AB-Macaristan İlişkilerindeki Sorun Normlar mı; Yoksa Kimlik mi?

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

15 Eylül 2022 tarihinde Avrupa Parlamentosu, Macaristan’da Victor Orban Hükümeti’nin artık bir demokrasi olarak kabul edilemeyeceği ve ülkede Avrupa değerlerinin tehdit altında olduğu yönünde bir karar alarak Macaristan’ı, “seçimli otokrasi” olarak tanımlamıştır.[1] 18 Eylül 2022 tarihinde ise Avrupa Komisyonu, Macaristan’da yolsuzluk yaşandığı gerekçesiyle hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlallerine karşı, Avrupa Birliği’nin (AB) mali çıkarlarını korumak adına uyum politikası kapsamında taahhüt edilen yaklaşık 7,5 milyar avro tutarındaki fonun askıya alınmasını önermiştir.[2] AB kurumları tarafından bu kararların alınmasında, Macaristan’da seçim sisteminin işleyişi, yargı bağımsızlığı, yolsuzluk ve çıkar çatışmaları, veri gizliliğinin korunması, ifade özgürlüğü, LGBT hakları da dahil olmak üzere eşit muamele hakkı, Romanlar ve Yahudiler de dahil olmak üzere azınlıklara mensup kişilerin hakları, göçmenlerin ve sığınmacıların temel hakları gibi alanlarda yaşanan sorunların etkili olduğu belirtilmiştir.[3]

Macaristan’la ilgili bu sorunların başlangıcı, AB tarafından demokrasi ve insan haklarına saldırı şeklinde tanımlansa da 2011 senesinde onaylanan ve 2012 yılında yürürlüğe giren Macaristan Anayasası’na uzanmaktadır. Bu anayasayla birlikte ikili ilişkilerde tartışmalı anayasalar dönemi başlamıştır.

Macaristan, Suriye İç Savaşı’nın sebep olduğu göçmen kriziyle mücadelede, AB’nin göç politikasını reddederek kendi planını oluşturmuş ve yasalaştırmıştır. Macaristan Parlamentosu, 2018 yılında onayladıkları anayasa değişikliğiyle mülteci karşıtı önlemler almış, Macaristan’a yabancıların yerleştirilmesini ve sığınmacıların kabul edilmesini yasaklamıştır.[4] Bunun yanı sıra Macaristan’ın güney sınırına örülen teller sayesinde mültecilerin ülkeye girişi engellenmiştir. Böylece göçmen konusu, ikili ilişkilerin gerilmesinin temel nedenlerinden olmuştur.

Bir diğer konu ise, AB’nin temel insan hakları ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde bireysel haklar olarak değerlendirdiği LGBT haklarıdır. Macaristan’da 2020 yılında, cinsiyet değişikliğine ek olarak eşcinsel evlilerin evlat edinmesi yasaklanırken; 2021 senesinde ise 18 yaş altındaki kişileri eşcinselliğe ve cinsiyet değişikliğine teşvik eden içerikler yasaklanmıştır. Kararlar, AB tarafından ayrımcılık ve ırkçılık olarak nitelendirilerek eleştirilmektedir. Her ne kadar Macaristan, AB normlarıyla çelişen bu ve benzeri kararlar hasebiyle sıklıkla eleştirilere maruz kalsa da AB karar mekanizmasının işlemesinde diğer 26 üyeyle eşit hakka sahiptir. Bu durumun AB açısından ciddi sonuçlara sebep olduğu, 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’nda açıkça görülmüştür.

Savaşı kınayan ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini ifade eden Orban yönetimi, aynı zamanda AB’nin bu savaşta herhangi bir tarafın yanında olmaması gerektiğini savunmuştur. Nitekim Macaristan, AB’nin, Ukrayna’nın silahlanması ve Rusya’ya yönelik uygulanan yaptırımlar konusundaki girişimlerini reddederek diğer üyelerden farklı bir tutum benimsemiştir. Avrupa’da siyasi ve ekonomik açıdan birçok krize sebep olan Rusya-Ukrayna Savaşı’nda güçlü bir birlikteliğe ihtiyaç duyan AB, 2022 yılının Eylül ayında alınan iki kararla hem Macaristan’ın hukukun üstünlüğüne göre hareket etmesini ve demokrasi ilkelerini daha fazla benimsemesini hem de ekonomik sorunları olan Macaristan’da havuç-sopa stratejisini kullanarak ülke siyasetini AB lehine etki altına almayı amaçlamıştır. Nitekim bu bağlamda Orban, yolsuzlukla mücadele komisyonunun kurulacağını açıklamıştır.

Peki bu kararlar, Macaristan-AB ilişkilerinde ivmenin yönünü değiştirir mi? Bu soruya “evet” yanıtını vermek oldukça zordur. Son yıllarda yaşanan gelişmelerden açık bir şekilde anlaşılacağı üzere, AB ve Macaristan’ın olaylara bakışlarında farklılıklar bulunmaktadır. Söz konusu farklılıklar, yalnızca Orban’ın politikalarından mı kaynaklanmakta; yoksa temel sorun görünenin ötesinde bir sebebe mi dayanmaktadır sorunsalı irdeledndiğinde, Macaristan ve AB’nin değerler noktasında ayrıştığı; esas meselenin etnik temele dayalı bir kimlik sorunu olabileceği görülmektedir.

Bilindiği üzere kökenleri Asya’ya kadar uzanan Macarların ataları Hunlar olarak kabul edilmektedir. Günümüzde bu kimliğini korumak isteyen Macaristan’da, Türk soylarının kaynaşması amacıyla Türk-Hun Halkları Kurultayı, Macaristan ve Türk devletlerinin hükümetleri tarafından da desteklenerek iki yılda bir düzenlenmektedir.[5] Macaristan’ın Türk Dünyası’yla; yani Asya ile bağlarını güçlendirmek istemesini gösteren bir başka örnek ise Türk Devletleri Teşkilatı’dır. Macaristan’ın, Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye statüsüyle katılmasında tarihi ve kültürel bağların etkisi yadsınamayacak düzeydedir.

Macar kimliğine etki eden bir diğer faktör ise Macaristan’ın Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne tabii komünist bir devlet olmasıdır. Dolayısıyla Macar kimliğinin şekillenmesinde Türklerin, Doğu/Asyalı kimliğinin ve komünist rejimin etkisi oldukça fazladır. Bu sebeple Macaristan ile Batı arasında değerler noktasında bir ayrışma yaşanmaktadır. Macarlar, Batı’nın bazı politikalarını kendi kimliklerine, değerlerine ve egemenliklerine yönelik müdahale ya da zafiyetin başlangıcı olarak görmektedir.

Hatırlanacağı üzere Orban, göçmen kriziyle ilgili aldığı kararları, Macar ulusal kimliğine yönelik bir müdahaleyi engelleme girişimi olarak savunmuştur.[6] Yine LGBT’li bireylerle ilgili Macaristan’da yasalaşan kararla birlikte, Batılı diğer liderler tarafından AB’nin yalnızca ekonomik bir birlik olmadığı, aynı zamanda değerler ve özgürlükler birliği olduğu savunulurken; Orban ve destekçileri tarafından ise LGBT hakları bir ideoloji şeklinde tanımlanmıştır. Orban, bu ideolojiyi Macar değerleriyle uyuşmayan ve Macaristan’ın aile yapısını bozacak bir girişim olarak nitelendirmektedir.

Ulusal bir toplum olma duygusu güçlü olan Macarlar, referandumda LGBT karşıtı yasayı kabul ederek Orban’la aynı görüşü benimsediklerini göstermişlerdir. Bu ve benzer gelişmelerden anlaşılmaktadır ki; sosyal hayat, kamusal alan, hükümetin işleyişi ve normların kabul edilebilirliği gibi sayısı arttırılabilecek birçok alanda Macar toplumunun değerleriyle bazı AB değerleri örtüşmemektedir.

Tüm bu nedenlerden ötürü Macar toplumunu temsil eden Orban’ın insan haklarına, basın özgürlüğüne, hukukun üstünlüğüne ve demokratik ilkelere uymadığı gerekçesiyle ilerleyen dönemlerde de AB tarafından eleştirilmesi olasıdır. Çünkü bahsedildiği gibi Macar ulusu, Doğu kimliğinin unsurlarını da barındırmaktadır. Doğu ve Batı kimliği ise tamamen farklı tarihi süreçlerden geçerek oluşmuştur. Bu sebeple AB değerleri, Macaristan halkını rahatsız eden bir elbise gibi durmaktadır ve Macar toplumu, sıklıkla bu elbiseyi çıkartıp yerine kendi benimsedikleri değerlerle süslenmiş, güçlenmiş bir kıyafet giymek istemektedir. Batı’nın dünya görüşüne karşı kendisini bir özgürlük savaşçısı olarak nitelendiren Orban, değişiklik taleplerini 2014 seçimlerini kazandıktan sonra liberal olmayan kendine özgü bir demokrasi inşa edeceklerini belirterek açıkça ifade etmiştir.

Sonuç olarak 2004 yılında gerçekleşen büyük genişlemeyle AB’nin kapılarını açtığı Macaristan’da, AB üyelik süreci vesilesiyle birçok reform yapılmış ve AB değerleri çerçevesinde Macaristan’ın kurumları revize edilmeye çalışılmıştır. Ancak, Batılılaşmak ile Batılı gibi yaşamak, aynı şeyler değildir. Nitekim günümüzde Macaristan, AB içinde ama AB’den uzak bir yönetim anlayışıyla hareket etmektedir. Macaristan’ın üyesi olduğu AB tarafından hukukun üstünlüğü, demokrasi ve eşitlik gibi temel AB normlarına aykırı hareket ettiği gerekçesiyle tenkit edilmesinde, Orban Hükümeti’nin politikaları etkilidir. Ancak bu politikaların ötesinde, Macaristan ile AB arasında etnik temele dayalı bir kimlik sorunu olduğu ve dolayısıyla günümüzde yaşanan gelişmelerde bir kimlik ve değerler uyuşmazlığının etkisinin bulunduğu söylenebilir.


[1] “Hungary Can No Longer Be Considered A Full Democracy”, European Parliament, https://www.europarl.europa.eu/news/en/press-room/20220909IPR40137/meps-hungary-can-no-longer-be-considered-a-full-democracy,  (Erişim Tarihi: 22.09.2022).

[2] “Remarks by Commissioner Hahn at the College Read-out on the Protection of the EU Budget in Hungary”, European Commission, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/speech_22_5583, (Erişim Tarihi: 22.09.2022).

[3] “Rule of Law in Hungary: Parliament Calls on the EU to Act”, European Parliament, https://www.europarl.europa.eu/news/en/press-room/20180906IPR12104/rule-of-law-in-hungary-parliament-calls-on-the-eu-to-act, (Erişim Tarihi: 22.09.2022).

[4] “Macaristan’da Mülteci Karşıtı Önlemler Anayasaya Girdi: Yardım Edene Ceza”, BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44542375, (Erişim Tarihi: 22.09.2022).

[5] “Hun-Türk Halkları” Kurultayı Macaristan’da düzenlendi”, Türk Devletleri Teşkilatı”, https://www.turkkon.org/tr/haberler/hun-turk-halklari-kurultayi-macaristanda-duzenlendi_2595, (Erişim Tarihi: 22.09.2022).

[6] “Macaristan’da Mülteci Karşıtı Önlemler Anayasaya Girdi: Yardım Edene Ceza”, BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44542375, (Erişim Tarihi: 22.09.2022).

Gamze BAL
Gamze BAL
Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Akabinde Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisans eğitimini “1992 Sonrası Avrupa Birliği’nin Filistin-İsrail Sorununa Yaklaşımı” başlıklı teziyle tamamlamıştır. 2021-2022 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda doktora ders dönemini tamamlamıştır. Halihazırda Bal, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. İleri derecede İngilizce bilen Bal’ın başlıca çalışma alanları, Avrupa Birliği, güvenlik, etnik çatışmalar ve çatışma çözümü yöntemleridir.

Benzer İçerikler