AB Reform Toplantısında Brüksel’e Çağrı: Kararını Ver!

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik sürecinde atması gereken adımları kararlaştırdığı Reform Eylem Grubu (REG), ilk kez Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında topladı. “Avrupa Günü” olarak kutlanan 9 Mayıs’ta bu toplantıyı gerçekleştirerek AB’ye sembolik bir mesaj veren Türkiye, öncelik olarak vize serbestisi için gerekli olan 72 kriterden 66’sının tamamlandığını ve geriye kalan 6 kriter için çalışmaları hızlandırma kararı aldığını açıkladı.

Bu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan AB’ye üyelik süreci için hazırlanan reform paketinin ne anlama geldiğini ve Türkiye-AB ilişkilerinin seyrini tartışmaya açarak alanının önde gelen uzman akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa Nail ALKAN (ANKASAM AB Danışmanı)

Türkiye-AB ilişkilerinin durağan bir seviyede olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, “Türkiye ve AB arasında birtakım gelişmelerin yaşanması açısından gerçekleşen toplantı önem arz etmektedir. Cumhurbaşkanı’nın ve Dışişleri Bakanı’nın son günlerde sıkça ifade ettiği gibi AB’nin Türkiye’yi birliğe alıp almayacağına karar vermesi lazım. Türkiye’nin AB’nin vereceği karara göre kendi yol haritasını çizmesi gereklidir.” şeklinde konuştu.

Temmuz 2019 tarihinde Türkiye-AB ilişkilerinin 60’ıncı yılına girileceğini hatırlatan Alkan, “Neredeyse 60 yıldır Türkiye ve AB arasında ilişkiler devam etmektedir. Fakat Türkiye yıllar geçmesine rağmen vize serbestisi dahi elde edememiş durumdadır. Örneğin Kuzey Makedonya’ya bakıldığında, AB üyesi olmamasına rağmen Makedon vatandaşların Schengen vizesi olmadan 90 gün süreyle Avrupa ülkelerine serbestçe seyahat edebildikleri görülmektedir. Diğer bir örnek olarak Gürcistan’ın AB ile bir ilişkisi olmamasına rağmen, vatandaşlarının aynı şekilde 90 gün süreyle Avrupa’ya seyahat ettikleri görülmektedir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde sorulması gereken soru şudur; Türkiye’nin AB ile 60 yıldır süregelen ilişkisi olmasına karşın, Türk vatandaşları neden serbestçe Avrupa’ya gidememektedir? Türkiye 60 yıldır bu süreç içinde yer almaktadır ve artık birtakım şeylerin değişmesi gereklidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin vize serbestisi için gerekli olan 72 kriterden 66’sının yerine getirmesinin önemli olduğunu, fakat asıl sorunun terör meselesi olduğunu ifade eden Alkan, “Türkiye ve AB’nin teröre bakış açıları farklıdır. Avrupa’da, Türkiye’nin uğraşmak zorunda kaldığı herhangi bir terör faaliyeti bulunmamaktadır. Üyelik sürecinde vize serbestisinin sağlanmasında, geriye kalan 6 kriterden ziyade terör konusu daha fazla önem teşkil etmektedir. Ayrıca AB, Türkiye’ye taahhütte bulunduğu birçok yardımı da yerine getirmemiştir. Bundan dolayı AB’nin Türkiye’yi bu oluşum içinde isteyip istememesinin kararını vermesi lazım.” ifadelerini kullandı.

Son olarak Alkan, “AB’nin özellikle mülteci konusunda Türkiye’ye çok fazla ihtiyacı vardır. Çünkü AB’ye giden düzensiz göçmen sayısı Türkiye’nin çabaları sayesinde son yılların en düşük seviyesine ulaşmıştır. Ayrıca AB, enerji, ekonomi ve teknik alanlarda da Türkiye’ye ihtiyaç duymaktadır. Eğer AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı olmasaydı, geçen 60 yıllık süre içerinde bunu dile getirirdi. Diğer yandan AB’nin Türkiye’nin üyeliği sürecinde göstermiş olduğu tavır kafalarda soru işaretleri oluşturmaya devam etmektedir.” yorumunda bulundu.

Doç. Dr. Cem KARADELİ (Ufuk Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

“Avrupa Günü” olarak kutlanan 9 Mayıs tarihinin REG toplantısıyla aynı gün gerçekleşmesinin tesadüf olmadığını ifade eden Doç. Dr. Cem Karadeli, “Son günlerde iç politikada yaşanan gelişmeler neticesinde, birçok Avrupa ülkesinden yapılan açıklamalara bakıldığında Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığı yönünde bir algının oluşturulmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir. Bu açıdan toplantının Türkiye-AB arasındaki ilişkileri yumuşatma kapsamında Avrupa Günü olan 9 Mayıs tarihinde yapılması önemli bir mesajdı.” şeklinde değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı’nın toplantı sonunda yaptığı açıklamalarla AB’ye birçok mesaj verdiğini belirten Karadeli, “Yapılan açıklamalardan Türkiye’nin demokrasi taraftarı olduğu ve AB ile ilişkilerini iyi tutmak istediği açıkça görülmektedir. Bu Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde attığı siyasi bir adım olma özelliğini taşımaktadır.” dedi.

18 Mart 2016 tarihinde Türkiye ile AB arasında anlaşmaya varılan mutabakat çerçevesinde Türkiye-AB ilişkilerine de değinen Karadeli, “Cumhurbaşkanı’nın toplantı sonunda vurguladığı konuların başında İslamofobi, popülist Avrupalı siyasetçilerin zaman zaman gerginliği yükseltmesi ve medeniyetler arası yumuşama gibi meseleler vardı. Türkiye ve AB arasında üyelik süreci kapsamında iyi ilişkiler yaşanmaktadır; fakat bunun yanında mevcut olan birçok sorunun da mevcut olduğu görülmektedir. Gerçekleşen toplantı ikili ilişkiler bağlamında olumlu bir gelişme olmakla birlikte her iki taraftaki iç siyasette yaşananlardan bağımsız değerlendirilmemelidir.” açıklamasında bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Ali Onur ÖZÇELİK (Osmangazi Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Türkiye-AB ilişkilerinin son 20 yıl içerisinde farklı bir boyut kazandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ali Onur Özçelik, “1999 dönemi Türkiye’nin AB için resmi aday statüsü aldığı dönemdir. Dolayısıyla bu açıdan ilişkilerin 20’nci yılı içerisindeyiz. 9 Mayıs tarihinin Avrupa Günü olmasına Türkiye’nin bu denli sahip çıkması ikili ilişkiler açısından olumlu bir gelişme olmuştur.” şeklinde değerlendirdi.

Adaylık sürecinin başlamasından itibaren hem Türkiye’nin hem de AB’nin çok büyük değişimler yaşadığını belirten Özçelik, “Geçmiş dönemlerde Türkiye-AB ilişkilerinde iki tarafın isteksizlik ve hatalarından kaynaklanan istikrarsızlıklar yaşanmıştır. Bu açıdan Cumhurbaşkanı başkanlığında ‘9 Mayıs-Avrupa Günü’nde yapılan toplantının ve toplantıda tekrardan Helsinki ruhuna geri dönülmesi sinyallerinin verilmesi oldukça önem arz etmektedir.” yorumunda bulundu.

AB’nin kendi içerisinde yaşadığı birçok probleminin olduğunu vurgulayan Özçelik, “AB’nin bir numaralı gündem maddesi Türkiye değildir. Özellikle son aylarda yaşadıkları ekonomik krizler, Suriye Krizi’ndeki önemli meseleler ve Brexit konuları AB’yi oldukça meşgul etmiştir. Türkiye ve AB birbirlerini tamamlamaktadırlar. Bu vesilesiyle AB, Türkiye’nin istikrarsızlığını isteyecek son aktördür. Dolayısıyla Türkiye’nin ‘AB bizi bölmeye çalışacak’ ve ‘AB hiçbir zaman Türkiye’nin üye olmasını istemeyecek’ şeklindeki düşüncelerden kurtulması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

“AB’ye üye olmak” ile “AB standartlarında bir ülke olmak” kavramlarının birbirinden farklı şeyler olduğunu vurgulayan Özçelik, “Türkiye, iki kavram arasındaki ayrımı çözmeye başladı. Müzakereler sonucunda Türkiye’nin AB üyesi olup olmaması farklı bir şeydir; AB standartlarında bir ülke olması farklı bir şey.” diye konuştu. Vize serbestisi konusuna da değinen Özçelik, “Aday ülke statüsünde olmayan ülkeler dahi Avrupa’da serbestçe dolaşım hakkına sahipken AB, Türkiye’nin önüne belli kriterler koyarak işleri zorlaştırma yoluna gitti. Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamaya göre vize serbestisi konusunda yerine getirilmesi gereken 6 kriterin olduğu bilinmekte. Çözüme kavuşturulan 66 kriter teknik ve fonksiyonel kriterlerdi. Kalan 6’sı noktasında görüşmeler halen devam etmektedir.” şeklinde konuştu.

Türkiye-AB ilişkilerinin kritik süreçlerden geçtiğini belirten Özçelik, “Gelecek süreçte küresel açıdan yaşanacak gelişmelerin etkisiyle ikili ilişkilerde bir yakınlaşma olacaktır. Dolayısıyla 9 Mayıs, bir fırsat olarak görülmelidir. Sadece Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı yoktur; AB’nin de Türkiye’ye ihtiyacı vardır. İki tarafın, karşılıklı olarak iyi niyet çerçevesinde sorunları aşacağını düşünüyorum.” yorumunu yaptı.

Umut ARIK (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Umut Arık, mevcut hükümetin AB’ye tam üye olma konusundaki stratejik hedefinin değişmediğini, buna karşılık AB’nin Türkiye ile olan ilişkilerinde önemli eksikliklerin olduğu belirtti. Arık, “Gerçekleşen toplantı Türkiye-AB arasında var olan eksikliklerin giderilmesi açısından önemlidir. Bu açıdan AB ile temasların kesilmeyip devam ettirileceği anlaşılmaktadır. İki taraf arasında kurulacak temasların akışına göre Türkiye’nin AB açısından haksızlıkla yürütülen bazı yaklaşımları kabul etmeyeceği de açıkça görülmektedir. Bunun en güncel örneği olarak, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler ışığında AB’nin Türkiye’ye karşı göstermiş olduğu haksız tutum gösterilebilir.” diye konuştu.

AB’den vize serbestisi konusunda daha olumlu bir yaklaşım beklenildiğini ifade eden Emekli Büyükelçi, “Gümrük Birliği çerçevesinde cereyan etmesi beklenen karşılıklı ilişkilerin, AB’ye üye ülkeler ve üye olmayan ülkeler açısından ortaya koyduğu yeni imkanlar neticesinde Türkiye’nin de bazı ayrıcalıklara sahip olması gerekmektedir. AB ilişkileri kapsamında ortaya çıkacak olan problemlerden korunmasını sağlayacak bazı tedbirlerin alınması gerekir. Türkiye tarafından AB’den beklenen istekler bu açıdan nettir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Avrupa Parlamentosu’nun (AP) aldığı tavsiye kararlardan ciddi anlamda rahatsızlık duyduğunu ifade eden Arık, “Yaşanan tüm bu olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin stratejik hedefinin değişmemesi bir kararlılık göstergesidir. Türkiye’nin bu hedef doğrultusunda üzerine düşen sorumlulukları iyi niyet çerçevesinde yürüteceği, sembolik bir günde yapılan toplantıyla da belirtilmiş oldu.” açıklamasında bulundu.

Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran’a yönelik yaptırımlar karşısında AB’nin Türkiye’yle benzer bir tutum takındığına dikkat çeken Emekli Büyükelçi, “Bu tutumlar çerçevesinde uluslararası ilişkilerde ABD ile olan anlaşmazlıklar karşısında AB’yle yaşanacak olası yakınlaşmanın meydana gelmesi de gerçekleşen toplantının sonuçlarından biridir. Yaşanan bu gelişmeler ışığında gerçekleşen toplantı, her ne kadar AB’nin çeşitli kollarının Türkiye’ye karşı tutumları parlak olamasa da Türkiye açısından iyimser ve olumlu bir harekettir. Bu kapsamda mayıs ayının sonunda yapılacak olan AP seçimlerinin de ikili ilişkilerde bir dönüm noktası teşkil edeceği söylenebilir.” yorumunu yaptı.

Rıdvan TEZEL (Milliyet-Ankara Haber Müdürü)

Son dönemlerde Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerin istenilen seviyede olmadığını belirten Rıdvan Tezel, “Cumhurbaşkanı’nın toplantı sonrasında vize serbestisi için gerekli olan 72 kriterden 66’sının yerine getirildiğini açıklaması, geriye kalan 6 kriter için gerekli olan birtakım reformların yapılacağının sinyalini vermektedir. Bu ise son dönemlerde Türkiye-AB arasında düşük seviyede olan ilişkilerin ileriye taşınması açısından önemlidir. Vize serbestisi konusunda başta iş dünyası olmak üzere birçok alanda Avrupa’ya seyahatlerde aksaklıklar yaşanmaktaydı. Yaşanan bu aksaklıkların önüne geçilmesi açısından olumlu bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye-AB arasındaki ilişkilerin ilerleyen dönemde olumlu bir ivme kaydedeceğini ifade eden Tezel, “Bundan sonraki süreçte iki tarafın atacağı önemli adımlar olacaktır. Mayıs ayının sonunda AB Liderler Zirvesi toplanacaktır. Toplanan zirveden çıkacak kararlara göre iki tarafın çizeceği yol haritası olacaktır ve ilişkiler buna göre devam edecektir.” diye konuştu.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,718TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz