı harekâtı Washington’un beklentileri doğrultusunda koordine etmek amacıyla düzenlenmiştir. Bu çekilmenin ne zaman ve ne şekilde yapılacağı ise ziyaretin ana maksadıdır. Ayrıca Kürtlere de ‘Size sahip çıkıyoruz.’ mesajı verilmiştir. Çünkü ABD, terör örgütü PKK’nın bölgedeki unsurlarına destek vermemesi halinde, bu terör unsurlarının Rusya’nın himayesine girebileceğini görüyor. Zaten bunu görür görmez de taktik değiştirerek ‘Sizin yanınızdayız, Türkiye’ye karşı sizi koruyacağız.’ söylemine sarılıyor.” dedi.

Ayrıca Suriye’den çekilme kararının ekonomik boyutuna da değinen Karadağ, ABD’nin ekonomik sorunlar hasebiyle Suudi Arabistan’dan yardım aldığını da dile getirerek “ABD ekonomik olarak yükü başkalarının çekmesini istiyor. Bunun faturasını da zengin Arap devletlerine yıkmaya çalışıyor.” açıklamasında bulundu.

Öğr. Gör. Ceyhun ÇİÇEKÇİ (Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Öğr. Gör. Ceyhun Çiçekçi, çekilme kararının bölge politikalarını Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti oluşturmak üzere inşa edenler açısından soğuk duş etkisi yarattığını belirterek İsrail’i işaret etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun açıklamalarını hatırlatan Çiçekçi, “İsrail, böylesi bir çekilmenin kendileri açısından sorun yaratmayacağını düşünüyordu. Lakin sahadaki gerçekler, Tel Aviv’in düşündüğü gibi değil; zira ABD’nin bölgede bulunmasının temel meşrulaştırıcısının genişleyen İran nüfuzu olduğu unutulmamalıdır. Hatırlanacağı üzere, 2017 yılında Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen sözde bağımsızlık referandumunu alenen destekleyenler de aslında ilerleyen vadede Kuzey Irak-Kuzey Suriye eksenli bir projeye de sahiptiler. Kaldı ki bahsi geçen referandum da İran’a karşı bir ‘Kürt Kalkanı’ oluşacağı iddiası üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılmıştı.” dedi. Çiçekçi, ABD’nin bölgeden çekilme kararının Türkiye’nin operasyon kararının konuşulduğu bir dönemde ilan edildiğini ifade ederek Türkiye’ye zaman kaybettirmeyi amaçlayan bu hamlenin, ‘Kürt Kalkanı’nı diğer bölge devletleri tarafından da kabul edilebilir bir noktaya getirmek amacıyla yapıldığını öne sürdü.

Bu bağlamda terör örgütü PYD/PKK’nın, “Kürtlerin katledilmesini engelleyecek bir anlaşma” gibi oldukça muğlak bir taleple savunulmaya çalışıldığını belirten Çiçekçi, “Kuvvetle muhtemel üstü kapalı olarak söylenmek istenen, terör örgütü PYD/PKK’nın varlığını kabul edilebilir bir noktaya ulaştırmaktır. Aksi halde İran tehdidi üzerinden uzun yıllardır bölgeye yatırım yapan İsrail için çok da kazançlı bir sonuç ortaya çıkmayacaktır.” diye konuştu.

Umut ARIK (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Umut Arık, ABD’nin Ortadoğu siyasetindeki esas amacın İsrail’in korunması olduğunu dile getirerek bu nedenle de Bolton’un Ortadoğu’daki ilk temas noktasının İsrail olduğunu söyledi. Trump’ın Suriye’den çekilme kararının değişmeyeceğini anlayan evanjelistlerin, bu çekilmeyi şekillendirmek istediğini belirten Arık, “ABD’nin politikası, Türkiye’den terör örgütü DEAŞ’a karşı müttefik olarak istifade etmek; fakat bunu yaparken terör örgütü PYD’yle de müttefiklik ilişkisini sürdürmek hedefiyle şekilleniyor.” açıklamasında bulundu.

Bu bağlamda ABD’nin söz konusu ziyaretlerle, Türkiye’nin PYD’ye karşı sahada attığı somut adımları durdurmayı ya da olası operasyonun kendisiyle koordinasyon halinde yapılmasını sağlamayı hedeflediğini söyleyen Arık, “Trump, İsrail’in güvenliğini terör örgütleriyle ve sonradan bölgeye sokmak için uğraştığı Arap devletleriyle mi temin edecektir?” sorusuna dikkat çekti. Bu kapsamda Arık, Türkiye’nin gelen heyete karşı sıkı bir duruş gösterdiğini ifade ederek ABD stratejisi diye ortada dolaşan şeyin İsrail’in güvenliğinden ibaret olduğunu vurguladı.

Washington tarafından ABD’nin bölgedeki varlığının devam ettirilmesi ve bunun da Türkiye vasıtasıyla gerçekleştirilmesi anlayışının benimsendiğini belirten Arık, “Beyaz Saray’ın bölgedeki hedeflerine ulaşabilmek için ittifak yapabileceği tek gerçek ortağı Türkiye’dir. Zira Türkiye de bunu kabul ederse, bölgede bir Suriye-ABD dengesi de kurulur. Aslında Ankara, bu dengeyi zaten kurmuş durumdadır. Ancak Washington’un terör örgütlerini desteklemekten vazgeçmesi ve Ankara’nın kırmızı çizgilerine saygı duyması gerekmektedir.” dedi.

Bülent ERANDAÇ (Gazeteci-Yazar)

Gazeteci Bülent Erandaç, Bolton’un sıkı bir “İran Düşmanı” olduğunu ifade ederek ABD’nin İran’a yönelik stratejisini Bolton’un yürüttüğünü dile getirdi. Türkiye’ye gelen heyete de Bolton’un başkanlık yaptığına dikkat çeken Erandaç, “Bolton’un Ortadoğu ziyaretlerinde Pompeo’da yer alıyor. Pompeo da bir evanjelisttir. Evanjelistlerin Trump üzerinde etkili olmasıyla, Washington’un Suriye politikalarında değişiklikler yaşanmaya başladı.” dedi. Ayrıca Erandaç, Türkiye’ye gelen heyette ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’un da bulunduğunu vurgulayarak Dunford’un Türkiye-ABD-NATO ilişkileri açısından dengeleyici bir imaj yaratmaya çalıştığını söyledi.

Gelen heyetin Türk yetkililerle yaptığı görüşmede sert bir tavırla karşılaştığını belirten Erandaç, “Bolton’un Ortadoğu ziyaretlerinde ilk durak olarak İsrail’i seçmesi düşündürücüdür. Zira Tel Aviv’de İsrail’in güvenliğine dikkat çeken ABD’li yetkililer, İsrail’in güvenliğini terör örgütleri aracılığıyla sağlamaya çalışıyor. Nitekim İsrail ziyareti esnasında Amerikalılar, terör örgütlerine Suriye’de bir uydu devlet kurdurmak ve daha sonra da bahse konu olan örgütleri İran’a karşı kullanmak amacıyla “Kürtleri koruma” yönünde bir algı oluşturmaya çalıştılar. Ancak bu yöndeki açıklamalar, tam da olması gerektiği gibi Ankara’nın tepkisini çekti.” şeklinde konuştu. Erandaç, Türkiye’nin kararlı bir duruş gösterdiğini kaydederek ABD’nin amacının Türkiye’nin yapacağı harekâtı geciktirmek olduğunun altını çizdi.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,008BeğenenlerBeğen
227TakipçiTakip Et
2,469TakipçiTakip Et
267AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz